Bedri’ye veda

Bedri’ye veda


 

 

 

Sudanlı düşünür, siyaset adamı ve akademisyen Prof. Dr. Mâlik Bedri, geçtiğimiz pazartesi günü (8 Şubat 2021) Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da hayata gözlerini yumdu. Özellikle psikoloji alanında yaptığı çalışmalarla tanınan ve “İslâmî psikolojinin babası” unvanını taşıyan Bedri, Müslüman Kardeşler Teşkilâtı ile bağlantısı üzerinden siyasetin içindeydi; tesis ettiği eğitim kurumlarıyla da -hem teorik hem de pratik seviyede- İslâm düşüncesi sahasında dikkate değer yorumlar ortaya koymuştu.

1932’de, Sudan’ı İngiliz işgalinden kurtarmak için mücadele eden Mehdî Hareketi’ne mensup Bâbikr Bedri adlı bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Mâlik Bedri, yüksek öğrenimini Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde tamamladı. Bu süreci “O zamana kadar çocuktum, ama Beyrut’a gidince, üniversitenin aynı zamanda bir misyoner okulu olarak da faaliyet gösterdiğini gördüm. Bununla mücadele etmem gerektiğini düşündüm” sözleriyle anlatan Bedri, kariyerinin sonraki aşamalarını tümüyle “modern dünyada Müslümanların zihin yapısının ve psikolojilerinin aşınmasının sebepleri”ni araştırmaya ve çözümler önermeye adayacaktı.

Mâlik Bedri, Beyrut’ta yüksek lisansını tamamlayıp ülkesine döndüğü 1959’da, arkadaşlarının “Sudan’ı ziyarete gelmiş Afro-Amerikalı bir Müslüman var, ilgilenir misin?” teklifi üzerine Hartum’daki Grand Hotel’e gittiğinde, karşısında Malcolm X’i buldu. Selâmlaşmadan sonra, 27 yaşındaki Mâlik’le 34 yaşındaki Malcolm arasında derin bir samimiyet doğdu, sanki birbirlerini yıllardır tanıyormuşçasına sohbete başladılar. Mâlik Bedri, Amerikalı misafirini Sudan’ın çeşitli bölgelerine götürdü, insanlarla tanıştırdı, ülkesinin tarihi ve gelenekleri konusunda bilgilendirdi. Malcolm X açısından en ilginç tecrübelerden biri, Mâlik Bedri’nin evinde bizzat misafir ettiği altı öğrenciyle tanışması oldu. Afrika’nın fakir bölgelerinden gelen bu çocuklar, Bedri’nin babasının kurduğu özel okulda okuyorlardı. Çocuklar, Bedri’nin yanında gelen bu misafiri Sudanlı zannederek kendisiyle Arapça konuşmaya çalışınca, Malcolm bu sahiplenişten çok etkilenmişti. Bedri’nin ailesi ve akrabalarıyla tanışmak da Malcolm’ü büyülemişti. Yanında getirdiği minik kamerayla her şeyi kayıt altına almış, insanlarla uzun sohbetler etmiş, içi hayranlık ve sevinçle dolmuştu. Afrika’da “barbarlık”tan başka bir şey olmadığı yönündeki Batılı algıya rağmen, karşısında capcanlı bir Müslüman kültür bulmuştu.

Bu sırada henüz sahih İslâm’la tanışmamış olan ve Amerikalı siyahî lider Elijah Muhammed’in fikirlerini takip eden Malcolm X, Sudan’daki tecrübelerinin derin tesiriyle ABD’ye döndü. İlginç bir tevafuk eseri, Malcolm’e inandığı esasların aslında “İslâm dışı” olduğunu ilk haykıran, Ahmed Osman adlı bir Sudanlı oldu. O sırada yanında bulunanlar Osman’ı adeta linç etmek isteyince, Malcolm, “Bırakın dilediği gibi eleştirsin. Ben Sudanlıları yakından tanıdım. Tertemiz insanlardır” diyecekti. Sonrasında Elijah Muhammed’in tuttuğu yola karşı sorgulama sürecine giren Malcolm, nihayet gerçek İslâm’ı bulacak ve Elijah’a cesaretle karşı koyacaktı.

Malcolm, 1964’te manevî dönüşümüne vesile olan haccı gerçekleştirdikten sonra, Mâlik Bedri ile görüşebilmek için Beyrut’a uğradı. Bedri bu sırada, Amerikan Üniversitesi’nde ders veriyordu. Bedri, beş yıl sonra yeniden görüşmelerini şöyle anlatıyor: “Karşımda tamamen başka bir insan gördüm. Müthiş bir değişim geçirmişti ve bu değişimi yüzünden okumak mümkündü.” Gerçek İslâm’a yüzünü çeviren Malcolm X’in adı da artık Mâlik Shabazz’dı. Aldığı yeni ismi seçerken yaptığı tercih, elbette sürpriz değildi. Mâlik Bedri, “Bu konuyu kendisine direkt şekilde sormadım. Ama onca farklı isim varken, ‘Mâlik’i tercih etmesinin sebebinin ben olduğumu güçlü bir şekilde hissettim” diyor.

“Müslüman Psikologların Çıkmazı”, “Düşünme – Gözlemden Tanıklığa” ve “Müslüman Bir Psikologdan Psikososyal Çözümlemeler” adlı eserleri Mahya Yayınları tarafından Türkçe’ye de çevrilen Prof. Dr. Mâlik Bedri’yi anarken, onun hayatının Türkiye’de pek bilinmeyen bir safhasını öne çıkarmayı seçtim. Yukarıdaki Malcolm X ayrıntılarını kendi dilinden ve uzun haliyle dinlemek isterseniz, YouTube’da “Cambridge Muslim College”ın kanalındaki özel röportajını tavsiye ederim.

Mâlik Bedri, eşcinselliğin sıradan bir tercih olmaktan çıkarak, topyekûn insan fıtratını hedef alan politik bir proje olarak küresel çapta uygulamaya konduğu bir zamanda terk-i dünya etti. “Müslüman psikologların, İslâm’ın esaslarından yola çıkan yeni bir dil oluşturmaları gerektiği” yönünde sürekli tekrarladığı mesajını, Müslüman psikologlara verilmiş bir ödev olarak bırakarak…

 

 

Google+ WhatsApp