Barolar siyasette, Adalet Bakanlığı hizmette!

Barolar siyasette, Adalet Bakanlığı hizmette!


Barolar siyasette, Adalet Bakanlığı hizmette!

 

 

Dün Avukatlar Günü idi..

Adalet Bakanlığı’nın avukatlara, dolayısı ile tüm vatandaşlara bir hediyesi vardı..

UYAP sistemi ile bağlantılı olarak, cep telefonlarına indirilen bir uygulama ile, artık avukatlar, günlük, haftalık, aylık duruşma listelerini görebildikleri gibi, o günkü duruşmasının sırasını, gecikip gecikmediğini de görebilecek..

Ben avukatlığa başladığım yıllarda büyük bir sorun idi..

Bugün hâlâ sorun..

“09.40’taki duruşmaya, 11.30’da giriyoruz..”

Bu itirazlar, şimdi yeni uygulama ile şipşak ortadan kalkmayacak ama..

En azından.

Aynı adliyede, bir o kattaki duruşmaya, bir diğer kattaki duruşmaya koştururken, gereksiz efor sarfedilmeyecek, tahminen duruşmanın ne zaman yapılacağını bilme imkanına kavuşulacak..

Devasa bir hizmet mi?

Evet..

Ama, bakıyorum baroların internet sayfalarına. Baro başkanlarının açıklamalarına..

Bildik siyasi parti muhalefetleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının gündemlerinde..

Akkuyu Nükleer Santrali’ne yönelik eleştiriler bile var..

Hem de Barolar Birliği’nin internet sitesinde..

Adama sorarlar..

Avrupa’da, ABD’de şu kadar nükleer santral var da..

Türkiye’nin yapacağına mı göz diktiniz?

Zararlı bir şey ise..

Türkiye dışındakilere de ses çıkartın..

Ama.

Türkiye’nin düşmanlarından yardım alarak, Türkiye’nin yapacağı nükleer santrale karşı çıkarsanız..

Bunun bizim lügattaki tanımı, “fesatlık”tır..

Bilesiniz..

Adalet Bakanlığı kendisini yenileyerek, avukatlara sürekli yeni hizmetlersunarken..

Dava açmayı, icra takibi başlatmayı bile, avukatlar artık yazıhanelerinden, oturdukları yerden yaparken..

Harçlarını, bürolarından dışarı çıkmadan yatırırken..

Dosyalarındaki yapılacak işlemleri, adliyeye gitmeden, işyerlerinden, hatta evlerinden, hatta dünyanın herhangi bir yerinden, bir internet bağlantısı ile gerçekleştirirken.

Barolara bakıyoruz..

Bu çağdaş hizmetlere, hatta çağın ötesindeki hizmetlere vesile olan Adalet Bakanlığı’na, AK Parti hükümetine bir teşekkür edeceklerine, sabah akşam itirazlar ederek, takoz olma vazifesini görüyorlar..

Yargıtay, yıllardır talep edilen, ancak başarılamayan Yargıtay kararlarını internette yayınlama hizmetini, büyük oranda hayata geçirdi..

Bazı eksikleri var ama..

Düne göre, devrim niteliğinde bir faaliyete imza attı..

Dün itibari ile baktım, 3.404.520 adet Yargıtay kararı, Yargıtay’ın internet sitesinden yayınlanıyor durumda..

Bir de İstanbul Barosu’nun internet sitesine baktım..

Taa 2 yıl önce kaldıkları yerde, kalakalmışlar..

Bir tane eklenmemiş..

Adeta donmuş, duruyorlar..

Yine baroların internet sitelerinden, mazeretli hakimlerin listesinin yayınlandığı sayfalara bakıyorum.

Büyük çoğunluğu, geçmiş günlere ait..

Dün hangi hakim mazeretli idi, hangi mahkemenin duruşmasına, o mahkemenin esas hakimi çıkmadı, bunu bilmemin bana bir faydası yok..

Yarınki duruşmalarımda, hangi mahkeme hakimi mazeretli, onu bilirsem işime yarar..

Belki gereksiz yere o adliyeye gitmeme gerek kalmaz, mazeret dilekçesi ile, zaten yapılmayacak olan duruşmaya, zaman ve emek masrafı yapmam..

Ama yok işte..

Adliyelerin adalet komisyonlarından alınıp, liste halinde yayınlanacak bir tabloyu bile yapmaktan aciz olan barolar, siyasi iktidarın hemen her işine burunlarını sokmayı ise, vazife edinmiş durumdalar..

Akkuyu olmaz..

Topçu Kışlası olmaz..

Taksim’e cami olmaz..

Atatürk Kültür Merkezi yıkılıp, yerine yenisi yapılamaz..

Fitaş Sineması yıkılamaz..

Muhsin Ertuğrul Sahnesi yenilenemez..

Her şeye itiraz, her şeye “istemezük” itirazı..

Bir de..

Bilgiçlik taslamazlar mı..

Edebiyat yapmazlar mı!

İçi boş cümlelerle, kendilerini yüceltmezler mi!

Ne diyeyim ben sizlere, söyler misiniz..

İstanbul Barosu’nun, Avukatlar Günü sebebi ile yaptığı açıklamadan alıntıladım, şu cümleyi:

“Çocuk istismarlarında hep avukatlar yetişti olay mahalline... Kapatılıp örtülmeye çalışılan bütün örtüleri biz kaldırdık...”

Hani bir söz var: “Biz 40 kişiyiz.. Birbirimizi biliriz..”

Sanki çocuk istismarlarında sadece çocukların avukatı oluyor..

Tecavüzcünün avukatı olmuyor..

Söylesene..

Bazılarımız masum çocukların haklarını savunurken..

Bazılarımız da, maalesef ama, ahlaksızların avukatlığını yapıyor..

İtiraf etsenize..

“Avukat, savunduğu dava ile özdeşleştirilemez” mavalınızı sorgulasanıza..

“Çocuk istismarlarında, olay mahalline yetişirler”miş..

Evet, avukatlar olay mahalline yetişir..

Ama bir avukat değil, iki avukat yetişir..

Biri, çocuğun lehine iddialarda bulunmak üzere..

Diğeri de.. Saldırganın lehine olayı çevirmek için..

Failin aslında kötü birisi olmadığı, aslında o suçu işlemediği, aslında iyiniyetli olduğu savunmalarını yapmak üzere..

Niye mağdurun avukatlığını söylüyorsunuz da.. Saldırganı avukatlığını yaptığınızı gizliyorsunuz?

Sakın şu itirazı yapmayın: “Ne yani, saldırganlıkla suçlananın savunma hakkı yok mu?”

Tabii ki vardır..

Ama..

Çocuğun avukatlığı ile övünüp, onu öne çıkartıp, saldırganın avukatlığını da yapıldığını gizlemenin ikircikli bir tavır olduğunu hatırlatmak da, bizim görevimiz!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp