Ben mi hastayım, yoksa bu haberi yazanlar mı?

Ben mi hastayım, yoksa bu haberi yazanlar mı?


4 gündür evdeyim..

Hafta içi 5 gün, akit TV’de Haber Müdürümüz Murat Alan ile birlikte yaptığımız Manşetlerin Dili programı sebebiyle, hemen bütün gazeteleri, sabah erken saatte okuyup, hazırlık yapıyorduk..

4 gündür hastalığın da tesiri ile insanın gazetelere bakası gelmiyor..

İnternetten bir haber okuma isteğiniz olmuyor..

Dün bütün gücümü toplayıp, gazete manşetlerine, internet ana manşetlerine bakayım dedim.

Hay demez olaydım..

Hemen her gün yalan haberleri deşifre ettiğimizden, medyanın yalanları bizde de artık “Bunlar olağan işler” algısı oluşturmuş ki, ilk gördüğüm haber, hasta halimle sinirlerimi zıplattı.

Yani olur da bu kadar mı olur.

Yalan yazılır da çarpıtma yapılır da bu kadar mı olur?

Değişik medya organlarından başlıkları vereyim:

“Şehit babası borcu nedeniyle tutuklandı (Sözcü)”

“Şehit babası vergi borcu yüzünden tutuklandı. Yazıklar olsun (Yeniçağ)”

“Şehit babasına vergi borcu nedeniyle hapis cezası (Cumhuriyet)”

Haberler böyle böyle gidiyor.

İçeriğini okuyorsunuz..

Oğlunu askerde iken bu vatan için şehid vermiş bir babanın, vergi borcunu ödeyemediği için, cezaevine konulduğu yazılı.

Hatta bazı medya organları, işi iyice abartmış, mahkemeye bile çıkarılmadan bir gece evine gelinip, polis vasıtası ile cezaevine konulduğu yazılı..

Bir şüphe ettim..

Benim bildiğim, vergi borcundan dolayı vergi hukukunda hapis cezası yok ama..

Hastalığımdan kaynaklı bir hafıza yanılması mı var diye tereddüt bile ettim..

İfade alınmadan hapis cezası verilmesi, hiç mümkün değil..

6 yıl hapis cezası için istinaf hakkının olmaması hiç mümkün değil..

Ama..

Olur ya..

1 yıldır koronavirüsün ne olduğunu, ne olmadığını hâlâ anlayamadık ya..

Ateş yapıyor, ateşte bilincimiz olumsuz etkilenebilir mi?

Etkilenir etkilenir..

Korona baş dönmesi de yapar diyorlar..

Başım dönüp, kanunları karıştırmış olabilir miyim?

Olur, olur..

Bu tereddüt içinde, tekrar kanunu sorguladım, vergi borcundan dolayı hapis cezası diye bir düzenleme yok.

Vergi suçları ile ilgili düzenleme var.

“Vergi kaçırma amaçlı olarak yanıltıcı belge kullanma vesair” ile ilgili..

Ama vergi borcunuz var da ödememiş iseniz, kimsenin hapse konulduğu falan yok..

Onun içindir ki, her yıl defterdarlıklar, çarşaf çarşaf vergi borçlularını açıklıyor.

Ama o listede yer alan hem de öyle Adana’daki küçük bir esnafın olsun olsun birkaç bin TL’lik borcunun çok çok ötesinde.. Milyarlara baliğ olan vergi borcunu ödememiş nice işadamları var..

Siz bir tanesinin, sadece “vergi borcunu ödemediği” için cezaevine girdiğini gördünüz mü, duydunuz mu?

Eğer evrakta sahtecilik, zimmete para geçirme gibi suçlamalar var ise, işadamları bu sebeple cezaevine giriyorlar..

“Milyonlarca borcu olanlar, eşek arısı gibi ağı deler geçer, garibanlar ise takılır” diyeceğimiz bir durum da mümkünü yok, olamaz..

O zaman bu iş ne?

Şehidin babası, cezaevine konulmamış mı?

Hayır, konulmuş..

Ama sebebi vergi borcunu ödememek değil..

Adana Valiliği, şehidin babasına saygı gereği, işin ayrıntısını vermemiş..

Ben de ayrıntıya girmeyeyim..

Ama şu kadarını kesinlikle söyleyelim, “şehid babası vergi borcunu ödemediği için cezaevine konulmuş değil.”

Cezaevine konulmuş ya, ne fark eder demeyiniz.

Hangi sebeble konuldu ise, o sebebi yazın, dürüst olun..

Yazmayanlara da hepimiz karşı çıkalım..

Aksi takdirde, böylesine rezil bir algı operasyonu yürüten medya mensuplarına sessiz kalmak, çok daha vahim haksız suçlamalara sebebiyet vereceği için, bu ülkenin yöneticilerine büyük iftira atılmış olacağı için, şehid babasından özür dileyerek belirtelim..

Maalesef, büyük ihtimalle, hileli belge kullanılması, veya vergi kaçakçılığı suçlamasından mahkumiyet kararı çıkmış olmalı.

Yani..

Aslında şehid babası, vergi borcundan dolayı cezaevine konuldu diyenler doğru söylüyor olsalar.

“Kaç lira kardeşim, valilik bunu ödeyecek, çıksın bu şehid babası” denilir, olay çözülürdü..

İlk aşamada çözülemedi..

Teknik olarak çünkü, bu mümkün değil.

Ancak.

Bir borç ödenerek cezaevinden çıkmak mümkün olmasa da..

Şehid babasına verilen mahkumiyet kararında hukuki hatalar var ise, ona yönelik itirazlarla, karar yeniden incelenebilir ve bozulabilir..

İstinafa gidilmedi ise, tebligat da usulüne uygun yapılmadı ise, kararın yeni öğrenildiği belirtilerek, bu yol denenebilir. Tebligat usulüne uygun ise, kanun yararına bozma.. Vs. vs.

Demokrasilerde çare tükenmez!..

Yeter ki..

Menfaat amaçlı iş yapmayın..

Adaletten uzaklaşmayın..

Sonuçta da şehid babası için mutlaka bir yol bulunup, cezaevinden çıkarılmalıdır.

Ama..

Bu olay üzerinden, siyasi iktidarın suçlanmasına da onay verilmemelidir..

Cem Uzan’ların saygın işadamı olduğu güzellemeleri ile manşetlere taşındığı internet sitelerinin, şehid babasının vergi borcundan dolayı cezaevinde olduğu, bunun da sorumlusunun AK Parti iktidarı olduğu yönündeki suçlamalarına fırsat verilmemelidir.

Yoksa..

Yakında..

En koyu AK Partili bile, “Bu kadar da olmaz” diyerek, yanlış tercihlere yönelmeye kalkışabilir.

Bizden hatırlatması..

Görev kimde? Resmi makamlarda.

Böylesine yalan dolu. Böylesine iftira içerikli haberlere karşı halkı bilgilendirmek resmi makamların boynuna borçtur.

Şehid babasına saygısızlık olmasın, eyvallah.. Suç tam olarak deşifre edilmesin eyvallah..

Bunun üzerinden saygısızlık yapılmasın.. Eyvallah..

Ama bu noktada hiçbir suçu olmayan siyasi iktidara da kara çalınmasın..

Google+ WhatsApp