Bit pazarına nur mu yağıyor?

Bit pazarına nur mu yağıyor?


Bit pazarına nur mu yağıyor?

 

 

Eskiye rağbet edilmeyeceğini anlatmak için kullandığımız bir atasözümüz..

Atasözünü tam cümle ile aktaracak olursak, “Eskiye rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağardı” şeklindedir..

“Bit pazarı” ifadesi, yazımızın içinde ismi geçecek kişiler için biraz ağır kaçıyor ama..

Kastımız, kimseyi tahkir etmek değil..

Atasözlerimiz eşliğinde, hem birilerinin yaman çelişkisini yüzlerine vurmak.

Hem de bu çelişkinin farkında olmadan, nefsine hoş gelen pohpohlamalara aldananlara, “nehir, yokuş yukarı akmaz” hatırlatmamızı yapmak..

Hangi sebeble bu atasözünü hatırlatma ihtiyacı hissettim?

2002’de tek başına iktidara gelen AK parti kadrolarının içinden, bazı isimler, bugünlerde bulunmaz Hint kumaşı gibi, el üstünde tutuluyorlar da, ondan..

En son olaydan başlayarak aktarayım..

Cuma günü mesai saati sonrasında, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya görevden alındı. Yerine yardımcısı Murat Uysal atandı..

Görev değişikliği ile birlikte, bir vaveyladır koptu..

Vay, sen misin, Merkez Bankası Başkanı’nı görevden alan..

Sanırsınız ki, Merkez Bankası Başkanı değil, halkın seçtiği cumhurbaşkanı görevden alınmış.

Sanırsınız ki, görevden alan da, devletin en tepesindeki Cumhurbaşkanı değil de, kerameti kendinden menkul, birisi.. Mesela, belindeki silaha güvenen bir kişi..

CHP’lilerden başlayın.

Solcu gazetecilerden, marksist yazarlardan devam edin.. 

“Dolar 10 TL olacak, 31 mart’ın ertesi günü, IMF ile anlaşma yapılacak”türünden tahminlerinin hiçbirisi tutmayan, ekonomistlerle yürüyüşü sürdürüp...

3 yıl önce bu ülkenin başbakanlık koltuğu kendisine teslim edilen Ahmet Davutoğlu ile finali yapın..

Hepsi itiraz ediyor..

“Olmaz.. Olamaz.. Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, görevden alınamaz..”

Durun arkadaşlar..

Panik yapmayın..

Rahat olun..

Stres yapmayın.

Her şey yolunda gidiyor..

Görevden alınan, görevden alandan daha üst makamdaki birisi değil..

Görevden alan, 5 yılda bir halka gidip, dolarından, bütçe açığına kadar her şeyin hesabını veren bir siyasi..

Görevden alınan ise, görevden alanın emrinde çalışan bir bürokrat..

Yok bağımsız imiş.. 

Yok dünyada bu iş böyle imiş..

Boşverin siz o palavraları..

Biz bağımsız denilen kimi anlı şanlı kişilerin, nerelerinden, kimlere bağlı olduklarını çok iyi biliriz..

Demokrat geçinenlerin, nasıl askeri darbe teşvikçisi olduklarını çok iyi biliriz..

Demokrasi, özgürlük diyen nice devletlerin, ülkelerinde nasıl işkenceleri hayata geçirdiklerinin canlı şahitleriyiz..

“İnsan hakları” diyenlerin, sıra kendi menfaatlerine geldiğinde, yüzbinlerce insanı nasıl katlettiklerini yakinen biliriz..

Boşverin siz o mavalları..

Cumhurbaşkanı, böyle uygun görmüş ise..

Kararı verir, Merkez Bankası başkanı’nı görevden alır..

Bu kadar basit..

Yok, Merkez Bankası başkanı görevden alınamaz diyorsanız..

O zaman, doların yükselmesinin, bütçe açığının artmasının, domatesin fiyatının, patlıcanın zirve yapmasının hesabını, niçin Tayyip Erdoğan’dan soruyorsunuz?

Gidin Merkez Bankası Başkanı’ndan sorun..

Tersi de geçerli..

Ülkede işler iyi gittiğinde..

Niçin mevcut siyasileri göklere çıkarıyorsunuz.. 

İşi yapan Merkez Bankası Başkanı ise.. 

Merkez Bankası Başkanı’nın kapısına dayanıp, “Yaşa Murat.. Paşa Murat”sloganları ile, tezahüratınızı yapın.. Merkez Bankası Başkanı, hangi siyasetçiye işaret ediyorsa, oyunuzu ona verin..

**

İşin daha önemli yanı..

Murat Çetinkaya, Merkez Bankası Başkanlığı’na atanırken..

Kendi monşerleri göreve getirilmediği için, atmadık çamuru bırakmayan muhaliflerin. CHP’lilerin. Solcuların.. Kapitalist kafalıların..

Şimdi Murat Çetinkaya’nın görevden alınmasına karşı çıkmaları..

Anlıyorsunuz ki, adamlar her şeye itiraz etmeye kurgulanmışlar..

Murat Çetinkaya’nın göreve gelmesine itiraz ederken de..

Görevden alınması kararına itiraz ederken de..

Aslında durdukları nokta..

Ülkenin seçilmiş insanlarına iş yaptırmama noktasındaki duruşları..

Yoksa.. 

Murat Çetinkaya’yı da sevmezler..

Yerine gelen diğer Murat’ı da sevmezler..

Onlar, Bülent Ecevit başbakanlığındaki hükümet döneminde.. 2001 dolar krizinde, bir gecede yaşanan % 100’lük devalüasyonda, kendi şahsi parasını dövize geçiren Gazi Erçel’leri severler..

Onların devirleri kapandığı için..

“Kara”ları bağlamışlardır.. “Yas” tutmaya devam etmektedirler..

Bir Murat geldiğinde de itiraz ederler..

Diğer Murat geldiğinde de kızarlar..

Ali Babacan görevde iken, “Bu çocuk da nereden çıktı? Tek özelliği, eşinin başörtülü olması. Eş durumundan ekonominin başına getirildi” derler..

Ali Babacan Hükümetten ayrıldığında, “AK Parti’nin iyi yıllarındaki ekonominin mimarı” diye pohpohlamaya kalkarlar..

Sanki, AK Parti’nin ekonomide başarılı olduğu yılların varlığını, daha önce bir defacık bile olsa söylemişler gibi!

Ahmet Davutoğlu, düne kadar, “Suriye çıkmazının mimarı” idi..

Şimdi Tayyip Erdoğan’a itiraz sadedinde bir-iki laf edince.. 

Nerede ise, “demokrasi kahramanı” ilan edilecek..

Karşı mahallenin adeti bu..

Peki bizim mahalledekilere ne oluyor?

Ki.. Ahmet Davutoğlu da....

Karşı mahallenin bu ahlaksızlığını göre göre..

“Faizi indirme” tartışmasından kaynaklandığı ayan beyan ortada olan bir görev değişikliğinde..

“Faiz yüksek oranda kalsın” diyen başkandan yana tavır alıyor?

Karşı mahallenin sahte rağbetine niye aldanıyor?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp