Başbakan’a parmak sallayan, şimdi Uber taksicisi olmuş!

Başbakan’a parmak sallayan, şimdi Uber taksicisi olmuş!


Başbakan’a parmak sallayan, şimdi Uber taksicisi olmuş!

 

 

Kimseyi tahkir etmek için söylemiyorum..

Taksiciyi.. Şoförlüğü.. Uber’i veya bir başka sistemi küçümsediğim için değil..

Birilerinin, 17 Aralık’tan hemen sonra, Başbakan’a parmak sallayarak tehdit edecek kadar kendisini dev aynasında gördüğü bir dönemi yaşadığımızı..

Bu hormonlanmış yapının, hükümeti devireceklerini sanarak, ortalığı birbirine kattıklarını..

Arkalarını ABD’ye dayayıp, CIA’den destek alıp, dindar yöneticilere kara çalmaya çalıştıklarını..

Şimdi ise kendi ağızlarından anlattıkları ile, düştükleri durumu aktarmak için söylüyorum..

Uber taksicisi olan kişi, bir dönem FETÖ’nün parlak gazetecisi idi..

"Bugün gazetesi"nde ve "Bugün televizyonu"nda istediğini asıyor, istediğini kesiyordu..

O kadar operasyonel bir isim idi ki..

16 Aralık 2013’te, Bugün TV’de, “Ankara’da bir dedikodu var. Gülen’e bağlı polislerin bir operasyonu olacak, falan diye söylenti dolanıyor. Etkin görevde, Gülen’e bağlı polis mi kaldı ki, operasyon yapsınlar.. Siyasi iktidar, hepsini kızak görevlere atadı..” diyordu..

“Kızak görevlere atandığı” söyleminin arkasında ise, Ali Fuat Yılmazer’in İstanbul İstihbarat Şubesi’nden Ankara Emniyet’ine gönderilmesi ile iki polis müdürünün daha, bir büyük şehirden, bir başka büyük şehire atanmasını kastediyordu..

Sanki üç tane polis müdürü ile, Emniyet’i ele geçirmişler gibi..

Parlak gazetecinin bu sözlerinin üzerinden 6 saat sonra, bizler 17 Aralık operasyonunu yaşadık ve FETÖ’nün polisteki kadrolaşmasını canlı olarak gördük. 

Ardından, 17 Aralık’ta aktif rol oynayan polis müdürleri görevden el çektirilip, yerlerine atananların da, yine FETÖ’cü oldukları (kendilerini gizleyen ekipten oldukları) ortaya çıktığında..

Pensilvanya’daki zatın, “Onu görevden alıyorsunuz, yerine başkasını getiriyorsunuz. O da aynısını yapıyor” diye adeta “Devletin damarlarına nasıl sızmışız.. Gördünüz mü” şeklinde alay etmesi ile birlikte... 

“Gerçek tablo”yu tam anlamı ile görmüş olduk.

Peki o tablo, hakedilmiş bir tablo muydu?

Yani, herhangi bir dış destek alınmadan..

Herhangi bir illegal kadrolaşma faaliyeti olmadan.

ABD desteği olmadan..

CIA kumpasları kurmadan elde edilmiş bir kadrolaşma mıydı?

Hayır..

Hormonlanmış.. 

Şişirilmiş..

Belaltı vuruşlarla, kumpaslarla, dış destekli operasyonlarla elde edilmiş bir kadrolaşma idi..

Sonuçta ne oldu o hormonlu kadrolara?

Tuzla buz oldular..

O kadroları alkışlayanlar.. 

Üç tane CIA kaseti ile, hükümeti devireceğini sananlar.. 

Anadolu çocuklarının, bu elit kadro karşısında yapabileceği hiçbir şey olmadığını düşünenler..

CIA destekli Gülen ekibi için, AK Parti iktidarını devirmenin, çocuk oyuncağı olduğunu vehmedenlerin..

Başsavcıdan habersiz soruşturma dosyaları açarak.

Validen, emniyet müdüründen habersiz, polis operasyonları yaparak..

Güçlerinin nerelere ulaştığını ispatladıklarını varsayanların..

Şimdi CIA’in eteklerine yapışmış şekilde.. 

Amerika’da Uber taksiciliği yapmaları, gerçekten ibretlik bir tablo olarak, karşımızda duruyor.

Akın İpek’in prensi Adem Yavuz Arslan’ın, bu hafta verdiği bir röportajdan aktarıyorum: 

“15 Temmuz’dan bu yana Uber yapıyorum. Yani bildiğiniz taksi şoförlüğü. Bugün’e el konduğu Ekim 2015’ten bu yana bir gelirim yok. Uber çok zor bir iş. Uzun saatler boyunca araba sürmeniz gerekiyor. Hele bir de benim gibi gece çalışıyorsanız çok zor yolcularla muhatap olmanız gerekebiliyor. Çok defa arabadan kusmuk temizlemek zorunda kaldım.”

Bunların hakettikleri iş, aslında hep “kusmuk temizlemek” idi..

Dün, ABD’nin Ortadoğu’daki, Türki cumhuriyetlerdeki kusmuklarınıtemizliyorlardı.

İsrail, Mavi Marmara gemisine saldırarak, 10 insanımızı şehit ettiğinde, Siyonist askerlerinin kusmuklarını temizlemeye çalışıyorlardı..

Gezi isyanında, “Maksat ağaç değil, hala anlamadın mı?” diye sokağa dökülenlerin kusmuklarını temizliyorlardı..

Onlara “Çapulcu” denildiğinde, “Onların içinden, kimbilir ne Hz. Halid bin Velid’ler çıkabilir” diyerek Gezi’cilerin kusmuklarını temizliyorlardı..

Şimdi de..

ABD’de, sarhoşların kusmuklarını temizliyorlar..

Kilit dönüm noktası 15 Temmuz idi..

Gülen örgütünün içinde yer alan birçok kişi, hâlâ “Görmedim, duymadım, bilmiyorum” dese de..

Adem Yavuz gibi bazıları, ufaktan ufaktan başlamışlar, 15 Temmuz’da yaşananları sorgulamaya..

Bakın ne diyor, 17 Aralık’tan hemen sonra, bu ülkenin seçilmiş insanlarına, dindar yöneticilerine parmak sallayarak tehditler savuran, şimdinin kusmuk temizleyicisi Arslan: 

“Çok uzun zaman önce ‘devşirilen’ ve ‘abi’ olarak bilinen kişiler bu tuzakta aktif rol aldı. ‘Cemaati darbeye bulaştırma misyonu’nu çok güzel ifa ettiler. Adil Öksüz mesela. Yaptıklarının hiç bir izahı yok. Bir insan ‘Ben Cemaati bu darbeye nasıl bulaştırırım’ diye düşünse, plan yapsa ancak bunları yapardı.”

Daha nasıl bir itiraf beklersiniz?

Daha nasıl anlatsınlar, FETÖ’cülerin, 15 Temmuz darbesinde aktif rol oynadıklarını..

İlk aşamada, Adil Öksüz’ü tanımıyor numarasına yattılar..

Fetullah Gülen ile fotoğrafları çıkınca, “Her fotoğraf çekilen, bizim adamımız mı?” itirazında bulundular..

15 Temmuz darbe girişiminden hemen önce, Adil Öksüz’ün ABD’ye gittiğiortaya çıkınca, “MİT ajanı” söylemine döndüler..

Şimdi ciddi ciddi..

Bu adam vasıtası ile, FETÖ’nün 15 Temmuz darbesine kalkıştığını kabulleniyorlar..

Hoş; kabullenmeseler de.. Yapabilecekleri bir şey yok..

Her şey ortada..

Bir tane eşi başörtülü subayın olmadığı TSK’da..

Generallerin yarısı, şöyle veya böyle FETÖ ile irtibatlı ise.. Birisi gençliğinde, diğeri dersanede, öbürü okulda FETÖ’cülerle yolunun kesiştiğini zaten itiraf ediyorsa..

Kusmuk temizleyicileri kabul etseler ne olur, inkar etseler ne olur..

Yaptıkları ihanet, 250 insanımızın canı ile önlenen darbe, tüm delilleri ile karşımızda..

“Biz yapmadık” deseler ne olur ki?

“Uzaylılar yapmadı herhalde” değil mi,  CIA işbirlikçileri!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp