Bizdekiler de, “Nein nein”ı bırakıp tek vücut olmalı!

Bizdekiler de, “Nein nein”ı bırakıp tek vücut olmalı!


Bizdekiler de, “Nein nein”ı bırakıp tek vücut olmalı!

 

 

Dün Dolmabahçe’deydik..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın daveti ile, bilgilendirme toplantısına katıldık.

Ulusal Kanal da orada idi, Akit TV de..

Sözcü de orada idi, Milli Gazete de, Akit Gazetesi de..

Hatta.

Ermeni yayın organı genel yayın yönetmenleri de..

İçi yanan bir Başkan’ı dinledik.

Ülkesi için dertli bir lideri dinledik..

Bir tanesine, iki tanesine değil..

Türkiye Cumhuriyeti Başkanı’nın ağzından, dünya liderlerine verilen dersleri dinledik..

O batılı liderlerin riyakârlıklarını, nasıl yüzlerine vurduğunu öğrendik.

Bütün dünya liderlerine posta koyan, yüzlerine yüzlerine gerçekleri haykıran Cumhurbaşkanı’nı dinledik..

“Bunlar nasıl başbakandır, nasıl devlet başkanıdır anlamak mümkün değil” diye söze girdi..

Böbürlenmek için, muhataplarını itibarsızlaştırmak için değil..

İkircikli tavırlarını anlatmak için, somut örnekleri ile riyakarlıklarını ispat için..

“Diyoruz ki; ‘Bak Türkiye’nin karşısında bir terör örgütü var ve siz bir terör örgütüyle Türkiye’yi mi masaya davet ediyorsunuz? Önce bu yaklaşımınızı bir düzeltin.’ Ondan sonra ‘Nein, nein’ diyorlar. E ne ‘nein’ı işte söyledim” diye devam etti..

Gerçekten de..

Bir terör örgütünün Suriye’nin kuzeyinde hakimiyet kurmasına ses çıkarmayan devletler..

O bölgedeki terör örgütü hakimiyetini sona erdirmek isteyen Türkiye Cumhuriyeti’ne takoz olmaya çalışıyorlar..

Türkiye Cumhuriyeti, bir devlet..

Varsa bir yanlışı, çıkar söylersiniz.

Hatta, muhatabınız bellidir, bir yanlışı varsa, hukuk önünde hesap sorulması gerekirse, sorarsınız..

PYD de kim oluyor?

Kim oluyor ki, PYD’nin orda hakimiyet kurmasına seyirci kalıyorsunuz..

DAEŞ’ten ne farkı var, PYD’nin ki, DAEŞ için mücadele başlatıyorsunuz, tüm devletlerden yardım istiyorsunuz da..

PYD ile mücadele için elinizi taşın altına koymadığınız gibi, bir de bunu tek başına yapmak isteyen Türkiye’ye engel çıkartıyorsunuz?

Niçin; evet niçin PYD’yi, Türkiye Cumhuriyeti’ne tercih ediyorsunuz?

Tam da bunu söylüyor, Tayyip Erdoğan:

“Şansölye Merkel’e söyledim. Dedim bak, hükümetinizde ortağınız Dışişleri Bakanınız bu ifadeyi (Türkiye’ye silah satmayacağız) kullanıyor. Bunu ne ile izah edeceksiniz. ‘Bana bir şeyi izah edin’ dedim. ‘Biz, sizinle NATO’da müttefik miyiz, değil miyiz? Yoksa terör örgütünü NATO’ya aldınız da benim haberim mi yok?’ dedim. Böyle bir garip yaklaşım olabilir mi? Siz, bizden yana mısınız, yoksa terör örgütünden yana mısınız?”

Daha ne desin.

Bu ahlaksız devlet liderlerinin sergiledikleri riyakarlıklarını yüzlerine yüzlerine, daha nasıl vursun..

Oynadıkları kirli oyunun farkında olduğumuzu, onlara daha nasıl göstersin..

Erdoğan, birilerinin iddia ettiğinin tam aksine..

Tıpkı yıllar öncesinde olduğu gibi..

Sahici bir lider..

Alavere-dalaveresi olmayan bir siyasetçi..

Diplomatik nezaket derdinde olmayan, ne ise, onu açık açık söyleyen bir insan..

Birilerinin “savaş” olarak tanımladığı, çok ciddi bir operasyonla ilgili konuşmasında bile..

Diplomasiyi, kelimeleri tartmayı, kimseyi küstürmeyecek ifadeler kullanmayı tercih etmeyen..

Dobra dobra konuşan bir lider..

“İsim vermek istemezdim ama canım yanıyor. Onlar dara düştükleri zaman biz, bizim farklı değerlerimiz var diye yanlarında yer alıyoruz” diyerek, hem samimi duygularını aktarıyor..

Hem de haddini bilmeyenlere, derslerini vermekten çekinmiyor..

Benim aklımda Arap Birliği’nin takındığı, yakışıksız tavır var..

Dünkü yazım da, zaten o konuyla ilgili idi..

Sormak istiyorum, ama “sırtında yumurta küfesi olan birisine, haksızlık eder miyim” diye düşünüyorum..

Sahici lider, binbir hesap ile değil..

“İçi ne ise, dışı da o” olan kimliği ile..

 Kendi sorup, cevaplıyor..

“Siz sormuyorsunuz ama, ben cevaplayayım” diye söze giriyor..

Arap Birliği’nin Türkiye’yi küstahça kınaması üzerinden, “Suriye’deki operasyon bölgesinin hemen tamamı Arap.. Siz kimi kınıyorsunuz” diye hadlerini bildiriyor..

Türkiye’de 3,6 milyon arap kökenli Suriyeli’nin olduğunu hatırlatıp, “Onlara kucak açan Türkiye”ye yaptıkları hadsizliği hatırlatıyor..

Kısacası..

ABD’sinden.. Almanya’sına. Fransa’sına.. KKTC’sine.. Arap Birliği’ne..

Hepsine cevaplarını verdi..

Bugün de..

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, CHP, İP ve MHP yönetimi ile yapacağı görüşmeyi hatırlattı..

Bana da, böyle bir riyakarlıkların hakim olduğu dünya siyasetinde..

Türkiye’deki partilerin, sen-ben kavgalarını bırakıp..

Hiç mi olmasın, 40 yıllık şu terör sorununda bari, “tek ses” olmalarını istemek düştü..

Nasıl olsa, ilk seçime daha 4 yıl var.

Bu operasyon başarı ile tamamlanırsa, aklımızda Türkiye’deki hiçbir parti liderinin “nein, nein” dediğine ilişkin bir hatıra olmasın..

Başarı, tüm Türkiye’nin olsun..

AK Partisi ile.. CHP’si ile. MHP’si ile.. İyi Partisi ile..

Yok, “nein, nein” derseniz..

Almanlar gibi, böyle milli bir konuda dahi, “hayır hayır” çıkmazına düşerseniz..

Bu millet de..

Hafızasına, notunu alır!

 

YENİ AKİT

Google+ WhatsApp