Bir virüs ile tüm kavramlar, tercihler altüst oldu!

Bir virüs ile tüm kavramlar, tercihler altüst oldu!


Bizdeki eziklik duygusu içindekiler, halka tepeden bakanlar.. 

Muhafazakar insanları hakir görenler.

Doğuyu, genel olarak Batı dışındaki her yeri geri kalmışlıkla suçlayanlar..

“Almanya’ya kapağı bir atsam.. Hayatım değişir” ümidi ile yaşayanlar.

“ABD’ye bir gitsem, bütün hayallerim gerçekleşmiş olacak” beklentisi ile günlerini dolduranlar..

“Gençler tabii oraları tercih ederler azizim.. Bizde insana değer verilmiyor ki.. Gelişme, refah, hepsi Batı’da” diyenler..

“İnsan oralarda yaşadığında, kendisini daha farklı bir güvende hissediyor.. Nasıl bir ülke bu Türkiye? Şans ile yaşıyoruz.. Trafik kazası ile mi, yoksa bir manyağın gelişigüzel açtığı ateş ile mi öleceğiz belli değil..” söylemi ile kendi ülkesini yaşanmaz yer gibi görenler..

Bir virüsün sahne alması sonrasında..

“Elleri ile yaptıkları putların ne kadar aciz oldukları”nı gördüler..

Almanya’sı, İngiltere’si, İtalya’sı, Hollanda’sı hatta Amerikası..

Şimdi söyler misiniz, neresi daha güvenli?

Eksiklerimize rağmen.

Hatalarımıza rağmen..

Acemiliklerimize rağmen..

Doğup büyüdüğümüz kendi vatanımız mı? Anamızın- babamızın, ailemizin bulunduğu ülkemiz mi?

Yoksa..

Her vatansever insanın hissetmesi gerektiği şekilde.

Kutsal beldelerimizi hariç tutarak söylüyorum..

Sınır ötesine her adım attığında.

Vatanına bir an önce dönme duygusu yaşamamız gereken yabancı ülkeler mi?

Nerede kendinizi daha güvenli hissedersiniz?

İtalya’nın kendi vatandaşlarına yaptıklarını gördünüz..

Yaşlıları hastaneye kabul etmeyen bir zihniyetin hakim olduğu bir ülkeyi, kim güvenli görebilir?

Hele hele orada misafir olan kim, o ülkede yaşamak isteyebilir?

Kendi vatandaşından bile, bir test için binlerce dolar isteyen ABD’de, hangi Türk yaşamak isteyebilir?

ABD’yi, bu son yaşanılanların ardından, kim güvenli bir ülke olarak görebilir?

“Batı’da insana değer veriliyor” diyen eziklik kompleksi içindeki insanlarımız, şimdi oraların rezil yüzünü görüp, gerçeği daha iyi kavrıyorlar mı?

“Bilim, çağdaşlık, medeniyet” ve daha nice kavramlar üzerinden, sürekli Türkiye’yi aşağılayıp, aldatıcı bir görüntü sergileyen Batı’ya âşıklığını ilân edenler, bugün itibari ile yanlışlarını fark ediyorlar mı? Göçmen sıkıntısında biz dile getiriyorduk.

“4 milyon Suriyeliye bakan Türkiye, insanlığın vicdanıdır” dediğimizde..

“10 bin göçmeni kabul edip, bir fazlasını istemeyen Batı’nın rezil yüzünü görelim” dediğimizde bize, “Canım mecburlar mı? Her ülke kendi menfaatlerini gözetir” bakış açısı ile bize cevap yetiştirenler.. 

“Göçmenlerden bir kısmını alabiliriz ama.. Yüksek tahsil yapmış olanları, meslek sahibi olanları alabiliriz.. Belli deneyime sahip olanları alabiliriz. Diğerleri sizde kalsın” kurallarını, utanmazca, ahlaksızca geri dönüşüm sözleşmesi adı altında imza altına alabilenlerin, “insan” kavramına nasıl baktığını anlatamadığımız Batı hayranları, şimdi “Batsın sizin gelişmişliğiniz, batsın sizin zenginliğiniz” deme noktasına gelmediler mi?

Kavramlar, değerlendirmelerimiz değişiyor..

“Hümanist” gibi gördüklerimizin nasıl “insanlık düşmanı” olduklarını, son salgınla bir daha gördük..

Irak’ı işgal edip insanları topluca öldürenlerin, denize akan petrolün çaresizliğe ittiği bir karabatak üzerinden oluşturulmak istenilen “hayvanseverlik” algı çalışmasının riyakarlığını, artık çok daha net görebiliyoruz..

“Okumak için Avrupa’ya gidiyorum” diyenler, artık hayata farklı bir pencereden bakacaklar..

“Bir fırsatını bulabilirsem, orada kalayım” değil..

“Ülkeme dönüp, kendi ülkemden insanlığa hizmet edeyim” anlayışı, artık tüm toplumumuza hakim olacaktır..

“Bizimkilerde iş yok azizim” mantalitesi artık son bulacak.

“Yine insanlık, bizimkilerde imiş, Batı’nın süslü görünümüne aldanmışız” mantalitesi hepimize hakim olacak..

“Bilim her şeydir” anlayışı yerine..

“Bilim çok şeydir. Ama her şey değildir.. İnançlarımız da, belalara karşı direnç gösterme, önce tedbir sonrasında da sabır ile hareket etme tarzımız da bizim temel anlayışımız olmalıdır” demeliyiz..

Tüm bu değişiklikleri öğrenmemiz için, aslında bir “virüs”e ihtiyaç yoktu.

“Batı’nın; putunu kendi yapıp, acıkınca yiyen” anlayışının gözler önüne serilmesi için, “virüs”e de, yüzlerce, binlerce insanın ölmesine ihtiyaç yoktu..

İnsanlığın tecrübesinden yola çıkarak, yıllardır bunları dillendiriyoruz.

Mehmed Akif bir asır önce haykırmış, “Medeniyet dediğin, tek dişi kalmış canavar” diye..

Ama biz, Mehmed Akif’i anlamadık.

Anlamak istemedik..

Mehmed Akif’e rağmen, Batı’yı putlaştırdık.

Yücelttik.

Göklere çıkardık.

Batı’nın insanlık kavramının nasıl bir balon olduğu şimdi ortaya çıktı..

Umarım insanlık, bugünkü faturadan daha büyüğünü ödemez..

Bizler, daha büyük imtihanlara tabi tutulmayız.

Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de milyonlarca Müslümanın canını hiçe sayanların ahlaksızlığını anlamak için, daha başka katliamları görmeye ihtiyaç hissetmeyiz..

Batı iflas etmektedir.

Batı zihniyetinin sahte gülücüklerle kuşatıldığını görüyoruz..

Batının “baş döndüren” maddi zenginliklerinin, bir virüse bile yetmediğine şahitlik ediyoruz.

Dünyanın gündemini, Trump’ın, Putin’in, Merkel’in değil..

ABD’nin, Rusya’nın, Çin’in, Almanya’nın, AB’nin değil.. Bir “virüs”ün belirlediği günleri yaşıyoruz..

“Dünya beşten büyüktür” haykırışlarına kulak vermeyenlerin, artık gerçeklerle yüz yüze kaldıklarını görüyoruz..

İnşallah, hem bizler, hem de insanlık, bu imtihandan dersini alarak çıkar. 

Google+ WhatsApp