Başörtü yasağında “Tehlikenin farkında mısınız?”

Başörtü yasağında “Tehlikenin farkında mısınız?”


Başörtü yasağında “Tehlikenin farkında mısınız?”

 

 

Müsaade ederseniz, isimlerini vermeyeceğim..

Çünkü olay, şahıslarla sınırlı değil..

Emekli Org. Tuncer Kılınç dört ay önce Akit TV’ye çıkıp, “Başörtü yasağı tekrar getirilebilir” dediği zaman, “Bir emekli paşanın hayalleri” dedik es geçtik..

Çetin Doğan üç hafta önce BBC’ye röportaj verip, 28 Şubat sürecindeki “başörtü yasağı”nı savunduğunda, “70’ini aşmış bir başka generalin şahsi düşünceleri” dedik, geçtik.

Ama bu örnekleri artık sıklıkla karşımızda buluyoruz..

2009 yılında yapılmış bir haber sebebi ile, açılmış davada, yine konu, başörtü yasakçısı bir rektör idi..

Aynı zamanda doktor olan rektörün başörtü yasakçılığı haberleştirilmiş, üniversitedeki başka hukuka aykırı uygulamaları da haberde yer almıştı. 

Beyefendi dava açmış..

O yıllarda bize gelen dava tebligatlarının haddi hesabı olmadığı için.. Ya karışıklık sebebi ile.. Ya da gerçekten usulsüz şekilde tebliğ edilmiş gibi gösterildiğinden, cevap verememişiz. 

Ama haberdeki isnatlar somut.. 

Hakim, davacı rektörü mahkemeye çağırıp sorsa: 

“Bana haksız saldırıda bulunuldu diyorsunuz ama.. Tazminat istiyorsunuz ama.. Başörtülü öğrencileri üniversiteye almadığınız iddia ediliyor.. Böyle bir vicdansızlığı yaptığınız doğru mu?” dese..

Olay çözülecek..

Veya..

Üniversitede devamsızlık yapmış gibi gösterilen kız öğrencilerden tombala usulü birkaç tanesi mahkemeye davet edilip, “Emek vermiş, üniversiteyi kazanmışsınız.. Şimdi devam etmiyorsunuz.. Niye ki? Yoksa başınızdaki örtü sebebi ile mi sizi almıyorlar” diye sorulsa..

Yapılan insafsızlık, tescillenecek..

Gerçek ortaya çıkacak.

Ama hakim de onların kafasından olmalı ki, hiçbir şey araştırmadan..

Basmış tazminat kararını..

Yıl 2012..

Kararla birlikte davadan haberdar olmuşuz, 5 sayfalık ayrıntılı temyiz dilekçemizi vermişiz.

O tarihte ortalama 3 üyesi, asgari 2 üyesi FETÖ’cü olan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 9 madde halinde verdiğimiz temyiz dilekçemizdeki itirazlarımızın tek bir tanesine bile cevap vermeden, onama kararını basmış..

“Başörtü yasağı haklı bir uygulamadır. Dolayısı ile haber yapmanız, rektörü eleştirmeniz yanlıştır” da dememiş. “Başörtü yasağı zaten insan haklarına aykırı bir uygulama. Bu uygulamayı yapan insafsızları deşifre etmek de, basının görevidir” de demiyor. 

Tazminat kararını klasik şablon ifadelerle onuyor.. Tarih; 17-25 Aralık operasyonundan tam bir ay sonra..

Yani FETÖ’cülerin, Yargıtay’da istedikleri gibi at oynattıkları dönemde..

O günden sonra, şu veya bu gerekçe ile.. Dosya öylece kalmış.. Şimdi tekrar dosyayı hayata geçirdikleri için haberdar olunca, merak ettim..

“Olayın üzerinden 10 yıl geçmiş.. Ne oldu da, başörtü yasakçılığı ile eleştirilen rektör yeniden meydanlara çıkıp, eski davasında ısrarcı oluyor” diye düşündüm..

Önce avukatlarını aradım..

Başörtü yasağında haksız bir uygulamaya imza atıldığını, bunun haber yapıldığını, Yargıtay’ın FETÖ’cülerin elinde olduğu bir dönemde, onama kararı verdiğini, Türkiye’nin artık başörtü konusunda adım attığını, özgürlük kararı verdiğini, bu gelişmelerin yargılamanın yenilenmesi sebebi olabileceğini hatırlattım..

“Müvekkiliniz, hem binlerce kız öğrenciyi üniversiteye almadığını kabul edip, hem de bugün geldiğimiz noktada dahi haklı olduğunu mu söylüyor” diye sordum..

“Ben müvekkilime bu konuda bir şey sormam” dedi..

Emekli rektörün cep telefonunu, açık kaynaklardan bulup aradım. İlk gün cevap vermemişti.

Dün telefonunu açtı..

Olayı kısaca özetledim..

Ben bekliyorum ki..

O dönemde bir korku imparatorluğu oluşturulmuş, birçok insan da o korku imparatorluğunda, istemeseler de başörtü yasakçılığına imza atmışlar..

Şimdi artık, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bile, “Başörtü yasağını biz kaldırdık” dediğine göre..

CHP’nin belediye başkan adayları, camilerde Yasin okuyup, oy istediğine göre..

Bekliyorum ki, rektörümüz de bana desin ki: “Evet o yıllarda böyle tatsız olaylar yaşandı. Ne güzel, Türkiye o kamburdan kurtuldu.. Bizim de başörtülüler hakkındaki önyargılarımız doğru çıkmadı. Herkes barış içinde üniversitede açığı ile kapalısı ile okuyor. Ne güzel!” 

Saflığımı kabul ediyorum..

Siz de aynı saflığı tekrarlamayın diye, rehavete kapılmayın diye aktarma ihtiyacı hissettim.. 

Rektörün cevabı şu oldu:

“Başörtü yasağı kaldırılmamalı idi..” 

Başımdan aşağı kaynar sular aktı..

Başörtü yasağı kalkalı 6 yıl olmuş.

Özgürlük noktasında kimsenin bir itirazı yok. Hatta solcular, yer yer homurdansalar bile.. “Bizim de yasağın kalkmasında katkımız var” diye halka şirin görünüp, oy talebinde bulunuyorlar..

Ama yaşını başını almış hem de mesleği doktorluk olan bir rektör, hâlâ yasakta ısrarcı..

Görüşmeyi uzatmadan, iyi günler dileği ile kapatmak zorunda kaldım.

İki saat sonra, bir telefon..

“Ben, iki saat önce aradığınız rektörün eşiyim. Av. ... Niye aradınız eşimi..”

İstemesem de, olayı tekrar özetlemeye çalışırken, aynı mantıkla, başörtü yasağının sürmesi gerektiğini, dolayısı ile haberin haksız olduğunu söylemesin mi?

Bir hayal kırıklığı daha.

Bir kadın, hemcinsleri ile ilgili kıyafet dayatması istiyor. Özgürlüğe geçilmiş olduğu halde, “Hayır, yasak sürmeli idi” diyor.. 

Devamında, biraz da suçlayıcı tarzda, “Bizim o haber sebebi ile ne çektiğimizi biliyor musunuz” deyince.. 

Artık söylemem gerekti..

“Hanımefendi, sizin kocanız yüzünden, binlerce kızın ne yaşadığını biliyor musunuz? Alın teri ile girdikleri üniversite kapısından geri çevrilen kızlarımızın neler yaşadığını biliyor musunuz” dedim..

“Atatürk Türkiye’sinde, laikliğin gereğinin başörtüyü yasakladığı” klasik sözleri ile, unuttuğumuz, eskide kaldığını sandığımız malum despot kafanın söylemini tekrarladı..

Hatta daha da ileri gidip, başörtüye özgürlük isteyenlerin bu toplumdan atılması gerektiği noktasında laflar da sarfetti..  

“Hukuk fakültesinde okuduğuna göre, Atatürkçü olmaya, laik olmaya mecbursun” deyişi, kulaklarımdan hiç çıkmayacak..

İşte bir yasakçı rektör.. O yasakçı rektörün, avukat eşi..

Ve 2019 Türkiye’sinde, hâlâ ellerine fırsat geçse, başörtülü öğrencileri üniversitelerden kovacaklarını söyleyen, “Siz zaten her gün Kemal Kılıçdaroğlu’nu da eleştiriyorsunuz” diyen kimlikler..

Burda görev, bizlere düşüyor..

Saadetlisi ile.. BBP’lisi ile.. MHP’lisi ile.. AK Partilisi ile.. Hatta CHP içindeki muhafazakarları ile..

Lütfen..

Şu yasakçılara, bir daha fırsat vermeyelim..

Tehlikenin farkında olalım..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp