Beratımız Cennetimiz olsun!

Beratımız Cennetimiz olsun!


Beratımız Cennetimiz olsun!

 

 

 

Kandil, Lâtince “candela” kelimesinden Arapçalaşıp oradan Türkçemize geçmiş bir kelimedir: “Mum, lâmba,aydınlatıcı” anlamına gelir…

Günahlardan temizlenmek, bir bakıma “aydınlanmak” sayıldığından, iç dünyamızın günahlardan temizlenip aydınlanmasına vesile olan mübarek gecelere “kandil” denmiştir. 

Başka bir rivayet daha var: Buna göre, Sultan İkinci Selim (1566-1574), mübarek gecelerde camilerin ışıl ışıl aydınlatılıp minarelerde kandiller yakılmasını emretmiş, bu yüzden mübarek gecelerin ismi “kandil” olarak kalmıştır.

En doğrusu, “Regaib Gecesi”, “Mirac Gecesi”, “Berat Gecesi” ve “Kadir Gecesi” diye, kendi özel isimleriyle yâdetmektir.

Arapça “gece” anlamına gelen “leyl” kelimesini başa getirerek, kutsal geceleri “Leyle-i Kadr”, “Leyle-i Berat” şeklinde telaffuz edenler de vardır.

“Berat” dışında, bu gecenin, dört adı daha var: “Berae gecesi”, “Sakk gecesi”, “Rahmet gecesi” ve “Mübarek gece” (Kur’an’da “mübarek gece” olarak geçer: “Apaçık kitaba yemin olsun ki, biz Kur’an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir.” Duhan sûresi, 44/1-4).

Denilmiş ki, Allah Teâlâ bu gece mümin kullarına beraat senedi yazar…

Bu gece bağışlanma ve af gecesidir: Tabii ki, Peygamber-i Âlişan Efendimiz’in yaşadığı ve öğrettiği gibi geçirmek kaydıyla…

Buyuruyor ki: “Şaban ayının onbeşinci gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve ‘Tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim! Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim! Şifa isteyen yok mu, şifa vereyim! … Başka isteği olan yok mu, ona da istediğini vereyim’ der.” (İbn Mace, İkâmetü’s-Salât, 191).

Peygamber-i Âlişan Efendimiz’in, bu gecede ibadetle meşgul olmayı ve gündüzünde oruç tutmayı teşvik ettiği nakledilir. 

Mekke halkı, Berat geceleri Mescid-i Haram’da namaz kılar, Kâbe’yi tavaf eder ve Kur’an okuyarak geceyi değerlendirirdi. 

Tarih boyu farklı şekillerde de kutlanmıştır. Meselâ, onbirinci yüzyılın ortalarından itibaren, Şam’daki Emeviyye Camii’nde kandiller yakılırdı. Bunu “bid’at” sayan âlimlere rağmen, uygulama uzun süre devam etmişti. 

Selçuklularda Berat geceleri halka tatlı dağıtma geleneği vardı. İbn Kesir (ö. 310/923), bu geleneği Selçuklu vezirlerinden Fahrülmülk’ün başlattığını kaydeder. Bu geleneğin dinle alakası yoktur, hayır yapma anlayışının bir ürünüdür.

Osmanlılar, diğer mübarek geceler gibi, Berat gecesini de büyük bir coşkuyla kutlarlardı. Camiler renkli fenerlerle donatılır, mahyalarla, “Berat geceniz mübarek olsun” anlamında kutlama mesajları yazılırdı.

Mübarek gecelerin kutlanmasına itiraz edenler var, ama imparatorluk kültürüyle bütünlenerek şenliğe dönüşen toplu ibadetlerin ne zararı olabilir?Herhangi bir vesile ile ibadet etmenin, hayır yapmanın ne mahzuru var?

Müfessir sahabilerden İkrime el-BerberiDuhan Suresi’nde (44/3) sözü edilen “mübarek gece”nin Berat Gecesi olduğunu söyler…

Mübarek aylar (Recep, Şaban, Ramazan), mübarek günler (Cuma, bayram arifesi ve bayram) ve mübarek geceler, (Mevlid, Regaib, Mi’rac, Berat ve Kadir geceleri) Allah’ın, bizi bağışlamak için yarattığı vesilelerdir…

“De ki: ‘Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Zümer Sûresi, 39/53).

Beratımız beraatımız, beraatımız cennetimiz olsun! 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp