Besleme Medya

Besleme Medya


Takip edenler görüyordur, aylardır bu sütunda dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum.

Diyorum ki, ülkede tüm kavramların içini boşalttılar, itibarsız hale getirdiler, paçavraya çevirdiler.

Diyorum ki, artık bu kavramlarla, bu kelimelerle konuşmak, yazmak, tartışmak, siyaset üretmek doğru da değil, işe de yaramıyor.

Diyorum ki, hakikati gölgeleyen söylem üstünlüğü apaçık yalandan besleniyor.

Diyorum ki, yalana ‘yalan’ diyerek sonuç elde edemezsiniz.

Diyorum ki, yalan söyleyen, yalan söylemek için yalan söylemiyor. Bir amacı var.

Diyorum da diyorum.

Karşı tarafta Erdoğan’ı devirmek, Türkiye’yi durdurmak için Avrupa’dan fonlanan bir ‘Besleme Medya’ var. Ve bu Besleme Medya Türkiye için artık milli güvenlik sorunu haline gelmiştir. Tıpkı terör örgütleri gibi. Hal böyle iken Türkiye’ye yandaş medya diye uydurdukları bir yalanı konuşturuyorlar.

Siz Ayasofya’yı açıyorsunuz, Türkiye’ye Diyanet İşleri Başkanı’nın elindeki kılıcı tartıştırıyorlar.

Siz Afrin’de destan yazıyorsunuz, Türkiye’ye ÖSO’nun terör örgütü olup olmadığını tartıştırıyorlar.

Siz Libya’da Mavi Vatan inşa ediyorsunuz, Türkiye’ye İhvan’ı tartıştırıyorlar.

Siz Azerbaycan’da gururlandırıyorsunuz, Türkiye’ye cihatçıları tartıştırıyorlar.

Siz Karadeniz’de gaz buluyorsunuz, Türkiye’ye o gaz az mı çok mu onu tartıştırıyorlar.

Siz dünyanın en büyük en modern şehir hastanelerini yapıyorsunuz, Türkiye’ye Adana’daki çadır şarlatanlığını tartıştırıyorlar.

Siz pandemiye karşı eşi benzeri görülmemiş bir mücadele ortaya koyuyorsunuz, Türkiye’ye iskambil kâğıtlarını tartıştırıyorlar.

Siz dört milyon Suriyeli ’ye bakıyor, dünyanın dört bir yanındaki mazlumlara yardım götürüyorsunuz, Türkiye’ye Arapça Nutuk’u tartıştırıyorlar.

Örnekleri çoğaltmak mümkün lakin yerim dar.

Demem o ki, tüm bu çarpıtmalara, yalanlara, algı operasyonlarına karşı yeni bir dil ortaya koyamazsanız söylem üstünlüğünü kaybedersiniz.

Ama şunu da unutmamak gerekir ki Besleme Medya bu ülkede hep vardı. Ama 18 yıl boyunca da sürekli kaybetti. Bu kez kazanmak istiyorlar zira bu son şansları.

Cumhurbaşkanı Erdoğan hafta sonu bir serzenişte bulundu ve ”Medyamız en modern altyapıya sahip ama bizim sesimizi nefesimizi yansıtmıyor” dedi.

Medyanın sahip olduğu modern altyapı değil ki mesele. Olmasa da olur. Mesele o altyapının nasıl kullanıldığı.

Erdoğan ‘sesimiz nefesimiz yansıtılmıyor’ derken yerden göğe haklı. O kadar iş yapacaksınız ama hakkıyla sokağa yansımayacak.

Devasa yollar, barajlar, köprüler, hastaneler, havaalanları inşa ediyorsunuz. Savunma sanayiniz dünyanın gündeminde. Ordunuz destan yazıyor, terör örgütleri inlerinden başlarını çıkartamıyor. Dört bir cephede kuşatma yarıyorsunuz. Doğu Akdeniz’de size kimse yan gözle bile bakamıyor. Sayısız ülke kapınıza gelmiş İHA istiyor, SİHA istiyor.

Uzun lafın kısası Türkiye yeniden şekillenen dünyada güçlü bir eksen haline gelmiş ama sokakta hakkıyla karşılık bulmuyor.

O halde sorun nerede?

-Sokağa kıyas yapabilme fırsatı vermelisiniz. Avrupa’nın içler acısı halini, Amerika’nın arka sokaklarını, İngiltere’nin sağlık sorununu, Fransa’nın çökmek üzere olan altyapısını ve dahasını göstermeniz gerekiyor.

-Yalanla mücadeleyi ancak ve ancak o yalanı niçin söylediklerini yüksek sesle izah ederseniz başarırsınız.

-Hepsinden önemlisi medyanıza karşı yürütülen itibarsızlaştırma faaliyetlerinin bir amaca matuf olduğunu bilmeniz gerekiyor.

-Tabii bir de gündemi siz belirlemelisiniz.

Ve son bir not.

İktidarı hedef alan tüm bu itibarsızlaştırma faaliyetleri ben diyeyim 5, siz deyin 10 yalan üzerin kurulu. Neler oldukları da belli. Her bir yalanı tek tek ele alıp doğrusunu ortaya koyduğunuz gün, söylem üstünlüklerinin de bittiği gün olacaktır. Önemsemeyip göz ardı ettiğiniz sürece de bu konularda bir zafiyet var algısı yayılarak derinleşecektir. 

Google+ WhatsApp