Biz bu görüntülere alışamadık

Biz bu görüntülere alışamadık


Salgın bir hastalıkla mücadele eden insanlarımız, bir belirsizliğe, bir bilinmeze doğru sürüklenmekteler. Bundan sonraki sürecin ne olacağını, hayatımızda nelerin değişeceğini hiç birimiz bilmiyoruz, bilmek de istemiyoruz. Bizler hâlâ gördüğümüz bu kâbusu anlamaya çalışıyoruz… Düşünün hayatınızın rutinlerini yaşarken daha önce hiç tanımadığınız, bilmediğiniz bir virüsle karşılaşıyorsunuz ve bütün yaşamınız baştan aşağı değişiyor. Yakınlarınızdan dahi uzaklaşıyor ve bilinmez bir dehlize doğru sürükleniyorsunuz…

 

Kulaklarınızda dram kokan hikâyeler yankılanıyor, acı haberler geliyor, cenazeler kalkıyor, insanlar kendilerini ölüme hiç olmadığı kadar yakın hissediyorlar. Covid-19 bir virüs değil biyolojik bir silah, sizi birbirinizden uzaklaştıran bir düşman, esrarengiz bir tehlike, ölüm kusan bir zehir ve siz bu esrarengiz tehlike ile başa çıkmaya çalışırken o belirsizlikten hiçbir şekilde kurtulamıyorsunuz.

 

Sokaklarımızda kol gezen virüsle yaşamak doğal olarak insanlarımızda yeni korkuların, yeni endişelerin ortaya çıkmasına neden oldu. Korku belli bir dozda kaldığı sürece bir sinyaldir ve gereklidir. Ancak korkular itidal sınırlarını aştığında hayatla kurduğumuz bağ zayıflar ve her şeyden uzaklaşmaya başlarız. Çevremizdeki insanlara baktığımızda sürecin o noktaya doğru gittiğini görmekteyiz. İnsanlar kaygı, yalnızlaşma ve depresif sorunlarından bahsediyor ve bu sorunları aşabilmek için çareler arıyorlar. Birçok kişi, uyku ve yeme bozukluğu, mutsuzluk, ölüm korkusu gibi sorunları ile başa çıkmaya çalışıyor. Yargılarınızı bir tarafa bıraktığınızda aslında bu kaygıların pek de yersiz olmadığını görürsünüz. Ardı sıra gelen ölüm haberleri, hastaların dramatik görüntüleri, insanların endişeli bakışları, hastalığın alıp götürdüğü umutlar ister istemez insanları etkiledi.

 

Geçtiğimiz hafta kapıda komşumla karşılaştım, “Ölümün bu kadar yakın olduğunu hiç bu kadar yoğun hissettiğimi hatırlamam” dedi. Ölüm hep vardı ve hep yakındaydı ama insanlar gündelik meşgalelilerin peşinde koştururken ölümü, hayatın geçiciliğini unutmuşlardı. Ölümü tefekkür etmek kötülüklerin önünde kalkandır ancak pandemi sürecinde yaşanan ölüm duygusu bundan çok daha farklı bir şey. Burada insanlar, korku, panik, kaybetme, yalnızlaşma ve çaresizliği aynı anda yaşıyorlar.

 

İnsanlar belirsizlikten ve yakınlarını kaybetmekten korkuyorlar. İki kişiden birinin ölüm duygusundan, ölüm korkusundan bahsettiklerini görmekteyiz. Peki, ama korku neyi çözebilir? Ya da korkularımızla nasıl başa çıkabiliriz? Ölüm bütün insanlar için bir göç, bir geçiş merasimi, yeni bir diriliş. Allah kitabında iyilerin ahiret yurdunda ebedi saadete ulaşacaklarını haber veriyor ve onları müjdeliyor. O halde ölüm iyiler için bir korku değil vuslat olarak algılanmalıdır. Ölümlü dünyanın büyüsüne kapılanlar ise hayatlarını yeni bir bakış açısı ile kritik edip vahyin ışığına koşmalı ve Allah’ın rahmetine sığınmalıdırlar.

 

VAKTİ NAKDE ÇEVİREBİLİRSİNİZ

 

Koronvirüs nedeniyle vakti evlerinde geçiren kişiler eşleri ile sık sık kavga ettiklerini ve bu durumun kendilerini çıkmaza sürüklediğini ifade ediyorlar. Covid-19 nedeniyle insanların kaygı ve endişeye kapılmalarını elbette anlayabiliriz ancak daha evvel bir araya gelememekten, eşleriyle ve çocuklarıyla hoşça vakit geçirememekten yakınan insanların bir arada olmaktan duydukları rahatsızlığı kabul etmek mümkün değil. Allah aşkına paylaşamadığınız ne var hayatınızda? Siz ailenin en etkin bireyleri değil misiniz? Peki, nedir aile? Kadın, erkek ve çocukların aynı çatı altında yaşamaları mıdır sadece? Birbirlerine donuk ifadelerle bakıp vakit tükettikleri ortam mıdır ya da? Hayır hayır… Aile sevgidir, bir arada yaşayabilmektir, sinerjidir, dayanışmadır, paylaşımdır. Eğer kadın ya da erkek evlerimizde geçirdiğimiz şu günlerde daha sık tartıştıklarını ve birbirlerinden uzaklaşmaya başladıklarını ifade ediyorlarsa burada bir iletişimsizlikten, bağ kuramamaktan bahsedebiliriz. Zira birlikte geçirilen vakitlerde müşterek kararlar, faaliyetler ve etkinlikler pekâlâ mümkün olabilir ki, bu aynı zamanda bir paylaşım vesilesi olacaktır. Peki, neler yapılabilir?

 

Çay sohbetleri: Gündelik meşgalelerden fırsat bulup eşinizle ve çocuklarınızla vakit geçiremediğinizden şikâyet ediyordunuz değil mi? Peki, evde bulunduğunuz şu günleri fırsat bilip aile fertleri ile sohbet edip hoşça vakit geçiremez misiniz? İsterseniz bir deneyin ne dersiniz zira bu birbirinizi daha yakından tanımanıza yardımcı olacaktır.

 

Müşterek faaliyetler yapabilirsiniz: Çocuklarınızla kitap okumak, sosyal etkinliklere katılmak, hoşça vakit geçirebileceğiniz oyunlar oynamak gibi meşgaleler üretebilirsiniz. Bu tür faaliyetler aynı zamanda sizin çocuğunuzla kaliteli vakit geçirmenize de yardımcı olacaktır.

 

İlmi çalışmalara ağırlık verin: Aile fertleri ile ilmi çalışmalar yapabilir, verimli sohbet ortamları oluşturabilirsiniz. Bu hem bilgi ve düşünce evreninizi geliştirecek hem de vakti nakde çevirmenize yardımcı olacak bir durumdur.

 

Yakınlarınızla ilişkilerinizi geliştirin: Pandemi döneminde vaktin çoğunu evlerinizde geçirmektesiniz ancak bu sizi yakınlarınızdan uzaklaştırmamalı, onları telefonla arayıp hâl hatır sorabilirsiniz.

 

Aile fertleri ile seçtiğiniz bir filmi izleyip kritik edebilirsiniz.

 

Ailenizle vakti daha verimli geçirebilmek için neler yapabileceğinizi konuşabilir ve ihtiyaçlarınıza uygun etkinlikler üretebilirsiniz.

Google+ WhatsApp