Beka matrisi...

Beka matrisi...


Beka matrisi...

 

 

Türkiye’nin çok yönlü ve çok katmanlı, hem iç hem dış ve iç-dış rabıtalı beka sorunları var. Çıplak gerçek bu.

Yerel seçimler özelinde yaşanan “beka tartışması”nın esas konusu, sandık sonuçlarının bu ülkenin bekasıyla ilgili kaygıları giderecek, onları mümkünse tamamen yok edecek yönetim kabiliyetine sahip siyasi erke destek/vesile olup-olmayacağıdır...

Beka; tehditler içeriden veya dışarıdan gelsin ya da Türkiye örneğinde olduğu gibi/ek olarak iç ve dış bileşenler, “ulusal güvenlik sorunu yaratmada ortak”lık kurmuş olsun, ülkenin siyasi yönetimiyle apaçık ilintilidir...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


‘Müstevlilerin siyasi emelleriyle bu ülkede ortaklık kuranlar yoktur, bu yerel seçimde de mevcut değiller’ diyorsanız, profesyonel yardım almanızı öneririm. ‘Alice’in harikalar diyarında’ bir figüransınızdır sadece.

Yani ‘Türkiye beka sorunlarıyla mücadele eden bir ülkedir’ önermesini kurduktan sonra bunun seçimlerle alakasız olduğunu savunmak, bilerek veya bilmeyerek o sorunların parçasına dönüşmek anlamına gelir. Politik okuma-yazma kabiliyetine sahip her vatandaş açısından gerçek budur...

Bu tartışmayı ilelebet bitirecek bir akademik çalışma önerisini çeşitle kanallarda ve bu köşenin müdavimleriyle paylaştığım kimi yazılarda teklif etmiştim...

Yerli ‘Think-Tank’lar üzerine nitelik-nicelik tartışmalarının yapıldığı, entelektüel ve akademik birikimimizin sıklıkla çözümler ve yaratıcı üretime teşvik edildiği günlerde tazeleyeyim...

Türkiye ve dünya ülkelerini listeleyen, her birinin iç, dış, bütün ulusal güvenlik risklerini tespit edip, bunlar arasında bir kıyas kuran, çoklu akademik disiplinden geçmiş bir sıralamanın yapılmasını önemli buluyorum.

Her ülkenin sorunları var. Her ülkenin iç-dış güvenlik tehditleri olabilir. Hatta ABD, Rusya, Çin gibi ülkelerin uğraşmak zorunda kaldığı “kendi sorunları” upuzun metinler ortaya çıkarabilir. Ama görülecektir ki, onların sorunları da bizim listeye yazılıyor!

Basitin basiti; Bir ülkenin bölge komutanı (CENTCOM), bir yandan ülkesinin siyasi dengelerinde pozisyon tutarken, diğer yandan aynı pozisyona güç katmak adına ve bir üçüncü bölge ülkesi lehine bizim sınırımızı oyarsa...

Sadece terör ikizleri FETÖ ve PKK’nın öyküsü ile ortakları dört başı mamur analiz edildiğinde dahi Türkiye’nin yüzlerce ülke arasında açık ara birinci sıraya oturacağını düşünüyorum...

Başka bir ülkenin ordusundan 10 binlerce hain çıkar mı? Aynı ülkenin aynı ordusu ama iyi yarısı, dünya, ‘bu ordu artık zor toparlanır’ dedikten 20 gün sonra güney sınırından iki süper gücünde bulunduğu sınırları kandan bir coğrafyaya girip kazanabilir mi.. Belli başlı ve tarihi müttefiklerinin tamamına yakını arızalı çıkabilir mi?

Örneğin siyaset sosyolojisinde eğer bir ülkenin yönetim biçimi son 20 yılda, görülmemiş ve emsalsiz saldırıları aşarak kökten bir dönüşüm yaratıyorsa, normal şartlarda beklenen, hatta hep yaşanan, muhalefetin de dönüşmesidir.

Bütün seçimleri kaybedip, kendi seçmenleri dahi, “yav ne yapalım biz de bilemiyoruz” noktasına geldiği halde değişmiyorsa.. Burada bir beka sorunu daha vardır. Bu o siyasi parti için de bir beka sorunudur.

Ne yazık ki CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, tartışmayı ve politik hedefi ‘kişiselleştirmesi’ meseleyi çözmüyor; “Hiçbir kişi vazgeçilmez değildir. Erdoğan da vazgeçilmez değildir. Türkiye bir beka sorunu yaşamıyor. Ne beka sorunu”?..

Büyük dram.

Hadi diyelim siyasi rekabetin doğası bu okumaya cevaz veriyor. Peki, Cumhurbaşkanı’nı bir yana bırakalım; CHP, Türkiye’nin beka sorunları ile baş edebilecek, yönetebilecek, hatta anlayabilecek imkan ve kabiliyetlere gerçekten sahip mi?

Kendinize dürüst olduğunuzda daha basit ve işlevsel bir yüzleşme sorusu olabilir mi? Ama yok. Ne yok? Söylüyor işte; “Ne beka sorunu?”

Dünyada hiçbir ülkenin geçmediği, muhtemelen geçemeyeceği 20 yıllık ateş çemberlerini yok saydığınızda, eninde sonunda Türkiye de sizi yok sayacaktır.

CHP’li çok tanıdığım var. Küsmesinler. Kendi alanım üzerinden söyleyeyim, son 4 yıl içinde sayısız TV programında, gazetelerde, en üst düzey yöneticilerini, hatta seçim kazansa Dışişleri Bakanı olacağı tahmin edilen isimlerini dinledim, okudum, kimileriyle tartıştım da...

En çok neye üzüldüm biliyor musunuz.. Bilmiyorlardı! Paradigmanın değiştiğini anlamamışlardı. Bütün bir kadroya giydirilecek gözlem değildir bu ama bileni varsa da CHP onu yaşatır mı?

Onun için, Türkiye gibi bir ülkenin dış politikasını hatalarıyla (hepsi de acımasızca eleştirilmelidir) sevaplarıyla özel bir 20 yılını yönetmiş siyasi iktidarın tecrübesi ile nasıl kıyaslayalım?..

Zaten kafeslenmesi gereken nokta hep kaçıyor... “Türkiye’nin beka sorunları, ulusal güvenlik sorunları olmaz mı, var ama bunları Erdoğan yönetemez, biz yönetiriz” demiyorlar, “beka sorunu yok” diyorlar!

Bu ne demek?..

Daha bu hafta sonu fevkalade yetişmiş Uluslararası İlişkiler profesörü bir dostum açmazı o kadar sadeleştirdi ki... “İçeri konuşmuyor” dedi...

“Beka sorunu yok”u dışarı söylemek ne demektir?

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp