Biz bu memlekette haine “hain” deriz, ey savcı…

Biz bu memlekette haine “hain” deriz, ey savcı…


Biz bu memlekette haine “hain” deriz, ey savcı…

 

 

Eğer, FETÖ ile mücadeleyi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 15 Temmuz ihanetine direnmiş bugünkü vatansever komutanlarına ihale edip, sivil bürokrasi, siyaset, yargı ve medyada herkes elini eteğini çekiyorsa, merak etmeyin davayı millet ele alır…

Bu zeminin doğmasına izin verilmesini tavsiye etmem, milletin yumruğu serttir, kurunun yanında yaş falan yanar, sonra bütün bu işler neden yaşandı diye kimse gözyaşları içinde ortalığa dökülmesin. 

15 Temmuz’un sahibi devlet değil, millettir.

Millet, Amerikan emperyalizmine karşı kazandığı zaferin müktesep hakkını kimseyle paylaşmaz, bakar, işler normalinde gidiyor mu, işine-gücüne bakar, hayır hainlerin biti yeniden kanlanıyorsa, söz milletindir, karşısında durulamaz. 

Siyasette, iş aleminde, medyada, bürokraside, tescilli FETÖ’cüyü koruyup kollamanın bir bedeli vardır, günü gelir, o bedelin faturasını millet keser, hiç merak etmeyin…

Mesela… Ben Fenerbahçeli’yim… Ekrem İmamoğlu şuymuş buymuş, şunu demiş, bunu yapmış beni hiç ilgilendirmez, kulübüme karşı FETÖ tarafından tezgahlanmış3 Temmuz kumpasında FETÖ’nün kanalı STV’ye çıkıp Aziz Yıldırım hakkında o lafları (¹ )söylemiş mi, tamam, gerisini ne tartışayım?.. 

 

Vatanseverlere ilişen olursa…

 

Mustafa Turhan Ecevit… Bir vatan evladı… Deniz yarbay rütbesindeyken 2009 FETÖ kumpasında yurtdışı görevinden geldi, “kaçar” diye tutuklandı. Suçu vatansever olmaktı, Poyrazköy davasında müebbetle yargılandı, aklandı, çıktı, görevine döndü SAT bünyesinden amiralliğe yükselen iki askerden biri… 

Akıncılar Davası’nda tanıklık yaptı, FETÖ’cü eski SAT mensuplarının tahrik konuşmalarını cevaplarken dayanamadı,“bu hainler” dedi. 

Utanmazlar, amiral Ecevit’in kendilerine hakaret ettiğini söyleyerek hakkında suç duyurusunda bulundular. 

Türk hukuk sisteminin içinde bir savcı var, adı: Kaan Kılıç..

Ne zaman FETÖ’cüler bir vatanseverden şikayetçi olsa, devreye giren bir savcı…

Onu önce, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Hukuk Hizmetleri Başkanı Hakim Albay Mehmet Yüzbaşıoğlu’nun evine polis göndermesiyle tanıdık. Alb. Yüzbaşıoğlu, tıpkı Ahmet Zeki Üçok gibi, TSK bünyesindeki FETÖ yapılanmasının üzerine 10 yıl önceden giden bir isim. Bedelini İzmir Casusluk Kumpası Davası’nda yargılanarak ödedi. Devletin kozmik odasına girilmesi kumpasında görev almış FETÖ’cü, Muharrem Köse’nin bu vatansever askeri hukukçumuzla ilgili şikayeti nedense, Kaan Kılıç’a ulaşmıştı… 

O da, işi bekletmedi, Yüzbaşıoğlu’nun evine polis bile gönderdi… 

Aynı savcı, tescilli vatan hainlerinin şikayetiyle bu kez Ecevit amirali hedef tahtasına oturttu… 

Şimdi… 

FETÖ ile Sivil Mücadele Platformu Genel Başkanı Muhammed Gömük, HSK'ya başvuruda bulunarak savcı Kılıç’ın incelenmesini talep etti. 

Buna gerek var mıydı? İbrahimoğlu vakası yaşandığı an, konu, kamuoyuna, “FETÖ yargıda baş mı kaldırıyor” başlıkları ile yansıdığı gün, demokrasinin kendini koruma doğal refleksinin devreye girmesi gerekmiyor mu? 

Yoksa… 

15 Temmuz’un üzerinden üç yıl bile geçmeden, bizler bu refleksi kaybettik mi? 

 

Millet mücadelede kararlıdır…

 

Siyasette ihanete bulaşmış isimler kendilerine yeniden ikbal yolları bulur mu, bilmem. 

Sivil bürokrasinin eyyamcılığını izlerim… 

Yargıda, medyada ne tür emperyalist planlar işler, hep birlikte görürüz… 

Ama bildiğim bir tek nokta var: MİLLET 15 TEMMUZ AKŞAMI ÜZERİNE GİYDİĞİ KEFENİ ÇIKARMADI…

Devletin bünyesindeki hain etkisiz kaldıkça emperyalizmin kutsal vatanını Irak-Suriye-Doğu Akdeniz hattında nasıl kuşattığını, HAÇLI’NIN İŞBİRLİKÇİSİ SAHTE MÜSLÜMANIdevre dışı bıraktıkça HAÇLI’NIN BİZZAT KENDİSİNİN nasıl ortaya çıktığını da görüyor. 

Rota bellidir: YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM…

https://www.youtube.com/watch?v=iClG-9ylB5o

 

 

star

Google+ WhatsApp