Bir taşla vurulan kuşlar

Bir taşla vurulan kuşlar


Bir taşla vurulan kuşlar

 

 

Fırat’ın Doğusundaki belirsizliği gidermeye ve doldurmaya namzet üç senaryo vardı. Bunlardan ilki Türkiye’nin müdahalesi, ikincisi çok uluslu bir askeri yapının kontrolünde tampon bir bölge oluşturulması ve son olarak Arap Birliğinin bölgeye yerleştirilmesiydi. Rusya, en doğrusunun ABD’nin çekilme izlenimi yaratarak doğurduğu sanal boşluğu rejimle doldurmak olduğunu beyân etti. Ama bu ihtimâl, ciddî bir kapasite eksikliği engeline takılıyordu. Bunu aşmanın tek bir yolu vardı. O da PYD ile rejim arasında bir ittifak kurmaktı. İran’ın da buna hayır demediğini biliyoruz. El altından Rusya ve rejim ile PYD arasında pazarlıkların sürdüğünü biliyoruz. Ama ,bu gelişmenin Türkiye-Rusya ilişkilerine büyük bir zarar vereceği de âşikâr. Bu sebeple, temaslar ve pazarlıklar fazlaca açık edilmiyor.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


ABD’nin gönlünden geçen ise çok uluslu bir yapının kontrolü sağlaması. Bu çokuluslu yapıda muhtemel aktörler Almanya, Fransa ve İngiltere gibi Avrupa devletleri. ABD, bir bakıma masraflara onları da ortak etmek istiyor. Ama bu devletler kendi içlerinde o kadar büyük meselelerle meşgûller ki, bu projeyi harâretle sâhiplenmekte hiç de aceleci davranmıyorlar.

Bölgedeki aşiretlerle diyaloğa giren ve kendisine bir zemin oluşturmaya çalışan Türkiye’nin muhtemel müdahalesi ise ne Rusya ne de ABD tarafından isteniyor. İran ‘ın da buna müspet bakmadığı anlaşılıyor. Türkiye şimdilik bu girişimini hafif tertip soğutmuş ve gelişmeleri takip eder durumda.

Bütün bunları dikkâte aldığımızda, Arap Birliği’nin bölgeye konuşlandırılması ihtimâli kuvvetlendiriyor. Ömer Beşir’in Suriye’ye yaptığı ziyâret bunun fitilini ateşledi. Rusya sık sık Suriye’nin Arap Birliği ile ilişkilerinin canlandırılmasının gerekliliğini vurgular oldu. Nihâyet AB ile Arap Birliği Mısır’ın başkentinde biraraya geldi. Anlaşılan, AB -bunu Fransa ve Almanya olarak da değerlendirebiliriz- Arap Birliği üzerinden bölgeye müdâhil olmayı kendisi açısından daha elverişli buluyor. Bu ihtimâli İran’ın şiddetle reddeceğini, Türkiye’nin de soğuk karşılayacağını öngörebiliriz. Eğer bu yolda daha ciddî ve somut adımlar atılırsa, Türkiye-Rusya ve Rusya-İran ilişkilerinde bâzı tatsızlıklar yaşanabilecektir.

İran’ın durumu giderek kötüleşiyor. ABD ve İsrâil, Rusya’yı ve rejimi Sûriye ve Lübnan’daki İran varlığı ve etkisini tasfiye etmek için sıkıştırıyor. İran’ın Suriye’nin yeniden yapılandırılması pazarlık ve görüşmelerinde tamâmen devre dışı bırakılması isteniyor. Esad’ın son İran ziyâreti, tabloyu paylaşmak içindi. Esad, ikbâlinin, bugüne kadarki en büyük destekçisi olan İran’ın geriletilmesine bağlı olduğunu görüyor. Ambargolarla boğuşan, Çin ve AB devletlerine tutunarak çıkış yolu arayan İran iç siyâsetinde ise, ağır mâliyetler doğuran ileri cephe siyâsetlerinin tartışmaları devâm ediyor.

ABD, elbette ne Suriye ne de Irak’tan çekiliyor. Ama çekiliyor izlenimini vererek, bir taşla birkaç kuş avlamış oluyor. Soçi Üçlüsü ve İstanbul Dörtlüsü gibi kendisini rahatsız eden yakınlaşmaları zayıflattığını, kendi içlerinde sorunlu hâle getirdiği artık kabûl etmek gerekiyor.

Bunlar olup biterken, birden gündem Ortadoğu’dan Orta Asya’ya kaydı. Ortadoğu’da terörü bitirdiğini ilân eden ABD, Afganistan’da Tâliban ile anlaşıverdi. El Kâide vb örgüt militanlarının Pakistan, Afganistan, İran ve Hindistan arasındaki coğrafyaya kaydırıldığına dâir haberler geliyor. İran ve Hindistan‘da peş peşe kanlı terör eylemleri yaşandı. İlk olarak anlaşılan, İran’ı bitirmeye mâtuf teşebbüsler artık, batısından değil; en zayıf olduğu doğusundan gelecek. Belûc meselesi temelinde Ceyş’ül Adl İran’ın PKK’sı olmaya aday. Belûclar büyük ölçüde Pakistan’da yaşıyor. Ama o coğrafyada geçişleri kontrol etmek imkânsız. Gerilimler tırmanırsa İran-Pakistan ilişkilerinden hayır gelmeyeceği muhakkak.

İran’daki terör saldırısının hemen ardından Hindistan’da da bombalar patladı. Hindistan, Pakistan’ı sorumlu tuttu ve savaş uçaklarıyla vurmaya başladı. Pakistan ise iki Hint uçağını düşürdü. Birden nükleer saldırı tehditlerini de içeren bir gerilimin tırmanmasına şâhit olduk. İran-Pakistan ve Pakistan-Hindistan gerilimlerinin savaş eşiklerini zorlaması Orta Asya’yı cehenneme çevirecek gelişmeler. Unutmayalım ki, gerek Pakistan gerek Hindistan Şanghay İşbirliği Örgütü’nün üyeleri. Demek ki, tıpkı Soçi Üçlüsü ve İstanbul Dörtlüsünü zayıflatan teşebbüslerin bir benzeri de Şanghay Örgütü için yapılıyor. Gerilimler büyüyüp kontrolden çıkarsa, bunun en büyük kaybedeni Çin olacaktır. Tek Yol Projesi bu durumda târihe gömülecek ve ABD Hegemonyası bil’a kayd ü şart hayâta geçecektir. Vaziyet gerçekten de çok kritik. Bu coğrafyadaki gelişmeler Türkiye’ye de yeni bir misyon yüklüyor. İran ile yakın ve Pakistan ile gönül bağı olan Türkiye bu bölgede de aktif bir rol oynamak zorunda..

Artık daha berrak görebiliyoruz: Ortadoğu ve Orta Asya; bir taşla vurulan kuşlar…

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp