Beyaz Saray’ın Evanjelikleri, Pentagon’un Katolik generalleri...

Beyaz Saray’ın Evanjelikleri, Pentagon’un Katolik generalleri...


Beyaz Saray’ın Evanjelikleri, Pentagon’un Katolik generalleri...

 

 

Türkiye-ABD arasında yaşanan gerilim homojen değil. Salkım saçak bağlandığı yerler var. O yerlerin toplamını, ürettiği riskleri, fırsatları basit soru-cevaplara havale etmeliyiz...

Mesela, Beyaz Saray’dan Türkiye’ye yöneltilen “yaptırım” tehdidi uygulanabilir mi?

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Cumartesi paylaştığımız, “Türkiye-ABD: Perşembe akşamı neler yaşandı” başlıklı perde arkasından daha ileri bir durum veya ilerleme yok ortada. Ondan sonra yazılanlar, konunun popülerliği üzerinden yürüyen-içeriksiz-metinler...

Ana gövdeyi biliyoruz, basitçe; Papaz üzerinden yürütülen, İran’a mesaj ve Kasım seçimlerine selamdır...

Ama Ankara’nın etrafını kolaçan etme moduna geçtiğini söyleyebiliriz ve Pazartesi günkü Milli Güvenlik Kurulu’nun bu konuları işlediğini kuvvetlice varsayabiliriz...

Bir, ‘Arap NATO’su meselesi yeni konu değil ama ABD tarafından güncellenmesinin ‘şimdi’si ne? Trump’ın Ortadoğu’da siyasi ve askeri-‘Ortadoğu Stratejik İttifakı’-içinde altı Körfez ülkesi, Mısır ve Ürdün isimlerinin alt alta yazılması, ‘Küre Koalisyonu’nun-gölge ortak İsrail’i de kapsayarak-devam ettiğini gösteriyor. Tahran’ı hedefe oturtan bir akıl var, tamam, peki, kapsam genişletilmiş olabilir mi?..

İki, Limasol’da bir araya gelen İsrail, Mısır, ABD, İngiltere ve Yunanistan büyükelçileri toplantısında yapılan Türkiye’ye yönelik açıklamalar, aynı ittifak ortaklığının iz düşümü mü? İsrail ve Mısır elçilerinin Ankara’ya karşı ‘askeri seçeneği’ dillendirmeleri, İngiltere ile ABD Büyükelçilerinin de yakın çizgide durmaları ne demek?

Anımsanacağı gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan Şubat 2017’de, Türk karasularına yönelik ihlallerin devam etmesi halinde-ki Suriye’deki Türk varlığının dengesini bozma operasyonuydu-askeri önlemlerin masada olduğunu söylemişti: “Afrin bölgesindeki ulusal güvenliğimizi savunma hakkımız, Ege Denizi ve Kıbrıs’ta da aynıdır”.

‘Kış Akdeniz’de sıcak geçecek’ yazabiliriz.

AFPAK-KIBRIS KORİDORU KIRILABİLİR...

Üç, ABD Kongresi’nin Türkiye’ye uluslararası kuruluşlardan gelecek parayı durdurma girişimine, BRICS toplantısından çıkan Çin kredisiyle yanıt verilmesi gibi, Ankara’nın ‘üyelik arzusunu’, aynı kuruluşun adına ‘T’yi de ekleyerek tekrarlaması da elbette Washington’da tercüme edilmekte...

Dört, Krizin yaşandığı coğrafyayı bir mendil, tarafların amaçlarını da uçlarından tutarak hepsini bohçalama olarak anlayabiliriz. Bu zaviyeden Kıbrıs-Pakistan-Körfez-İsrail dört uç nokta görülebilir. Her bir noktaya bir seri başka güç eklenebilir. İsrail derseniz; Mısır, Yunanistan, yeri geldiğinde Rusya ve ABD artı kimi körfez ülkeleri, Pakistan dendiğinde; Afganistan, Çin ve ABD ekle(mle)nebilir.

Bu yüzden Pakistan seçimlerinin çıkardığı İmran Han liderliği-beklenin aksine-sürpriz üretebilir; Çin ve ABD arasında İslamabad’ın pozisyonu Pekin’e kayabilir. Bunun anlamı; Afganistan-Kıbrıs koridoru kırılabilir! (‘Will İmran Khan pivot Pakistan from US to China?’, 29/07, Global Times.)

İhtimaldir ama gerçekleşirse Akdeniz-AfPak hattı çökebilir. Bunu da, ‘yılsonuna doğru’ diye takvimleyebiliriz.

Beş, Bohçanın içinde bir diğer kaygan zemin İdlib. Türkiye’nin İdlib’ten hareketle bölgenin bütününe yönelik düşünceleri var. BRICS zirvesinde Rusya ile konuşulmuş olma ihtimali var. Şam tarafından da İdlib’e yönelik askeri operasyon hazırlıklarının duyulduğu zamanda ayrı baskı noktası da burasıdır diyebiliriz. Esad: “Ülkemizin her karış toprağını kurtarmak vazifemizdir. Bundan sonra hedefimiz İdlib olacak. Yakında ordumuz bu bölgeyi teröristlerin elinden almaya hazırlanıyor”. (Ayrıca, ‘Syrian Army Preparing Operation to Libarate Idlib province-Military Source’, 27/07, Sputnik.)

POLİTİKACILAR VE ASKERLER VE TAYF...

Atıf yaptığımız MGK bildirisi ABD ile ilişkiler üzerine şöyle diyor; “ABD’nin açıklamalarının, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığa ve güven ilişkisine telafisi mümkün olmayan zararlar vereceği vurgulanmıştır. Ülkemize karşı kullanılan tehdit dili ittifak ilişkilerine saygısızlıktır ve asla kabul edilemez. Türkiye’nin ikili ilişkiler ve ittifaklar çerçevesindeki tüm yükümlülüklerine bağlı olduğu kadar haklarına da sahip çıktığı, ülkemizin bu yaklaşımına saygı duyulmalıdır”...

Bu ifadeler daha keskin çıkışlar bekleyenleri tatmin etmemiş olabilir. Kararındadır! Ankara, Beyaz Saray dengelerinin, örneğin Pentagon, CIA ya da Dışişleri’ndeki kimi odaklara çarptığında nasıl ‘kırıldığını’ görüyor. Tayf sayın.

Hatırlatayım...

ABD Savunma Bakanı Mattis: “Başkan Trump’ın Türkiye’ye yönelik yaptırım tehdidi iki ülke arasındaki askeri ilişkileri etkilemedi. Türkiye ile yakın çalışmaya devam ediyoruz”. (27/07.)

Bir de tazesinden... “ABD Avrupa Kuvvetleri ve NATO Müttefik Kuvvetler Harekât Komutanı Orgeneral Scaparrotti, Türkiye’ye gelerek temaslarda bulunacak. Görüşmelerde Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler ve Menbic konusunun ele alınması bekleniyor”...

Bağlayalım...

“NATO liderler zirvesinde ittifakın kurucu 5. maddesine uymayabileceğini söyleyen ABD Başkanı Trump’ın, tek başına alacağı bir kararla ülkesini İttifak’tan çıkarmasını engellemeye yönelik ortak yasa tasarısı Amerikan Senatosu’na sunuldu”...

Bakan Çavuşoğlu ne demişti; “Katolik-Protestan savaşı çıkabilir”!..

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp