Bir tepki, Bin itiraz !..

Bir tepki, Bin itiraz !..

”Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır. Oysa O’ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar. Ve. Ahiret inancının eksikliği imanın bir şubesinin olmayışı insanı sarp yokuşu görmezden gelerek onu aşmayı ciddiye

Bir tepki, Bin itiraz !..

 

Vahyi merkeze alamamanın sonucunda binlerce itiraz, itham, karalama önce elçilerin sonra da onun yolunu yol edinmişlerin karılaştıkları, basit sıradan nefsanî beşeri savların başında gelmektedir. Vahyi merkeze alamayanların tepkiselliği insanlık tarihi kadar eski olduğu vakıa.

Neden böyle bir tepkiye gereksinim duyulduğunu Rabbimiz Allah, kitabı keriminin Zümer sur.45 ayetinde açıklıyor.

” Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır. Oysa O’ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar.

Ve. Ahiret inancının eksikliği imanın bir şubesinin olmayışı insanı sarp yokuşu görmezden gelerek onu aşmayı ciddiye almamasının doğal sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Tevhidi hayatın tüm alanlarına yayamayan pazarlıklı imanın sirk istihsal etmesinden başka bir şey de değil. Çağrıya ilk itiraz edenlerin, sosyal siyasal hukuki statülerine baktığımızda toplumun elit takımından olanların, yani müşriklerin elebaşları olduklarını görmekteyiz. Geçmişin bilgisi ile teçhiz edilmiş, hezeyanların dinin yerine ikame etmişler, vahiy merkezli fikre, düşünceye tamamen kapalı olanları Allah’a karşı verdikleri mücadele tarihin her döneminde hayata yansımaktadır.

İlahi ikaz yeniden onların haleti ruhiyelerini yansıtıyor olması bakımından çok titizlenilmelidir.

“Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır. Oysa O’ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar.

Lakin ;

“İşte bu, dünyada iken yalnızca Allah’a çağrıldığında inkar etmeniz, O’na ortak koşulduğunda ise iman etmeniz sebebiyledir. Oysa, hakimiyet, yüce ve büyük olan Allah’ındır. Mümin 12.

Tevhitsiz karakter, şirk ile hallice olduğundan bu ve benzer ikazları duymak bir tarafa hiç etkilenmemekteler. İkaz yeniden hatırlatıldığında ;” “İşte bu, dünyada iken yalnızca Allah’a çağrıldığında inkâr etmeniz, O’na ortak koşulduğunda ise iman etmeniz sebebiyledir. Oysa hâkimiyet, yüce ve büyük olan Allah’ındır. Mümin 12.

Yalnız o’na kulluğu ispat, yalnız o’ndan yardımı dilenme esası ile ilkelenmemiş insan tiplerinin, hem algıları hem de genel mizaçlarının ortaya çıkartıldığı ayette;

“İnsanlardan kimi, Allah’tan başka eşler tutarlar. Allah’ı sever gibi onları severler. İman edenlerin ise, Allah sevgisi her şeyden üstündür. O zalimler, azabı görecekleri zaman, bütün kuvvetin Allah’a mahsus olduğunu ve Allah’ın da şiddetli azap sahibi olduğunu bir bilseler… Bakara 165

Yine ahretsiz bir hayatın, yine hesap vermeyecekmiş gibi bir yaşamın eleştirildiği, yaratılmışların O gün geldiğinde nelerle karşılaşacakları için ikaz üzerine ikaz! Tehdit üzerine tehdit! Ki; Belki akıllarını başlarına devşirip, canları da tenlerinde iken Allah’ı hakkı ile takdir ederler mi diye uyarılmaktalar. Lakin niceleri var ki, bu uyarıya duyarsız kalmakta, önemsememeye devam etmektedirler.
Uyarı yeniden;

“İşte bu, dünyada iken yalnızca Allah’a çağrıldığında inkâr etmeniz, O’na ortak koşulduğunda ise iman etmeniz sebebiyledir. Oysa hâkimiyet, yüce ve büyük olan Allah’ındır. Mümin 12.

Yine aynı şirk karakterinin itirazı “İnsanlara doğruluk rehberi geldiği zaman, inanmalarına engel olan, sadece: ‘Allah peygamber olarak bir insan mı gönderdi?’ demiş olmalarıdır. İsra 94

“Onlara ilet: “Eğer yeryüzünde yurt tutup dolaşan melekler olsaydı, o zaman onlara elçi olarak şüphesiz gökten bir melek indirirdik!”İsra 95

Bir gerçek ki; Topluma derinlemesine işleyen bu akılcı şirk karakter,  kendi mantığına göre Yüce Allah tek başına din kurucusu olarak kabul edilemez görür! , İslam Dinini kurarken illaki ve mutlaka Yüce Rabbimizin yanında ortakları olmalı zannı galibi söz olarak net bir şekilde dile gelmese bile duygusal yaklaşımlarla illaki Allah’ın yanında bir Alt ilah konumunda olanların olmasını isterler, Bunun için de ilk konumlamanın Allah’ın elçileri üzerinde yapılmaya/ yapıldığı görmezden gelinmeyecek bir gerçektir. Aksi halde tek ilaha dayanan bu güzel dini kabul etmeyeceklerdir

Bu halin en güzel açıklamasının da yine Vahiyle yapıldığı gerçeğini görmekteyiz.

“Onların çoğu, Allah’a ortak koşmadan inanmazlar. Yusuf 106 .

Hem onlar ve hem de onların çoğu.!) Ve de Allah’a şirk koşmadan iman etmezler.!) Bu iman şekilleri ile de Allahın vahyini temsil edemezler. Çünkü Vahye itiraz edenleridir bu çoğunluk. Onlardan beri olduğumuzu her fırsatta dile getirdiğimiz de bir vakıa.

O tiplerin durumu da yine kerim kitabımızda;

“Her kim Rahman olan Allah’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.

“Artık o onları doğru yoldan çıkarır; berikiler de zanneder ki, kendileri doğru yoldadırlar. Zuhruf 36,37

Allah’ın elçileri ile yolladığı vahyin yerine bina edilen şeye bakın !) Şeytanın dostluğun da; şüphe, sanı, vesvese ve şeytani “ Vahiy. (!) Kim şeytanın vahyine tabi olursa ondan hiçbir şey sorulmayacaktır, hatta bu gibiler ahrette muhatap dahi alınmayacaktır.

Bu ayetleri okuduğu halde etkilenmeyen, duyumsamayan, ahrette hiç hesaba çekilmeyecekmiş gibi yaşayanların durumunda olmaktan Allah’a sığınırız.

Bu iki yolun yolcuları için de Allah ; “Allah’ın, inanıp yararlı iş işleyenlere ki onlar için mağfiret ve cömertçe verilmiş rızık vardır ve ayetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara ki onlara iğrenç ve can yakıcı azap vardır işlerinin karşılıklarını vermesi için kıyamet saati gelecektir. Sebe 4,5.

Siz/ biz isteme sekte o saat gelecektir. Ve o gün herkes tek tek toplanacaktır. “”Ve suçlular istemese de Allah, sözleriyle gerçeği ortaya çıkaracaktır!” (yunus 82)

Vesselam.

 

hamdi akan

iktibas çizgisi

Google+ WhatsApp