Biz Kavala diyelim, siz Koç anlayın!

Biz Kavala diyelim, siz Koç anlayın!


Osman Kavala’nın dün duruşması vardı.

Gezi eylemlerinden dolayı tahliye olmuş, 15 Temmuz darbe girişiminden tutuklanmıştı..

Dünkü duruşma da 15 Temmuz ile ilgili idi.

Hukukta, kelime oyunlarını pek sevmem..

Ayak oyunları ile suçlu iken suçsuz çıkma operasyonlarına eyvallah etmeye gelemem..

Onun içindir ki, “Ama ama.. desteklediğin mevut yargı sistemi bile, Osman Kavala’yı geziden tahliye ettirdi.. sen hâlâ suçluyorsun” baskısı kurmaya çalışanlara boyun eğecek değilim..

Bildiğimi söyleyeceğim..

Hatta mevcut yargı sistemi ile örtüşmediğim noktaları da dillendireceğim..

Onların görmedikleri, görmezden geldikleri gerçekleri aktaracağım.

O açıdan, 15 Temmuz idi, gezi isyanı idi ayrımı yapmadan..

Genel olarak Osman Kavala olayına yaklaşalım.

Biz Osman Kavala diyelim.. Siz Divan otelini gezi isyancılarına açan, onları otelin lobisinde ağırlayan Ali Koç’u anlayın..

Biz Osman Kavala diyelim.. Siz göğsünde “çapulcuyum” yazılı tişört ile gençleri sokağa çıkmaya tahrik eden Cem Boyner’i anlayın..

Biz Osman Kavala diyelim.. Siz, binlerce masum genci sokağa döken karanlık oyunun organizatörlerini anlayın..

İşte bu anlamda..

Dünkü duruşmadaki, Osman Kavala’nın savunmasına bakalım:

“İddianamedeki suçlamaların hiçbiri, olgusal temele, delile, somut bir eylemin incelenmesine dayandırılmamıştır. Bunlar, dünya görüşüme, etik değerlerime ve sorumlu olduğum sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü faaliyetlerin amaçlarına taban tabana zıt iddialardır.”

“Olgusal temel”.. “Delil”.. “Somut eylem incelemesi”..

Eeee? Yani?

Sadede gel Osman efendi?

Bu ülkenin gençlerini sokağa çağırdığınız gezi isyanında amacınız ne idi?

“Benim darbe diye bir amacım olamaz” diyebilirsin..

12 Eylül darbecileri bile, “Biz darbe yaptık. Biz bu ülkenin yönetimine silah zoru ile el koyduk.. Biz Allah’ın ne bela insanlarıyız” demediler ki..

“Biz yönetime el koymak zorunda kaldık” dediler..

27 Mayıs darbecileri hakeza..

“Biz ne melun insanlarız.. Ne hain insanlarız. Ekmeğini yediğimiz ülkenin seçilmiş insanlarını devirdik.. Biz ne büyük ihanete imza attık” demediler ki..

“Ülkeyi düzlüğe çıkarmanın başka yolu yoktu” dediler..

28 Şubat darbecileri mahkemeye çıktıklarında..

Yine benzer savunmalarla karşımıza çıktılar..

Osman Kavala şunu dese, kısmen hak veririm: “Ben yalnız değilim. Benim gibi binlerce kişi, gençleri sokağa çağırdılar, onları cesaretlendirdiler. Biz onlarla birlikte suç işledik. Niye sadece beni ve birkaç kişiyi yargılıyorsunuz?”

Bu savunmada hak görürüm..

Ama..

14 yaşındaki Berkin Elvan’ın tüm gece sokaklarda polisle çatıştığı görüntüleri görüp, “bu iş kirli bir iş” demedi ise Osman Kavala..

Ahmet Atakan’ın, Ali İsmail’in geceyarılarında hiç yok yere polisle kavgalarını seyrettiği halde, ertesi günü gezicilerle birlikte “nerede kalmıştık” diyerek fotoğraf verdi ise, Osman Kavala..

Ölen/öldürülen gençler üzerinden, bu ülkenin seçilmiş insanlarını meydanlarda “Katil” diye sloganlarla mahkûm etmeye çalışıldığını gördüğü halde, “bir park için insanların ölümlerine sebebiyet vermek ne demek? Bir gencimiz öldü. sokakları terk etmedik. İkinci gencimiz öldü çekilmedik.. Bizim amacımız ne? Bizim bu hainliğimiz niye?” demedi ve bir özeleştiri yapmadı ise Osman Kavala..

Bekledi ki..

Gezi isyanının kıvılcımı ile.. 17-25 Aralık FETÖ hain emniyet darbesinin kıvılcımları birbirini tetiklesin..

Ülkenin seçilmiş insanları, sokak hareketleri ile işbaşından uzaklaştırılsın..

2019’da kirli İP-HDP-CHP ortaklığı ile mahalli seçimlerde yapılan darbe..

2014’de, sokak hareketleri ile ve FETÖ’nün öncülüğüyle gerçekleşsin diye planlar kotarılmış ise..

Osman Kavala istediği kadar, “Ben askeri darbelere karşı olan birisiyim” desin..

2013 gezi isyanındaki “Polis panzeri altında kalan hamile kadın çocuğunu düşürdü” yalanları eşliğinde insanların tahrik edildiği olaylarla..

1960 darbesi öncesindeki “Üniversiteli öğrenciler kıyma makinelerinden geçirilerek cesetleri yok edildi” yalanlarının üzerinden gerçekleştirilen kışkırtmaların ne farkı vardı?

40 yıl öncesine gitmeyelim..

Tam da 2013 gezi isyanı günlerinde.. Mısır’da da aynı tezgah sergilendi..

Oradaki seçilmiş yönetim, darbe ile indirildi.. Yine sokak hareketleri ile..

İnsanları Mısır’da sokağa çağıran Osman Kavala’lar, darbe sonrasında “biz ne yaptık” demediler..

“El bebek, gül bebek”“olması gereken oldu” deyip, darbeci Sisi’nin etrafında saf tuttular..

Onun içindir ki, Osman Kavala, “Ben darbe destekçisi değilim” diyorsa..

Ölen gençleri gördüğü halde, niye sokaklardan geri çekilmedi, izah etmelidir..

Niye Ali İsmail’lerin cesetleri üzerinden, yeniden insanları sokağa çağırıp, yeni gençlerin ölümüne sebeb oldular, açıklamalıdır..

Gençler, heyecanlı olabilir.. Yaptıkları illegal eylemlerin bilincinde olmayabilirler..

Ama..

“Sivil toplum yöneticisiyim” diyen Osman Kavala, o kadar kamu binasının harap edildiği bir sokak gösterileri silsilesinin sonunun nereye gittiğini öngöremediğini söylüyorsa..

Bugüne kadar yattığı süre, en azından bu suçu için bile, azdır; çok değil…

Google+ WhatsApp