Bir insanı nasıl tanırsınız?

Bir insanı nasıl tanırsınız?


Bir insanı nasıl tanırsınız?

 

 

Bir kişinin ya da bir toplumun medeniyet seviyesini anlamak istiyorsanız bunların zayıflara karşı nasıl bir tavır takındıklarına bakın. Zira medeniyet, ne bilim ve teknolojide kat edilen mesafe ile ne de göz alıcı binalar, dev fabrikalar ve yüksek mevkiiler ile inşa edilebilir. Medeniyet, dışsal değil içsel kaynakların harekete geçirilmesi ile yani insani değerlerin fertlerin gönüllerinde yeşertilmesi ile yükseltilebilir. Medeniyetin kaynağı toprak değildir, insanın gönül hazinesidir. O nedenle birey ve toplumların medeniyet algısı zayıflara karşı takındıkları tavır ile belirlenmiştir.

İslam kültüründe çocukların, yaşlıların ve zayıfların korunması bütün insanlığın sorumluluğuna verilmiştir. Özellikle savaş esnasında Resulûllah, bu kişilerin korunması için tavsiyelerde bulunmuş ve onların güvenliğini en zor şartlarda dahi sağlamıştır.  Varlığını erdem ve faziletler üzerine kuran İslam medeniyeti bu yönüyle bütün insanlığın gönlünde önemli bir yere sahip olmuştur. Zira İslam ferdin önce vicdani duyarlılığını, insani hasletlerini geliştirmeyi hedefler ve ona beşeriyetten insanlığa ulaşabilmesi için formüller sunar.

Medeniyet deyince günümüz insanının zihninde, toplumları kitleler halinde katledip onların kaynakları üzerinden mülk edinen Batı toplumları ve bu toplumların kokuşmuş kültürleri canlanıyor. Oysa varlıklarını işgal ve katliamlar üzerine kuran o toplumlar yoksullaştırdıkları halkların kaynaklarını yağmalıyor, çocukları, kadınları ve yaşlıları acımasızca katlediyorlar. Onların dünyasında zayıflara yer yok, zayıfların yaşama hakları da yok. O yüzden nerede bir savaş varsa orada zayıfların katledildiğini görüyoruz. Nerede bir savaş varsa orada katledilen çocukların çığlıklarını işitiyor ve zayıf bırakılmışların hüzünlü hikâyelerini okuyoruz. Ve ilginçtir barbarlığın her türlüsünü sergileyen bu toplumlar kendilerini medeniyetin babası olarak tanımlıyorlar. Oysa medeniyet toprak fethetmekle gerçekleşmez ancak yürekleri fethetmekle gerçekleşebilir.

 HESAP VERECEKSİNİZ

Ortadoğu Batı’nın at koşturduğu bir mera haline geldi. Her gün yeni bir katliamhaberi ile uyanıyoruz. Geçtiğimiz ay Afganistan’ın Kunduz eyaletinde ABD destekli Afgan ordusu 100’den fazla hafız çocuğu katletti. Çocuk katillerinin kendilerini özgürlük ve demokrasi öncüleri olarak tanıttığı bir çağda yaşıyoruz. Ne acı değil mi?

Düşünün… İslam coğrafyasının göbeğinde illegal örgütler oluşturacak hayali bir de komutan tasavvur edeceksiniz ve bölgedeki kaynaklara konabilmek için yaptığınız her hamlede hayalinizde oluşturduğunuz bu örgütleri hedef aldığınızı söyleyip yakıp yıkacaksınız. İslam coğrafyasını kendilerini savunamayacak kadar bitap düşürecek sonra da kümese giren tilki misali sağdan soldan yağmalamaya devam edeceksiniz. Siz insan değilsiniz, siz vicdan sahibi değilsiniz, siz yeryüzünde yürüyen vahşi varlıklarsınız. Ve bir gün bu karanlık eylemlerinizin hesabını vereceksiniz.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp