Bir cani nasıl yetiştirilir?

Bir cani nasıl yetiştirilir?


Bir cani nasıl yetiştirilir?

 

 

Şeyh Şirazi’nin “Üzerinde gül yetişen toprağa gülün kokusu siner” sözü çocuğun doğup büyüdüğü aile ve toplumun ehemmiyetini özetler mahiyettedir. Düşünün… 3 kg bir bebek olarak dünyaya gelen insan ilk evvela anne-babanın tedrisatından geçiyor. Bebek yaşamının ilk yıllarında anneye bağımlı yaşıyor ve ihtiyaçlarını ağlayarak ya da refleksleri ile ifade edebiliyor. Temel eğitimini anne-babadan alan çocuk, okul çağında dış dünyaya açılıyor ve burada sosyal çevreye adapta olmaya çalışıyor.

Bir çocuğun doğup büyüme ve hayata katılma serüvenini düşündüğünüzde onun bir cani, katil, hırsız ya da gaspçı olmasını anlamlandıramıyorsunuz. O masum bebeğin nasıl bir katile dönüştüğünü anlamaya çalışıyor ve nerede hata yaptık diye soruyorsunuz. Fakat ne yazık ki insanlık tarihi başlangıcından bu yana cevabına ulaşamamış bu sorularla doludur. Fakat ne katillerin sonu geliyor ne de sorulan soruların…

 

Kabul etmeliyiz ki, çocuklarımızı katleden katil ve canileri bizler yetiştiriyoruz. Dünyaya üç kg bir bebek olarak gelen insan potansiyel olarak şefkat ve adaletin özünü taşıdığı gibi şiddet ve nefretin de tohumlarını taşıyor. Eğer anne-baba, çevresel faktörler ve eğitim sistemi çocuğun insan yanını geliştirme noktasında etkin olamaz ve onu şefkat ve adalet gibi asli değerlerle tanıştıramazsa, kötülük galip gelebilir ve çocuk ileride tehlike saçan bir varlığa dönüşebilir.

Üniversite öğrencisi Şule Çet’in katil zanlılarının görüntülerini izlediğimde zihnimde insanlıktan istifa etmiş, onlarca katil ve tecavüzcü canlandı ve canileri yetiştiren ebeveynlere şu soruyu sormak istedim: Bir genç kızın yaşamdan koparılmasında kendi payınızın olmadığını mı düşünüyorsunuz? Yanılıyorsunuz…

Bilindiği üzere anne-babalar, erkek çocukları yetiştirirken güç temerküzü üzerinden hareket ederler: Çocuk arkadaşını darp ettiğinde anne-babalar, “Benim oğlum güçlü kuvvetlidir, dağ gibi çocuğu devirdi” der ve kasılarak anlatırlar. Erkekler ağlamaz sözü erkek çocukların yüreklerindeki şefkat filizlerinin gelişmesine fırsat vermez. Erkek güçlü olur, duygularını ifade etmez, ağlamaz, yıkılmaz, düşmez, sarsılmaz… Düşünün bu telkinlerin sonucunda bütün duygularını kaybetmiş şefkatsiz, merhametsiz bir varlık ortaya çıkıyor. Ruh ve duygu hassasiyetini kaybetmiş, robotlaşmış bu erkek için artık cinayet, gasp, şiddet sıradan bir vakıa olacaktır.

Çocuk yaşta annesini kaybeden ve kendi imkânlarıyla okul harçlığını çıkartmaya çalışan Şule Çet, tuzu kuru iki insan müsveddesinin kurbanı oldu. Bu canileri yetiştirip topluma salan ve onlara insan olma bilinci veremeyen hepimiz suçluyuz.

Peki, bundan sonra ne yapabiliriz?

1-Ailede çocuklara ahlaki değerler erken yaşlarda verilmeli, çocuğun vicdani duyarlılığı geliştirilmelidir.

2-Eğitim sistemi sadece mesleki yeterliliği dikkate almamalı, çocukları ahlak ve maneviyat noktasında da yetiştirmelidir.

3-Din sadece camilere hapsedilmemeli, evlerimiz sokağımız, okullarımız, çalıştığımız ortam da İslami değerlerle bütünleşebilmelidir.

4-Canilere karşı önlem almaları noktasında çocuklar bilinçlendirilmelidir. İster kız olsun ister erkek olsun çocuklarımıza bu insanlardan gelebilecek zararlar hakkında bilgi vermeli ve önlem almaları için yönlendirmeliyiz.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp