Birileri “yiyin birbirinizi” derken... AK Parti’de şeffaflığı gördünüz mü?

Birileri “yiyin birbirinizi” derken... AK Parti’de şeffaflığı gördünüz mü?


Birileri “yiyin birbirinizi” derken... AK Parti’de şeffaflığı gördünüz mü?

 

Ahmet Davutoğlu’nun, Ali Babacan’ın AK Parti’yi bölmek üzere yola çıkması..

Ardından Şehir Üniversitesi ekseninde önce Davutoğlu ekibinden Tayyip Erdoğan cenahına eleştirdiler.

Sonra Erdoğan’dan, Davutoğlu ve Babacan’a uyarılar gelince..

Özellikle AK Parti karşıtları “Yiyin birbirinizi” konumuna geçip, kahvelerini ellerine alıp, kavgayı seyretmenin keyfini yaşamaya koyuldular..

Bir yandan da..

“Oooo.. Bakın bakın. Arsa tahsisleri. Taşınmaz devirleri.. Kamu bankasından krediler.. Dökülün dökülün.. Daha neler çıkacak” diyerek, ellerini ovuşturmaya başladılar..

Oysa ben tartışmanın ayrıntılarına vakıf oldukça..

AK Parti iktidarı döneminde yolsuzluk olduğu iddialarını dillendirenlerin ne kadar boş konuştuklarını görüyorum..

Düşünün..

Taraflardan birisi, AK Parti’nin daha üç yıl önce genel başkanlık koltuğunu işgal eden birisi.

AK Parti adına başbakanlık yapan birisi..

Diğeri de, AK Parti iktidarındaki Cumhurbaşkanı.. 

Birbirleri ile ne kadar yakın ilişki içindedirler..

Ne kadar gizemli bilgilere sahiptirler..

Ne kadar aralarında özel gibi görünen konuşmalar geçmiştir..

Şimdi bu iki taraf, birbiri ile, deyim yerinde ise kanlı-bıçaklı olmuş..

Ama..

CHP iktidarlarında gördüğümüz türden bir yolsuzluğu..

Ne Cumhurbaşkanı eski Başbakan’a.

Ne de eski Başbakan, Cumhurbaşkanı’na yöneltemiyor..

Evet, Cumhurbaşkanı “Bunlar mı dürüst” diyor ama..

“Bunlar kamu bankasını dolandırmaya kalktılar” diyor ama..

“Bunlar dolandırdılar” demiyor, diyemiyor..

Çünkü..

AK Parti iktidarında, parti içindekiler dahi, bazı yanlışlara teşebbüs etseler de..

Sonuçta, yanlışı gerçekleştiremiyorlar..

Ahmet Davutoğlu, kendi adına olmasa da.. Yönetiminde söz sahibi olduğu bir üniversiteye devletten arsa devri temin etmiş ama..

Başka üniversitelere sadece tahsis yapılırken, bu üniversitede fazladan taşınmaz devri de yapılmış ama..

Tapuya şerh de konulmuş: “Sadece eğitim öğretim amaçlı kullanılabilinir” denilmiş..

Kaldı ki, bunu bile mahkeme iptal etmiş..

Başbakan da olsanız..

Kafanıza göre takılamıyorsunuz, yani..

Sistem, hukuktan yana, tıkır tıkır işliyor..

Diğer taraftan..

Kamu bankasından kredi almışlar..

Bir telefonla, şu veya bunun karşılığında..

O kredinin üzerine yatılması, eski iktidarlar döneminde klasik işlerden olduğu halde..

Tayyip Erdoğan eyvallah etmemiş..

“Borç ne ise, ödensin.. Bankanın parasını geciktirtemem” demiş..

Bu arada hemen hatırlatalım..

AK Parti iktidara gelene kadar, kamu bankalarının tamamının nasıl zarar ettiklerini.. Bakanlar bir kenara, iktidar partisinin il başkanlarının bile, kamu bankalarını nasıl kullandıklarını hatırlatalım..

Mesela..

Çok dürüst gösterilen Erdal İnönü’nün, kendi borcu olmasa da..

Kayınbiraderinin borcu için, ipotek koydurduğu Boğaz’daki yalısını.. Vakfa devredip, kamu bankası olan Emlakbank’a borcu ödememek için yaptığı numaraları burda saysam..

Başınız döner..

İSKİ, CHP’lilerin elinde iken dönen numaraları aktarsam, Beşiktaş Belediyesi’nde geçmiş dönemde yaşanılanları yazsam, Ataşehir’deki numaraları ortaya döksem.. 

Yumruk yemeden nakavt haline gelir, ayakta duramazsınız..

Ama bakın AK Parti iktidarına..

Başbakanlık yapan kişiye bile, “eyvallah” edilmemiş..

CHP’lilerin, ellerine kahveleri alıp, “yiyin birbirinizi” dediği bir fotoğrafta bile.. 

Taraflar eteklerindeki tüm taşları ortaya döktükleri bir durumda bile..

Usulsüzlüğe teşebbüs nitelemelerini görüyoruz da..

Yanlışlara kayma noktasındaki girişimleri görüyoruz da..

İnönü’nün yaptığı gibi, “Aldım kaçtım” türünden bir yolsuzluğa, şahit olmuyoruz. 

Evet, Ahmet Davutoğlu’nun, dolduruşa gelerek, Şehir Üniversitesi’ne ayrımcılık yapıldığı varsayımı üzerinden haksız yere Tayyip Erdoğan’a yönelik sataşma içinde olduğunu kabul ediyorum..

Ama..

Ahmet Davutoğlu’nun “Ben üzerime bir şey almadım ki” savunmasını da, açık bir yolsuzluk olmadığı noktasında önemli görüyorum.. Bu savunmanın doğru olduğunu teyit ediyorum..

Aynı tartışma.. CHP içinde olsa idi.

Seyrederdik gümbürtüyü..

Ki, kıyısından köşesinden. İktidarda bile olmadıkları halde..

Muhalefet partisi oldukları bir konumda bile..

Partinin genel başkanlığı için yaptıkları tartışmada, birbirlerinin suçlarını nasıl ortaya döktüklerini gördük.. Görmeye devam ediyoruz..

Birbirlerinin partiden ayaklarını kaydırmak için, “olmayan görüşmeleri” uydurmalarını dillendirdiklerine şahit oluyoruz..

AK Parti’ye yapılan muhalefet partilerini sevindiren en kral yolsuzluk bile..

Bir üniversiteye arsa verilmesi ile ilgili..

O üniversitenin inşaatı için kamu bankasından alınan kredi ile ilgili..

Ya CHP?

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın, daha 6 aylık görev süresinde işadamlarının yatlarındaki gezintilere bakın..

“Son veriyoruz” diye açıkladıkları araç kiralamalarını, daha yüksek fiyatla tekrar yapmalarına bakın..

 İktidar olmaları hasebi ile, yüzlerce kurumu elinde tutan ve % 1 oranında hata yapan çıksa, ne devasa yolsuzluk iddiaları ile çalkalanması gereken AK Parti’ye bir bakın..

Bir de, üç tane belediyenin yönetiminde olmalarına rağmen, CHP’lilerin hakkındaki sayısız yolsuzluk iddialarına bakın!

Muhaliflerin “yiyin birbirinizi” dediği ortamda bile.. Gördüğümüz; kimsenin zimmetine bir şey geçirmediği!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp