Barış günü için İstanbul’a değil, Kandil’e gidin!

Barış günü için İstanbul’a değil, Kandil’e gidin!


Barış günü için İstanbul’a değil, Kandil’e gidin!

 

 

Dün İstanbul’da ve Ankara’da..

Diyarbakır’da ve diğer bazı il merkezlerimizde.

HDP’lilerin öncülüğünde, 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlamaları vardı..

Ben kendi adıma söyleyeyim..

İstanbul’da yaşıyorum..

Bir savaş görmüyorum..

Ankara için de aynı şeyi söylebilirim..

Diyarbakır il merkezi için de. Diğer illerimiz, ilçe merkezlerimiz için de aynı şeyi söyleyebilirim.. 

Biz savaş görmüyoruz..

Peki biz görmüyorsak da.. 

Gerek Türkiye’nin içinde.. Gerekse sınır ötemizde bir savaş yok mu?

Var..

PKK’nın Türkiye’ye açtığı savaş var..

Suriye’de devam eden bir iç savaş var..

Dolayısı ile..

İstanbul’da sokağa çıkan barışseverler..

Ankara’da, Diyarbakır’da boy gösteren barış sevdalıları..

Savaş olmayan yerlerde değil..

Savaş olan yerlerde..

Savaş çıkartmak isteyenlerin bölgelerinde gösterilerini yapmalılar..

Mesela..

Sık sık ziyaret ettikleri Murat Karayılan’ın yanına gidip..

Orda bir fotoğraf çektirip..

“Barış istiyoruz” demeliler..

Gerçekten barış istiyorlarsa..

Ama, Kandil’de Türkiye’ye meydan okuyan söylemler içine girip..

İstanbul Bakırköy Meydanı’nda ise “Barış istiyoruz” derlerse..

Bu riyakarlık olur..

Samimiyetsizlik olur..

Nitekim, samimiyetsizlikleri söylemlerine de yansımış zaten..

Nasıl mı?

Anlatayım..

Bakırköy Meydanı’nda konuşma yaptırılan, aynı zamanda Cumartesi Anneleri’nden olduğu açıklanan ve onlar adına konuşan Hanım Tosun, şöyle bir anekdot aktarmış:

“Savaşa geçit vermiyoruz dedik, polisler ‘Türkiye’de savaş yok’ dedi. Savaş yoksa çocuklarımızın kemikleri nerede?”

Mantığa bakın..

Bakış açısına bakın..

Devletin temsilcisi “Savaş yok” diyor..

Karşısındaki sivil kişi, illa savaş istiyormuş gibi, “Savaş yoksa, çocuklarımızın kemikleri nerede?” diyor..

Merak ettim, “Birkaç yıl içinde, Hanım Tosun’un çocuklarından birisine, (“Allah korusun” demeliyim) bir şey mi olmuş?” diye..

Allah’a sonsuz şükürler olsun..

Hanım Tosun’un çocuklarına bir şey olduğu yok..

Peki Hanım Tosun, niye böyle diyor?

Hiçbir yakını, hiçbir mağduriyet yaşamamış da, edebiyat mı yapıyor?

Hayır, o kadar da değil..

Hanım Tosun, bazı yakınlarını kaybetmiş..

Kendisine göre devlet suçlu..

Ama o olaylar, ne zamanın biliyor musunuz?

33 yıl öncesinin..

35 yıl öncesinin..

Yani..

Hanım Tosun, 2018 Türkiye’sinde..

Polise karşı bağırıyor; “Savaşa geçit vermiyoruz” diye..

Kimbilir belki 25, belki 30 yaşındaki polis memuru da cevap veriyor:

“Türkiye’de savaş yok..”

Hanım Tosun, karşısındaki polisin yaşından daha eski bir olayla cevap veriyor: “O zaman çocuklarımızın kemikleri nerede?”

Aslında Hanım Tosun’un, sorusunu polise değil, CHP yöneticilerine sorması gerekirdi..

Dün beraber miting yaptığı, HDP’nin eşbaşkanı Sezai Temelli’ye sorması gerekirdi..

1991 seçimlerine, ittifakla giren SHP(CHP)-HEP birlikteliği ile kazanılan milletvekilleri sayesinde kurulan koalisyon hükümeti döneminde, CHP’li Adalet Bakanı’nın, CHP’li insan haklarından sorumlu devlet bakanının görevde olduğu bir dönemde kaçırılan eşinin hesabını, CHP’lilerden ve HEP’lilerden (HDP’lilerden’) sorması gerekirdi..

Hanım Tosun, eşinin kaybedilidği dönemde bakan olanlardan hesabı sormadığı gibi, bugünün polisini karşısına alıp, hiçbir şeyden habersiz insanlardan hesap sormaya kalkıyor: “Nerde kemiklerimiz!”

Hanım Tosun’a..

Diğer tüm Hanım Tosun’lara çağrımız olsun..

Barış mitinglerini, savaş olmayan yerlerde yapmayın..

Savaş çıkartanların mekanında yapın..

Savaş çıkartan insanlara haykırın; “Barış istiyoruz” diye..

Savaş çıkartanlara sessiz kalıp..

Savaş çıkartılanların mekanında, “Barış istiyoruz. Savaş istemiyoruz” derseniz..

Bu savaş çıkartanların avukatlığını yapmak olur.

Kandil’dekiler, bu devletin polisine, askerine kurşun sıkacak..

Siz, o Kandil’dekilere, tek kelime etmeyeceksiniz..

Tam aksine, birlikte miting yaptığınız adamlar, her fırsatta Kandil’e gidip, ordakilerle hatıra fotoğrafı çektirecek..

Sonra siz gelip.. Kandil’dekilerin kurşun sıktığı polisleri İstanbul’da yakalayıp..

“Savaş istemiyoruz” diyeceksiniz..

Kusura bakmayın..

Türk halkı yemiyor, bu numaraları..

Sırtınızdan milletvekili olmak isteyen üç-beş kişi, sizin yanınıza gelebilir.

Sırtınızı sıvazlayabilir..

Şimdi, CHP’li Dursun Çiçek’in yaptığı gibi..

“HDP’liler, CHP listesinden yerel yönetimlerde aday olabilirler” diyebilirler..

1991 milletvekili seçimlerinde yapılan SHP-HEP ittifakını..

Şimdi CHP-HDP ittifakı olarak tekrar hayata geçirmek isteyebilirler..

Hem de bunun hazırlığını..

Yıllarca güneydoğuda, PKK ile savaştığını iddia eden albayların konuşmaları ile yapabilirler..

“Benim kocam nerde?” diye, 2018 Türkiye’sindeki gencecik polisten sorduğunuz bilgiler..

Kimbilir, belki de.. Şimdi size ittifak teklif eden, Dursun Çiçek’in “Günlük operasyonlar notları”nda vardır..

Dolayısı ile..

Hanım Tosun, devletin polisine sormasın, “Ölülerimizin kemikleri nerede?” diye..

Dursun Çiçek’e sorsun: “Güneydoğu’da faili meçhuller ardı ardına işlenirken, siz o bölgede sorumlu komutan değil miydiniz?” diye..

Sorsun ve cevabını alana kadar, ısrarcı olsun!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp