Biraz gülelim: FETÖ, Soyer’den intikam alıyormuş!

Biraz gülelim: FETÖ, Soyer’den intikam alıyormuş!


Biraz gülelim: FETÖ, Soyer’den intikam alıyormuş!

 

 

İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Aytun Çıray akılları iflas ettirecek bir iddia ortaya attı..

İyi Parti, daha CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı belirlenmeden, tam bir teslimiyet içinde, solak parti ile ittifak yaptı da..

CHP de.. Adaylarının, MHP kapatma davası ve Alparslan Türkeş’in idam edilmesi istemli davanın savcısı Nurettin Soyer’in oğlu Tunç Soyer olduğunu açıkladı ya..

“Ne yaparız, ne yaparız.. Nurettin Soyer’i ve dolayısı ile Tunç Soyer’i nasıl aklarız” diye..

Düşünürken..

Sonunda motoru yaktılar..

Ama farkında değiller ki..

Kendilerince bir çıkış yolu bulmuşlar gibi..

Ciddi ciddi açıklama yapıyorlar.

Eski CHP’li, yeni İP’li Aytun Çıray’ın ağzından aktarıyorum: “Sayın Tunç Soyer’e yapılan saldırıların gerçek nedeni babaları merhum Nurettin Soyer’in Fehullah Gülen’i ilk mahkûm eden yargıç olmasıdır.”

Haydaa..

“Babanın suçunu, oğlu çekmez” dersiniz..

Oğulun açıklamalarından bu yönde bir özeleştiri görürsek..

“Doğru söylüyorlar. Oğul, babasının yaptığı yanlışı savunmuyor. Eleştiriyor. Bu durumda babanın yanlışı, oğula mal edilemez. Hz. Nuh’un oğlu inkar edenlerden oldu.. Babası, peygamber olduğu halde, oğlunu kurtaramadı..”der..

Hakkı teslim ederiz..

Ama..

Oğul çaktırmadan çaktırmadan “babaya güzellemeler”de bulunuyor..

Babasının izinden gittiğini deklare edercesine..

Solculuğu ile yetinmeyip..

HDP’ye şirinlikler yapıyor ise..

Haydi, HDP’ye yapılan şirinlikleri de bir kenara bırakalım..

PKK’lılar Diyarbakır’ın Sur ilçesinde hendekler kazdığında..

O hendekleri kazanlara, İzmir’den selam yolluyorsa..

Yani... 

“Ben babamın oğluyum. Babamın izinden gidiyorum” diyorsa..

Siyasi anlamla sınırlı da olsa..

“Oğul da, babanın suçunu çeker..” deriz.. 

Demeliyiz..

Yoksa kimsenin..

“Nurettin Soyer, MHP davasında Alparslan Türkeş için haksız yere idam talebinde bulunmuş. Ülkücülere işkence yaptırmış.. Nurettin Soyer’i cezalandırmak için bulamıyoruz. Adam ölmüş, gitmiş.. Oğlunu bulduk. Oğlunu hapse atalım” dediği yok..

“Nurettin Soyer’i cezaevine atamadık, oğlu Tunç Soyer’i cezaevine atalım”diyen yok.

Denilen ne?

“Madem ki, babasının işkenceciliğini kınamıyor. Babasının savcılık görevi ile ilgili yaptıklarından dolayı gurur duyduğunu açıklıyor.. Nurettin Soyer’in cezasını oğluna çektirme anlamında değil ama.. ‘Suçu övme’ anlamında, oğul Tunç’u da yargılayalım.. Haydi, ‘her oğul, babasını över’ deyip, bu konuyu mahkemeye taşımayalım.. Ama en azından, bu ve benzeri isimleri, siyaset sahnesinde görmek istemediğimizi açıklayalım..”

Hatta bunu da yapmayalım..

“Başka partiler, kimi aday göstereceğini, kendileri belirler, biz karışamayız”diyelim..

Bırakalım, CHP kafalılar, bu tür despotları aday göstersinler..

Bu tür işkencecileri, belediye başkanlığına getirmek için geceli gündüzlü çalışsınlar..

CHP kafasına, bizler zaten bu sebeble karşı çıkmıyor muyuz?

“Bunlar işkencecidir.

Bunlar yasakçıdır.

Bunlar despottur” demiyor muyuz?..

Bırakalım, tıynetlerinin gereğini yapsınlar..

Bizi her daim haklı çıkarsınlar..

Buna da itiraz etmeye gerek yok.

Peki, şunu da mı söylemeyelim:

“1980’de Alparslan Türkeş’in idam edilmesini isteyen kafaya ve onun izinden gidenlere, Alparslan Türkeş’in yolundan gittiğini iddia edenler, oy veremez.. 1980 darbesinde MSP yöneticilerinin tutuklanmasına, cezaevinde kalmasına sebeb olan bir savcının izinden giden oğluna, Milli Görüş tabanı oy veremez!”

Söylediğimizin, söyleyeceğimizin hepsi hepsi bu..

Daha fazlasını kimse dillendirmiyor.

Kimse, daha ötesini istemiyor.

Bu ikilemin altında ezilenler ise..

Yaptıkları ihanetin sorumluluğunu yüklenemedikleri için.

“Yapmışsa, babası yapmış. Oğlu yapmamış” ile başladılar.

Baktılar, ülkücü taban bu ihaneti kabullenemiyor..

Baktılar, 1995’de Türkçe Ezan söylemi ile gündeme gelen emekli DGM Başsavcısı Nusret Demiral, milletvekili adayı olduğu MHP’yi barajın altında bıraktığı gibi..

Şimdi de İyi Parti, 31 Mart 2019 akşamı, tarihin siyaset çöplüğüne atılmaya doğru tam hızla gidiyor..

Son bir can havli ile atağa geçmek istiyorlar.

Ne imiş?

Aslında Nurettin Soyer, Fetullah Gülen’in tek mahkumiyetini veren hakim imiş..

Bir defa, Nurettin Soyer hakim değil, savcı.. 

Bunu bir kenara bırakalım..

Verilen o mahkumiyet de, öyle yanlışlarla dolu imiş ki..

Yargıtay tarafından bozulmuş..

Yani..

Kesinleşen bir mahkumiyet kararı da yok..

Kaldı ki..

Bozulmuş da olsa..

Verilen o mahkumiyet kararı, Fetullah Gülen’in, ülkeye yaptığı ihanet ile ilgili değil ki..

Ya ne ile ilgili?

“Sabah vakti dini ayin yapmak” ile ilgili..

İyi Parti’nin aklamaya çalıştığı savcı, Fetullah Gülen’in CIA ile irtibatını ortaya koyar.. “Bu adam, ülkesine ihanet ediyor” der..

Bunun için dava açar. Mahkumiyet kararı alır..

“Helal olsun” deriz..

Ama o savcının yaptığı..

Aynen MSP lideri Necmeddin Erbakan hakkında yaptığı suçlamadaki gibi..

“Bu kişi, devletin temel esaslarını, dine dayandırmaya çalışıyor. Bunun için de, sabah erken saatte ayin yapıyorlar” şeklinde..

Aynı savcı..

Sadece Fetullah Gülen için dava açmış olurdu..

Necmeddin Erbakan için, bir dava açmamış olurdu..

“Fetullah Gülen için, CIA bağlantısını ortaya çıkaramamış ama.. Dini istismar eden adamı da yakalamış” der, geçerdik..

Ama..

Bu toprakların yetiştirdiği en milli başbakanlardan birisi olan Erbakan hocaya yaptığı suçlamayı..

Fetullah Gülen’e de yaptığı için..

O savcıyı kimse aklayamaz,..

Onların itirazları, Fetullah Gülen’in vatanını satması değil..

Fetullah Gülen’in dışardan bakıldığında, dindar bir görüntü vermesine idi..

Dindar kim var ise..

Dindar görüntülü kim var ise..

Hepsine karşı idiler...

Biz de..

“Dindarlara karşı olanlar”a karşıyız..

Velev ki..

Arada bir yanılıp, Fetullah Gülen gibi “dindar sandıkları, aslında din istismarcısı”na da karşı çıkmış olsunlar..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp