Bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mı?

Bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mı?


Bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mı?

 

 

Geçtiğimiz gün gazetelerin birinci sayfalarında yer alan Yemenli annenin gözlerindeki acı ve bakışlarındaki hüzün size ne hissettirdi? Açlıktan sütü kesilen ve çocuğunu yatıştırmak için parmağını bebeğin ağzına uzatan annenin o bakışındaki sitemi fark edebildiniz mi? Duamdan başka bir çarem yok diyenler müstesna ama şaşalı meskenlerde yaşayan, lüks ve israf içinde boğulan ve kendilerini toplumun kaymak tabakası olarak değerlendiren sözde Müslümanların katılaşan kalpleri için o kadının yürek burkan görüntülerinin bir şey ifade ettiğini düşünmüyorum. Onlar bırakın taşın altına ellerini sokmayı bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın hesabı, donuk, duyarsız ve haram kokan yaşamlarına devam edecek ve bunu meşru gösterecek mazeretler ileri süreceklerdir bundan eminim. 

Bir kötülük, bir zulüm gördüğünüzde onu ortadan kaldırmak için çaba sarf edin diyen ve bu konuda bizlere model olan Resulullahın kutlu yolundan gidenler elbette olacaktır. Bu insanlar içinde bulundukları şartlar ne olursa olsun Filistin’de, Suriye’de, Yemen’de insanlar katledilirken ve anneler oğullarını kızlarını şehadete uğurlarken hüzne boğulacak ve biz ne yapabiliriz? Ya da ne yapmamız gerekirdi de yapamadık? diye sorup kendileriyle yüzleşmekten kaçınmayacaklardır.

 

Bilindiği üzere Yemen’de Suudi Arabistan, ABD işbirliği ile devam eden savaş onlarca masum insanın ve çocuğun ölümüne neden oldu. Savaşın getirdiği açlık, kıtlık ve mahrumiyet insanları çıkmaza ve çaresizliğe sürüklüyor. Küresel eşkıyalar Suriye’de, Irak’ta, Libya’da uygulanan aç bırakma politikalarını Yemen’de de sürdürüyorlar.

Yemen’de çocuklar açlıktan ölüyor, sağ kalanları ise bulaşıcı hastalıklarla mücadele ediyor. Savaş sağlık kurumlarını yerle bir etmiş, insanlar sağlık imkânlarından faydalanamıyorlar. Füzeler ise gökten sağanak sağanak yağıyor… 9 Ağustos 2018’de atılan füze pazara isabet etmişti ve kırk çocuk hayatını kaybetmişti. Küresel odaklar ve onların yerli işbirlikçileri sivilleri hedef alıyor ve Yemen’de çocuklar ölüme mahkûm ediliyor.

BM Genel Sekreteri sözcüsü kolera tehlikesine karşı 385 kişinin aşılandığını söylüyor. Peki, açlıktan yaşamını yitiren insan için neler yapılır? Siz bu insana önce temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak istemez misiniz? Savaşın durdurulması ve insanların kendilerini güvende hissedebilmesi için harekete geçmez misiniz? Açlık ve şiddetle mücadele eden o insanlara yapılan aşıyı hangi gerekçe ile izah edebilirsiniz? Endişeliyiz, kuşkuluyuz, güvenmiyoruz, inanmıyoruz çünkü onlar mazlumlar için iyi bir şey yapmazlar, yapmadılar da…

İngiliz akademisyen Aleks de Waal Nijerya, Güney Sudan, Somali ve Yemen’de devam eden açlığa dikkat çekiyor ve şu ifadeleri kullanıyor: “Günümüzde açlığa sebebiyet vermek bir siyahî silah haline geldi.” Birleşmiş Milletler verilerine göre Yemen’de 28 milyon kişilik halkın büyük çoğunluğu açlık kurbanı, on bine yakın kişi ise savaşta hayatını kaybetmiş. BM açıklamalar yapıyor, kınama mesajları gönderiyor, nasihatte bulunuyor… Eee sonra ne oluyor? Sonra savaş son şiddeti ile devam ediyor, ölenlere her dakika yenileri ekleniyor, masum halklar yurtlarından sürgün ediliyor ve dünya bütün bunlara göz yumuyor…

Yaşanan insanlık dramını dile getirip eleştiride bulunanlara İngiltere Savunma Bakanı dört milyar dolarlık savaş uçağı satacağım, olayı gündeme getirmeyin diyor. Dünyanın bütün kaynaklarını, göz boyayan madenlerini, petrollerini, elmas ve altınlarını elinize tutuştursalar bir çocuğun bir damla gözyaşına tercih eder misiniz? Etmezsiniz, etmemelisiniz...

 

milli gazete

Google+ WhatsApp