Balkanlar’da ve Avrupa’da Romanlar

Balkanlar’da ve Avrupa’da Romanlar


Balkanlar’da ve Avrupa’da Romanlar

 

“Çingeneler yolda

Ateşten gözbebekleriyle bir kehânet kabilesi

Dün yola düştü, çocuklarını omuzunda taşıyarak,

Erkekler yaya gidiyor parlayan silahlarının altında ,

Akrabalarının çömeldiği arabaları izleyerek ,

Ağırlaşan gözlerini gökyüzünde gezdirerek 

Boş özlemlerin kaygılı pişmanlığıyla 

Kumlu sâkin köşesinde cırcır böceği

Geçişlerini seyrederek, şarkısını yeniliyor ,

Onları seven Kibele* yeşillikleri artırıyor .

Geleceğin bilinen cehennemi

Bu yolcuların önünde kapılarını açıyor ,

Kayalık suyu akıtıyor, çöl çiçeklerle kaplanıyor .

Charles Baudelaire 1821-1867”

Balkanlar’da ve Avrupa’da uzun yıllar yaşam mücadelesi veren Romanlar nedense pek ilgimizi çekmemiştir.

Romanlar, evrensel olarak ırkçılığa en çok maruz kalmış topluluklardan birisidir.

Oysaki günümüzde Avrupa  ve Balkanlar’a baktığımızda hemen hemen her yerde Romanları görmemiz mümkündür.

En çok toplumdan soyutlanan ve ayrımcılığa tabi tutulan ırklardan biridir Romanlar.

Avrupa Konseyi, Romanlar ve Gezginler Birimi’nin bugün Avrupa’da maksimum tahmini olarak 16 milyon 118 bin, ortalama tahmini 11 milyon 256 bin Roman yaşadığını kabul etmektedir.

Dinler ile olan bağları pratik sosyal yaşamda çok zayıf olarak bilinirken, günümüzde Balkanlar’da ve Avrupa’da yaşayan Romanların büyük bölümü kendilerini Müslüman olarak tanımlar.

Avrupa uzun yıllardan beri Romanlar üzerindeki entegrasyon politikalarında istediği sonucu alamadı. Tabii ki bu asimile sorununun altında Romanlara olan negatif, ön yargılı, dışlayıcı bakış açıları yatmaktaydı.

Avrupa’yı en çok endişelendiren yabancı toplulukların başında gelen Romanların, gelenekleri, yaşam tarzı alışkanlıkları ve kontrol edilemeyen nüfus artışları büyük bir sorun olarak görülmektedir.

Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) tarafından 2011 yılında Çingene karşıtlığı ve Romanlara karşı ayrımcılıkla mücadele ile ilgili bir dizi tavsiye kararları alındı.

Bu kapsamda, Romanların/Çingenelerin maruz kaldıkları ayrımcılık ve hoşgörüsüzlükle mücadelede etkin önlemler alınması, okullarda verilen eğitimde ve bu eğitim yoluyla ırkçılık ve sosyal ayrımcılıkla mücadele edilmesi, polis hizmetlerinde ırkçılık ve ırk ayrımcılığıyla mücadele, Romanların maruz kaldıkları önyargılar, ayrımcılık, şiddet ve sosyal dışlama ile mücadele için tedbirler alınması tavsiye edildi.

Özellikle Avrupa’da kiliseler Romanlar üzerinde misyonerlik çalışmalarına özel bir ilgi göstermektedir.

Balkanlar’da ve Avrupa’da yaşayan Romanların özellikle Müslüman kimliklerini ön plana çıkarmaları çok önemli bir husustur.

Birçok Müslüman ve Türk yardım kuruluşlarının dikkatini çekmek isterim.

Balkanlar’da ve Avrupa’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının, Romanlara yönelik sosyal, kültürel, eğitim ve sağlık yardımlarına bir pencere açması gerekiyor.

Türkiye’nin resmi ve sivil toplum kurumlarının Balkanlar’ın geleceğinde çok önemli bir potansiyel olan Romanlara yönelik muhakkak stratejik, politik bir çalışması olmalıdır.

Küresel ve bölgesel rekabetlerde din ve ırklar üzerinden yürütülen çalışmaların günümüzde ne kadar değerli olduğunu görüyoruz.

Tüm savaşların jeopolitik, jeostratejik yöntemlerinin temel taşları din ve ırklar üzerinden döşeniyor.

Türkiye devletinin resmi kurumları, Balkanlar’da ve Avrupa’da, Roman/Çingene toplumunu asla unutmamalıdır.

Bu topluluğun orta ve uzun vade de hayatına dokunacak projeleri özellikle gerçekleştirirken Türkiye’de siyaset ve akademik alanda aktif olan Romanların desteğini almakta fayda vardır.

Avrupa Konseyi Romanlar ve Gezginler Birimi’nin hazırladığı tablo en son 2009-2010 yıllarında güncellenmiştir.

Türkiye’de etnisite temelli nüfus sayımı yapılmadığı için Romanların nüfusu konusunda kesin bir veri bulunmamaktadır.

Türkiye’ye ilişkin sunulan veri sahada çalışan uzmanların ve Roman STK çalışanlarının görüşleri doğrultusunda hesaplanan tahmini bir rakamı yansıtmaktadır.

Bu rakam Türkiye’de Roman üst kimliği altında tanımlanan tüm grupları kapsamaktadır. Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de tüm Çingenelerin Roman olduğunu söylemek yanlış olacaktır.

Türkiye’de tarihsel olarak, kendinden olmayanlar tarafından “Çingene” olarak damgalanmış gruplar kendi içerisinde dil, kültür ve inanç bakımından çeşitlilik göstermektedir.

Romlar, Domlar, Lomlar ve Abdallar, Türkiye’nin Çingene nüfusunu oluşturmaktadır. Farklı açılardan birbirinden ayrılan bu grupları birleştiren ortak payda sürdürdükleri meslekler, hayat tarzları ve yaşam alanlarıdır.

Türkiye’de ortalama 2 milyon 750 bin, Romanya’da 1 milyon 850 bin, Rusya Federasyonu’nda 1 milyon 250 bin, Bulgaristan’da 800 bin, İspanya’da 800 bin, Macaristan’da 1 milyon, Sırbistan’da 800 bin, Slovakya’da 500 bin, Fransa’da 500 bin, Almanya’da 140 bin, Yunanistan’da 350 bin, Ukrayna’da 400 bin, İngiltere’de 300 bin, Çek Cumhuriyeti’nde 250 bin, İtalya’da 170 bin ve diğer Doğu- Kuzey 48 ülkede Roman–Çingeneler ciddi bir azınlık toplumu olarak varlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar.

Üniversitelerde Romanlar/Çingeneler ile ilgili tez çalışmaları genç akademisyenlere tavsiye edilmeli ve Türkiyeli Romanlar ile Avrupa Balkan Romanları arasındaki ilişkileri güçlendirmekte fayda vardır.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp