Bırakalım kanunu da onlar yapsın, paraları da onlar alsın!

Bırakalım kanunu da onlar yapsın, paraları da onlar alsın!


Sözümona seçim yapıyoruz.

Partileri iktidara getiriyoruz.

Partileri iktidardan indiriyoruz.

Adı şöyle: demokrasi..

“Her şey sandıktan çıkar” diyorlar..

Ama sadece diyorlar..

Uygulamaya gelince bir bakıyoruz ki, söylem değişmiş:

“Onu yapamazsınız. Buna dokunamazsınız. Şuna zinhar yan gözle bakamazsınız!”

Son gündemleri de, barolardaki seçim usulü..

Bana sorarsanız, koronavirüsün milimetrik büyüklüğü kadar bile bir kıymeti harbiyesi yok.

Ama demokrasi diyorsanız..

Milletin seçtiği siyasi iktidara sopa sallayan adamlarla karşı karşıya iseniz..

Sırf onlara hadlerini bildirmek için..

Barolardaki absürt seçim sistemini de değiştirmelisiniz..

Hatta..

Daha fazlasını söyleyeyim..

Baroları bile kaldırmalısınız.

Barolar kalksa, hayatımızda ne değişir.

Ben söyleyeyim: “Hiçbir şey!”

Ha şu olur..

İbnelere sahip çıkan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu sayısı azalır..

İbnelere verilen destekler azalır.

Hepsi bu..

Bunun ötesinde ne bir milim ileri, ne bir milim geri değişiklik olmaz.

Mahkemelerde savunma görevi mi?

Avukatlar, bugüne kadar ne yapıyorlarsa, aynısını yapmaya devam ederler...

Mesela, devlette çalışan avukatlar, barolara kayıt olmak zorunda değil. 

Devleti savunmakta, bir eksiklik mi yaşanıyor?

Yooo.

Barolar kaldırıldığında da.. Özel kuruluşların, şahısların savunmasında, baroya kayıtlı olmaksızın görev ifa edecek avukatlar, hakkıyla savunma görevlerini ifa ederler..

Hiçbir şeycik de olmaz..

Ha şu eksik olur diyen bir tane aklı başında baro başkanı var ise. Çıksın söylesin..

Ben 15 yıl fiili avukatlık yaptım. Bu süre boyunca, ruhsatımı alana kadarki dönemi saymazsak. Bir defa baroya gitmişliğim yoktur..

Bir avukat, baroda ne yapar ki?

Haa.

Baro tabelasını kullanıp, milletin seçtiklerine sopa gösterecekseniz..

İşte o zaman, “Baro”nun önemi büyüktür..

Dindar mahalle, dinsiz mahalle demeden, her kesimden, her suçtan sanığı savunup, milyonları kasaya koyacak, sonra da salına salına yürüyecekseniz, “Baro” levhasının önemi büyük..

Somut örnek mi istiyorsunuz?

Ekranlarda heyecanlı heyecanlı, “Barolar siyasi iktidara yanaşsaydı, bunlar başlarına gelmezdi.. Barolar siyasi iktidara yanaşmadığı için, kanun değiştirilmek isteniyor” diye ahkam kesen bir profesör var..

Ersan Şen..

Sorsak bu adama..

Senin hukuk anlayışının neresinde, “50 bin üyeli bir kuruluşu, 8 binin oyu ile yönetilmesi var” diye..

Kem eder, küm eder. Ortalıktan sıvışır..

Ne diyebilir ki?

Sorsak bu adama: “Nispi temsil geldiğinde, bugün avukat olarak yaptığın, neyi yapamaz duruma düşeceksin” diye..

“Aaaa” der.. “Baaa” der.. Konuya giremeden, mevzuyu kapatır, kaçar gider..

“Biz barolarda siyaset istemiyoruz” der..

Her siyasi konuda, baroların CHP’nin kuyruğuna takılıp yaptığı açıklamalara tek kelime edemez..

“Baronun hiçbir kıymeti harbiyesi yok” dedim ya..

 Haklı olarak siz de bana diyebilirsiniz ki: “O zaman sen niye dert ediyorsun? Yazma. Boşver. İktidar niye dert ediyor? Seçim sistemini değiştirmesinler, boşverin!”

Prensip olarak doğrusunuz.

Ama dert baroların yönetimi de değil..

Barolar başlangıç..

Oradaki antidemokratik sistem değişince..

Bu despotların tüm çarkları işlemez olacak..

Mesela Ersan Şen beyefendiye..

“Profesörsen, profesörlüğünü bil.. Avukatsan, avukatlığını bil” denilecek..

“Üniversitedeki sıfatını kullanıp, üniversitede kazandığın paranın 10 katını avukatlık üzerinden, bilirkişilik üzerinden nasıl kazanırsın” diye sorulacak..

“Vaaaay benim Ersan abim.. FETÖ’nün yargıda en etkin olduğu 2011-2013 döneminde neler kazanmışsın sen öyle?” denilecek..

“2011’de 1.2 milyon, 2012’de 2,5 milyon, 2013’de 1,4 milyon nasıl kazandın Ersan abi” denilecek..

Devam edilecek sorulara..

“Abi.. Türkiye’de hemen her sektörde, 2011’lerde kazanılanın 5-6 katı, 2019’larda kazanılıyor.. Sen niye, 2017’de 1,7 milyonlarda kaldın? 2018’de ne oldu da, 3,8 milyona zıpladın? 2019’da ne oldu da, 2,1 milyona iniverdin?” diye sorulacak..

Bunların makul cevapları varsa, ne âlâ!

Yoksa makul cevap, “Biz profesör falan anlamayız.. Bir profesör bir yılda, en kralı 150 bin TL geliri olur.. Sen iktidara sabah akşam küfrediyorsun. Ama gelirin de 1,2 milyondan başlıyor, 3,8 milyona kadar çıkıyor.. Bir anlat bakalım, iktidara sallamanın da bir katkısı var mı, bu işe?” diye devam edilip, girdisi çıktısı masaya yatırılacak..

Veya soracaklar..

“Ersan abi.. Hem 17 Aralık operasyonundaki Halkbank Genel Müdürü Süleyman Arslan’ın avukatlığını yapıp, milyonlarca lira vekalet ücretini alıp, hem de iktidara nasıl sallıyorsun?”

Ersan beyin varsa bir cevabı..

Baro seçim sistemi üzerinden ahkam kesmeye devam edebilir..

Ama yoksa cevabı..

Biraz daha ateşli konuşmalı.. Ki.. Kanun bir başka bahara kalsın, kimse kendisine “Bu ne, şu niye?” diye soramasın!

Google+ WhatsApp