Baro kasasından külhanbeyliğini durdurun artık!

Baro kasasından külhanbeyliğini durdurun artık!


Baro kasasından külhanbeyliğini durdurun artık!

 

 

AK Parti milletvekili Yalçın Akdoğan, seçim günü oy kullanan okullardan birisine ziyarette bulunmuş.

Sadece milletvekili değil.. Aynı zamanda, o gün yapılan seçimde de, milletvekili adayı, Yalçın Akdoğan..

Buna rağmen..

Avukatları.. Stajyerleri.. Hatta hukuk eğitimi almamış insanları bile kısa süreli eğitimden geçirip, “Sizi istediğiniz partiden müşahit yapalım, sandıklara gidin müdahil olun” diyen barolardan.. 

Özellikle de Ankara Baro Başkanı Hakan Canduran’dan, Yalçın Akdoğan’a tepki gelmiş!

Baro başkanı Canduran, milletvekili Akdoğan’a soruyor: “Niye geldiniz buraya!”

Dersiniz ki, babasının evine zorla girilmiş..

O da hesap soruyor..

Hoop Hakan efendi..

Haddinizi aştığınızın farkında mısınız?..

“Seçim güvenliği” deyip, ilgili ilgisiz herkesi sandıklara müdahil olmayaçağırıyorsunuz..

Hatta dandik müşahit kartları düzenletip, seçim güvenliğini tehlikeye atıyorsunuz.. 

Bir milletvekilini ise, “Burada ne işiniz var” diye sorgulamaya kalkıyorsunuz..

Hatta önceden oraya yolladığınız avukat olduğu belirtilen bazı kişilere, tutanak tutturuyorsunuz..

Nerden alıyorsunuz bu yetkiyi?

Saygısızlığa bakın..

Milletin vekiline yapılan küstahlığa bakın..

Ankara Baro Başkanı’nın talimatı ile.. Bir de tutanak tutan, altında da avukat sıfatı kullanılarak imzalanan tutanakta, bakın suç nasıl itiraf ediliyor:

“Okulu terk etmesini ifade ettim..”

Okulda oy verme işlemi sürüyor..

Kendileri seçimde aday değiller..

Buna rağmen, durumdan vazife çıkartıp, seçim güvenliği adı altında..

Kendileri okullara girip, oralarda dolaşıyorlar..

Hatta nereden yetki aldıkları belli olmaksızın, tutanaklar tutuyorlar..

Sonra da..

Bir milletvekilinin, okuldan ayrılması için tehditte bulunduklarını, açık açık o tutanağa yazabiliyorlar..

Dahası var..

Tutanakta okulun müdürüne de tehdit var..

Tutanaktan aynen aktarıyorum:

“Bu arada okul müdürünü de uyardım.”

Beyler; ne oluyorsunuz?..

Siz kimsiniz?

Bir okul müdürünü uyarma yetkisini siz nasıl kendinizde buluyorsunuz?

Bir milletvekilini “Okulu terk et” diyerek nasıl tehdit edebiliyorsunuz?

Ey AK Partili yetkililer..

Bırakın AK partilileri.. Devlet gücünü elinde tutan bürokratlar..

Emniyet müdürleri, kaymakamlar, valiler..

Savcılar..

Yüksek Seçim Kurulu’nun adı var, kendi yok yetkilileri..

Böyle bir saçmalığa nasıl izin verebilirsiniz?

Üç tane avukatın tehditlerine nasıl boyun eğebilirsiniz?

Bu ülkeyi anayasada yazılı kurumlar mı yönetecek..

Sandıktan % 52,6 oy alan Tayyip Erdoğan ve onun adına anayasadan aldığı, kanunlardan aldığı yetkilerle, Erdoğan’ın atadıkları mı yönetecek?

Anayasada yazılı sistem gereği göreve gelen kurumlar, bürokratlar mı yönetecek?

Yoksa..

Seçime girmeye bile cesaret edemeyen Hakan Canduran ve onun talimatı ile milletvekiline posta koyan üç tane avukat mı yönetecek?

Bu olay, Hakan Canduran’ın ilk vukuatı değil..

Seçimden hemen önce de..

Ankara’daki bir mahkemenin duruşmasında, bir avukat ile hakimin tartışması üzerine, orada bitivermiş ve hakim ile tartışmaya başlamıştı..

Hakimden adeta hesap sorar gibi, müdahalede bulunmuştu..

Hakim sormak zorunda kalmıştı: “Sen kimsin, HSK müfettişi misin?”

Baro Başkanı soruyu cevaplayamamıştı ama..

Ertesi günü, diğer barolardan da aldığı gazla, HSK önünde gösteri yapmışlardı..

Avukatla tartışan hakimin derhal cezalandırılmasını istemişlerdi..

Dikkat buyrun. 

Mahkeme demek, hakim demektir..

Yasal mevzuatta, yargı içinde direkt bir yetkisi olmayan avukatlar, hakimin, mahkemeden kovulmasını istediler..

Kimse bunlara “Siz de kimsiniz?” diye sormadığı için.

Şımardılar..

Sandık demek, milletvekili demektir ama..

Sandık başından da milletvekilini kovdular..

Afedersiniz; bu ülkede birileri “tek adam diktatöryası” eleştirisi yapıyordu değil mi?

Bu eleştiriyi yapanlar, aslında kendileri, tek adam diktatöryasını, hayata geçirmiş olmasınlar?

Mahkemeden hakimi kovanlar onlar..

Sandık başından milletvekilini kovanlar onlar!

Bu adamların eline bir yetki geçsin..

Hepimizi Filistin askısına alacaklarından emin olabilirsiniz..

Çağrım Adalet Bakanlığı’na.. 

YSK’ya.. HSK’ya.. Sayıştay’a.. Savcılara..  

Bu Hakan Canduran, tüm bu yaptıklarına rağmen.. Ankara Baro başkanlığına devam edebilecek mi? Görevini suistimal eden.. Bir siyasi partiye olan düşmanlığı sebebi ile, bulunduğu makamı da kullanarak, bir milletvekilini sandık başından kovdurduğunu açıkça tutanağa yazdırtan bu adam, kamu gücünü kullanmaya devam edecek mi?

Edebilecek mi?

Hakan Canduran yalnız değil..

İstanbul Barosu ve daha birçok baro da aynı işin içinde..

Kamu imkanlarını, YSK’nın yetkisindeki bir konuda gereksiz yere harcadılar..

YSK’yı da tahkir ederek.. Secim güvenliğini sağlayamıyormuş gibi izlenim vererek..

Durumdan vazife çıkartıp, organizasyonlar yaptılar..

Harcadıkları paraları, şimdi kasaya geri koymalılar..

Sayıştay bu paralar için zimmet çıkartmalı.. 

YSK’nın yapacağı bir iş için..

“Ben YSK’ya güvenmiyorum.. Özel eğitim verip, masraf yapıp, solak kafaları eğiteceğim ki, AK Parti az oy alsın” diyenlere..

“Böyle bir niyetin varsa, pamuk ellerini cebine at, masrafı karşıla.. Eğitimini ver” desin..

Artık yeter..

Son verin, şunların küstahlığına..

Son verin, girdikleri her seçimi kaybedip, başımızda dükalık yapanların saltanatına..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp