Bir Fincan Kahve

Bir Fincan Kahve


Bir Fincan Kahve Kırk Yıl Hatır

 

Bitmeyen, Telaşlar telaşlar.

Mavişim diye sevdiğim yeğenimle söz alışverişinde yorgunluk içinde

İstanbul’un olmazsa olması alışveriş mekanlarından Eminönü’de tatlı bir ara verelim dedik.

Hani tatlı krizine girer Ya bayanlar))

Yada öyle sığınırlar, Kilo alınacak tatlılara))

 

Meşhur künefe!!

Yazısını okuyunca,tamam buraya oturalım dedim.

Eylül ayının hoş sıcaklığında tatlı yenmez mi.

 

Bir gün sonra ki, söz heyecanıyla çukulatalı bir tatlı yemelisin diye mavişime ısrar ederken

Güler yüzlü kara yağız delikanlı adının sonradan Sedat(18) olduğunu öğrendiğim garsonumuz, tatlıların isimlerini sıralarken,içimizden hepsini yemek geldi.

Gittiğim mekanlarda ilk dikkat ettiğim güler yüzlülüktür.

Sonra temizlik ve servis gelir.

Birinci notu alan mekan ardından gelen

Çukulatalı Magnolya ve Künefe sunumu hayranlık uyandıran servis ikinci notu dA almıştı.

Yazarlığın verdiği çevreyi inceleme istegi ile

Çevremi yani Validepastanesi incelemeye çoktan başlamıştım.

 

Künefe mi...

Ya çukulatalı magnolya...

Aman Akıllara ziyan bir lezzetin yanında sunum Ve güler yüz.

E daha ne olsun.

 

İstemsiz olarak sorular sormaya başladığımın farkına sıkılmadan cevapları veren Berhan beyin;”kendi yapımımız olan katkısız vişne suyumuzdan ikram etmek isteriz.”demesiyle yine çok sorular sorduğumun farkına varmıştım.

Vişne suyu tam bir şifa deposudur.

(Katkısız Ve direk)

Berhan(pastane yetkilisi) patronlarının(Mardin- Kızıltepe) her sabah hale gidip kendilerinin yediği meyve ve sebzelerden özenle seçip aldıklarını söylerken ne kadar doğru bir yerde tatlı krizine girmişiz demekten kendimi alamadım(içimden tabiki))

 

Tevafuk sahiplerinden Sevgi Hanımda yan masamızda kahvesini yudumlarken,

Meraklı bayan olan yani benimle güler yüzlü bir şekilde tanışıp sohbet Eda’sında pastanesinden memnun oluşumuza teşekkür etti.

 

Ve kırk yıl hatırı kalsın diye

Bol köpüklü türk kahvemizden ikram etti.

Berlin’de yaşayan benim için böyle bir sohbetin değeri elbette paha biçilmezdir.

 

Almanya da bir pastane de böyle bir sohbete girmeniz mümkün değildir.

Ve dahası sohbet sonunda teşekkürlerle güler yüzle ve

Hesabı istediğimiz de

Hesap faturası yerine

“Ziyaretiniz için teşekkür ederiz.

Her zaman bekleriz.

Sevgilerimizle.”yazılı

Bir notu görmenin mutluluğunu sanırım

Gurbetin soguk sokaklarında ömür tüketmekte olan bir benden başkası bilemez di.

Burada yaşadığım asla bir ücret ödememek değildir.

Burada yarım saat içinde kurulan sevgi dolu bakışlar ile süslenen mutluluk veren kelimeler ile uğurlanmaktır.

Tam vedalaşıp gidecektik ki,

Berhan Bey;”Tülay Hanım, bir dakikanızı alabilir miyim”deyip eliyle duvarda asılı duran bir yazıyı işaret etti.

Dikkatimi çeken yazıyı okuyunca çok mutlu oldum.

Her zaman üzüntü ile ayrılırım,yemek yenilen mekanlardan.

Aklıma hep çöpe atılan yemekler ve açlık çeken insanlar gelir.

Valide Pastanesi sahiplerine yürekten teşekkür ediyorum.

Neden mi!!

Duvardaki yazıda aynen şöyle yazıyordu;”Dikkat,bu Restaurant’ta yediğiniz tüm yediğiniz yemeklerin atıkları,her gün düzenli olarak YediKule Hayvan Barınağına gönderilmektedir.

Lütfen tabağınıza kürdan Ve çöp atmayın.

Ne kadar güzel ve anlamlı bir davranış.

 

Yolunuz Aşkın Şehri İstanbula ve Alışveriş merkezi olmazsa olmazı Eminönü’ne düşerse

Mutlaka Valide Pastanesine uğrayın(selamımı verin bir kahve için))

 

Kırk yıl hatırına

Teşekkürler.

Benim ülkemin güzel insanları.

 

 

Tülay Demircan Koyuncu

Google+ WhatsApp