Bir Dönemin Güzel İnsanlarından Şevket Kazan

Bir Dönemin Güzel İnsanlarından Şevket Kazan


Türkiye’nin siyasal hayatında yaşanan güzel bir dönem vardı. Yeterli mi değil mi ayrı bir konu. Dönemin zor koşullarında, zor bir zamanda bir avuç insanın başlatmış olduğu siyasal mücadelenin insanlarından geriye birkaçı kaldı. Kalanlara sağlık ve huzur diliyoruz. Onların büyük bir bölümü Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Erbakan’ın yol arkadaşları, o dönemde büyük bir özveriyle dönemin koşullarında ve zorluklarına göğüs gerdi. Yılmadılar, pes etmediler, birbirlerinden kopmadılar ve ayrılmadılar. Birbirlerine omuz verdiler. Birlikte çile çektiler, birlikte görev ve sorumluluklar üstendiler.

 

Bunlardan biri de yakın zamanda ruhunu teslim eden merhum Şevket Kazan Bey’dir. Hiçbir sorumluluktan kaçmadı, hiçbir zaman de pes etmedi.

 

Hatırlıyorum kimi seçimlerde kazanma şansı olmayan, dönemin koşulları ve sosyolojik özellikleri bakımından hiç de uygun olmayan yerlerde görev üstlendi. Bir baktık Van ili adayı. Kendisi İstanbullu, Kartallı, Maltepe Merkez Camii vaizi. Erbakan Hocanın yanında yer aldıktan sonra zor görevler ve sorumluluklar üstlendi. Erbakan Hoca ve arkadaşları birbirlerine karşı vefalıydılar. Hiçbiri kendisini evinde yabancı hissetmedi. Hareketin zayıf olduğu zamanlarda da milim sapmadılar. Onların düşüncesi ve bilinci sadece “dava” idi.

 

Adalet Bakanlığı zamanında konumu en zor olanlarından biri. Çünkü sistemin ruhunun içinde var olma ve direnme öyle kolay olmasa gerekti. Gözü pekti. Sivas olayları sırasında mazlumların yanında yer aldı. Bundan ötürü saldırılara maruz kaldı. Kaldı ki Sivas ve ona bağlı olan Başbağlar olaylarının arka planı henüz çözülmüş değil. Hangi servisler bu işi organize etti, kitleler nasıl savruldu bilinmezler olaylar arasında yerini alıyor. O dönemde işlenen üst düzey kimi cinayetler de aynı konumda. Uğur Mumcu ve kimi sol aydınların olaylarının nedeni hâlâ bilinemiyor. Öne sürülenlerin hemen hiçbiri gerçeği yansıtmıyor.

 

28 Şubat dönemindeki o karmaşık, baskıcı dönemde bir bakan olarak mazlumların yanında doğrudan yer alması cesaret gerektiriyordu.

 

Çok yorgun düştükleri zamanları oldu.

 

Türkiye’nin siyasal sosyolojisinin değişimi bu çileli çabaya, emeğe borçludur. İttihatçı geleneğinin çöküşü bu sürecin sonucudur. Hatta İttihatçı geleneği kendini elden geçirmesi halka daha çok yakınlaşmasının nedeni de bu çabadır. En olmadık ve hatta en karşıt siyasal partilerin bir araya gelmesi adeta bir mucize özelliğindedir. CHP-MSP, AP-MSP- MHP, DSP-ANAP-MHP, RP-DYP bu örneklerden bazıları. Bir araya gelmesi asla mümkün olmayan siyasal partilerin bir araya geliş örneğinin ilki CHP-MSP’dir. Farklı bir döneme girilmiş oldu.

 

Milli Görüş hareket ile zıtlar bir arada olabilmeyi başardı, birlikte önemli işler de yaptı. Gerilimin azalması sağlandı en azından. Düzeyli bir ortamdı o dönemler.

 

Egemen güçleri ve servisleri rahatsız eden de buydu. Yeniden gerilimli bir sürece girilmesinin arzulanması elbette sonuç verdi. Bu kadronun bakanlıkları döneminde hiçbir şaibe, bir leke olmadı. Var olsaydı onların linç edilmeleri için yeter nedenler olabilirdi ki olmadı.

 

Dönemin dili uzlaşmacı, yakınlaşıcı tutumu hayırlı işlerin yapılmasına neden oldu. Şevket Kazan Bey de bu konuda ılımlı bir dile sahipti, kavgadan uzaktı, tartışmalar bile güler yüzlü bir seyirdeydi. Hapishane hayatları, siyasal hareketlerden uzak tutulmaları, hatta ötelenmeleri onları asla yıldırmadı. Fırsat bulunca yeniden, hiçbir şey yaşanmamış ve olmamış gibi yeniden hayata başladılar. Son demlerine kadar da bundan asla vazgeçmediler.

 

Bu güzel insanlar bir avuçtu, büyük işler başardılar, sorumluluklarını yerine getirdiler, görevlerini yaptılar. Bu dünyadaki hayatlarını hayırla ve güzelliklerle tamamladılar. Ebedi yurtlarına geçtiler.

 

Kendilerine rahmet diliyoruz. Makamları yüce olsun, Allah katında güzel yerlerde olsunlar diliyor ve diliyoruz. Sevgili Efendimizin yanında olmalarını niyaz ediyoruz.

Google+ WhatsApp