Başarıya mahkûm edilen âdemcikler

Başarıya mahkûm edilen âdemcikler


Başarıya mahkûm edilen âdemcikler

 

 

Çocukken size kurduğunuz oyunlarda arkadaşınızı alt etmeniz telkin edilir. Ve artık siz onu bir rakip olarak görmeye başlarsınız. Ondan daha yüksek not alabilmek, daha iyi bir işe sahip olabilmek ve daha üst başarılar elde edebilmek için çaba gösterirsiniz. Paylaşmaktan yana değilsinizdir her şeye tek başına sahip olmak istersiniz. Rakibinizi yenilgiye uğratamadığınız takdirde hak ettiğiniz değeri elde edemeyeceğinize inanır ve yaşamın tamamını bir yarış olarak görmeye başlarsınız. Arkadaşınızla güreş yapar ve onu yere indirir eve geldiğinizde ise duygularınızı babanızla paylaşırsınız. Babanız size hayatta her zaman kazanamayacağınızı, kimi zaman da kazanan kişinin arkadaşınızın olabileceğini ifade etmez. Babanız gözünüzün içine bakar sonra omuzlarınıza dokunur ve “benim oğlum o kadar güçlüdür ki asla yenilmez, bakın arkadaşını bir vuruşta yere indirmiş…” der. Babanın bu ifadeleri zihninize kazınır ve rakibinizi alt etmediğiniz sürece bu övgüyü alamayacağınıza ve kendinizi değerli hissedemeyeceğinize inanırsınız.

Okula başladığınızda size ebeveynleriniz ya da öğretmeniniz tarafından “başarmalısın, yarışı hep önde götürmelisin” mesajı verilir. Sınıfta öğretmenin iyilik yapan öğrenciyi takdir etmezken yüksek not alan öğrenciyi ödüllendirmesi dikkatinizden kaçmaz ve sevilmek için başarılı olmanın şart olduğuna bir kez daha inanırsınız.

Artık arkadaşlarınızla ilişkileriniz çatışmacı bir rekabete dönüşmüştür. Daha iyi not alabilmek için çoğu kez onları ezip geçersiniz. Çünkü size hayatın başarı üzerine kurulu olduğu öğretilmiştir, başaramadığınızda kendinizden uzaklaşamaya ve yalnızlaşmaya başlarsınız.

Yıllar su gibi akıp gider ve okulu bitirip işe başlarsınız. İşinizde başarıyı yakaladığınıza inanır ve kendinizle gurur duyarsınız, evlenip çocuk sahibi olursunuz. Fakat nedense kendinizi hiçbir şekilde iyi hissedemez ve neden mutsuzum diye sormaya başlarsınız. İstenilen her şeyi yapmışsınızdır ama saplanıp kaldığınız rekabetçi tutumunuz sizi mutsuzluğa sürüklemektedir…

Çevrenizin sizden tek beklentisi başarı ve başarı üzerine kurgulanmış hayattır. Siz farkında olmadan kendinizi başarıya ve bitmek bilmeyen bir rekabete mahkûm etmişsinizdir. Fakat bu size ne mutluluk ne de iç huzuru getirmektedir. Mutluluğa ulaşabilmek için çalmadık kapı bırakmazsınız fakat hayatta çalışmanın, başarmanın ve rakipleri alt etmenin dışında bir şey öğrenmemiş ve mutluluğa çıkan yolları hiç tanımamışsınızdır. O yüzden elinizi başınıza koyup düşünmeye devam edersiniz. Ve mutluluğun tesisi için rekabete değil, şefkat, paylaşım ve sevgiye ihtiyacınızın olduğunu geç de olsa fark eder hayatınıza yeni bir sayfa açmaya karar verirsiniz.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp