Belgeselin yeni çağı

Belgeselin yeni çağı


Belgeselin yeni çağı

 

Belgeselleri severim ve izlerim. Bunda bir parça belgeselciliğe bulaşmışlığımın da payı vardır mutlaka. 90’lı yıllarda TRT’de çeşitli belgesellerde farklı görevler aldım. TRT’nin çok kaliteli belgeseller ürettiği ve bu alanda uluslararası ödüller aldığı bir süreçti. Çekimler sebebiyle memleketin çeşitli köşelerinde gezip dolaşma imkanı buldum. Benim için büyük kazançlar getiren, güzel hatıralar bırakan çok özel bir dönemdir. Sonraları bazı belgesellere metin yazdım, insana ve hayata dair görsel tanıklıkları ifadelere dönüştürmeye çalıştım. Bundan da ayrıca büyük zevk aldım.

 

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Şimdilerde aktif olarak içinde değilim ama iyi bir belgesel izleyicisi olmaya devam ediyorum. Belgesellerin kendilerine özgü bir gerçekliği ve çok zengin anlatım imkanları var. Dünyada yaşananların doğrudan tanıklığını yapıyor, hayatın kaydını tutuyor belgeseller ve bir tür “görsel tarih” yazılıyor bu sayede.

Yeni görsel imkan ve teknolojiler, geçmişte çok kolay hayal edilemeyecek belgesel projelerini, görme ve gösterme biçimlerini, daha önce ulaşılması güç ufuklara bakmayı bugün mümkün hale getirdi. Görebildiğim kadarıyla bu yeni açılımın imkanlarını en iyi belgeselciler kullanıyor. Yıllardır Coşkun Aral’ın amatör bir heyecanla kurup amatör-profesyonel birçok belgeselciye imkan hazırladığı İZ TV’sini keyifle izliyorum. Kendi bakış açımla, özel TV yayıncılığının ürettiği en doğru projelerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Umarım uzun yıllar yayınlarına aynı yalınlıkla devam eder.

2009 yılında TRT’nin bir belgesel kanalı açması bütün belgeselseverler gibi benim için de çok değerli bir adım oldu. Önceleri TRT’nin geçmişte ürettiği ve hafızamda izi kalan belgeselleri yeniden izleme imkanı bulduğu bir kanal oldu TRT Belgesel... Ama son zamanlarda, yeni anlayışı ve hızla arttırdığı kalitesiyle vazgeçilmezlerim arasına girdi. Yeni bir belgeselci kuşak yetiştiği, bu yeni belgeselcilerin bugünün izleyicisi için artık fazlasıyla statik ve didaktik kalan eski belgesel dilini tamamen değiştirerek güncelledikleri ve yeni görsel teknolojiyi çok iyi kullandıkları anlaşılabiliyor.

Belgesel alanında dünyada belli ekoller olduğu söylenebilir. Mesela dönem ‘drama’larında olduğu gibi doğa belgesellerinde de BBC bir markadır. Bu etiketi gördüğüm her şeyi seyretmeye gayret ederim. National Geographic ve Discovery Channel belgesellerini ise seçerek izlerim, tamamı bana hitap etmez. Hiç abartmadan söylüyorum; TRT Belgesel; ürettiği yeni belgesellerle adım adım kendi ekolünü üretiyor. Bana göre, özellikle kültür antropolojisi üst başlığı ile ürettikleri belgeseller, muhteva ve görsel estetik bakımından diğer ekollerle rahatlıkla rekabet edebilecek ve zaman zaman onları ciddi biçimde aşabilecek kalitede.

TRT’nin yeni belgeselcileri, Kuzey Kutbu’ndan Afrika’nın derinliklerine kadar dünyanın her köşesinden hayata ve insana dair çok etkileyici hikayeler ve olağanüstü güzellikte görüntüleri getirip hayatımıza katıyorlar. “Aile Olmak” başta olmak üzere, “Mülteci”, “Ucuz Hayatlar”, “Geçmişin Gölgesinde”, “İnsanlar ve İnançlar”, “Müslüman Gibi Yaşamak”, “Kamp’ın Çocukları”, “Afgan Kömürü”, “Nasır ve Diğerleri”, “Büyük Mücadele”, “Bir Dünya Yaşam”, “Doğu’nun Kayıp Silüetleri”, “Geleneği Yaşatmak” ve daha nice nitelikli, kaliteli, zengin belgesel ‘eser’ var aralarında. Bu kaliteye sahip çıkmak çok önemli... İzleyin, çocuklarınıza izletin, en iyisi ailece izleyin, garanti veriyorum bağımlısı olacak, bırakamayacaksınız.

Bu pırıl pırıl ışıldayan yeni belgeselcilik anlayışını inşa eden herkese teşekkür ediyorum. TRT’nin bu yepyeni, dinamik, insanî hassasiyet sahibi belgeselcilerini birer sanatçı olarak selamlıyor ve gönülden kutluyorum. Hayatımıza kattıkları bütün bu güzellikler, bütün bu duygu ve düşünceler için... Bir fotoğraf tutkunu olarak görsel estetik konusundaki kalitelerine de ayrıca şapka çıkarıyorum.

 

YENİ ŞAFAK

Google+ WhatsApp