Baldır bacak fotoğrafları yetmedi, şimdi küfüre başladılar!

Baldır bacak fotoğrafları yetmedi, şimdi küfüre başladılar!


Kadın vücudu pazarlayarak gazetecilik yaptığını sanan adam..

Ahlaksızlıkta zirve yapan Avrupa’dan getirttiği çıplak kadın fotoğraflarının altına, ilgisiz resimaltları yazarak, Türkiye’de yaşanan bir olay ile bağlantılı imiş gibi yalancılıkta rekor üstüne rekor kıran Rahmi Turan..

En son, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin, Külliye’de Tayyip Erdoğan ile gizlice görüştüğü iftirasını attı..

Hem AK Parti’yi, hem de CHP içindeki farklı düşüncedeki kişileri itibarsızlaştırmaya çalışmıştı..

Ne savcılık, ne diğer resmi kurumlar, ne de okurları tarafından gerekli cevap verilmediği için..

Dün vites büyüttü..

“Sakat dinci zekâsı en büyük afettir!” başlığı altında, şunları yazdı: “1999 depreminden sonra ‘7.4 yetmez mi?’ diye pankart açıp ‘Deprem Allah’ın lanetidir!’ diye yürümüşlerdi…” Ahlaksızlığa bakın..

Rezalete bakın..

Hani o günleri yaşamamış olsak..

O tarihteki “7.4 yetmedi mi?” afişini bire bir bilmiyor olsak..

Bu rezil yalana, belki biz bile inanacağız..

Ne olmuştu, 1999’da, hatırlatayım..

ANASOL-M koalisyon hükümeti işbaşında..

DSP, ANAP, MHP ortaklığındaki hükümet, seçim öncesindeki başörtüye özgürlük vaatlerine rağmen..

Henüz iktidarının 6. ayında da olsa..

Özgürlük anlamında atılmış tek adım yok..

Üniversiteler açılmış, ancak hemen tüm üniversitelerde başörtü yasağı sebebi ile, fakültelerin kapılarında başörtülü kızlar bekliyor..

Marmara Üniversitesi’nin kız öğrencileri de, başörtü sebebi ile fakültelerine giremiyorlar.

Bir kız öğrenci, yasak boğazına düğümlenmiş olmalı ki..

İki ay öncesinde yaşanan 17 Ağustos 1999 depremini kastederek, “7,4 yetmedi mi?” ifadesini, bir A3 kağıda yazarak, elinde tutuyor..

Ülke 7,4 şiddetinde deprem yaşamış..

Üç gün önceki İzmir depremi gibi 100 kişi değil..

30 bin insanımızı kaybetmişiz..

İnsanlar bugün, İzmir depremi sebebi ile, nasıl fikir ayrılıklarını bir kenara bırakıp, birbirine yardıma koşuyorsa..

O tarihte de..

Bu kız öğrencimiz, bir hassasiyeti ifade ederek, “Birlik olmamız gerekir iken.. Hepimiz birbirimize yardımcı olmamız gerekir iken.. Sadece başımızdaki örtü sebebi ile bu ayrımcılığa tabi tutulmamız büyük bir zulüm.. Bizim, bu ayrımcılığa tabi tutulmamız, 7.4 şiddetindeki depremin verdiği acıya rağmen, nasıl devam ettirilir?  Yöneticilerin bu yasağa devam etmemesi için, 7,4 şiddetindeki depremin, bu depremde ölen on binlerce insanımızın bir uyarı olması gerekmez mi? Birbirimize kenetlenmemiz, her türlü ayrımcılığı bitirmemiz için, bu depremden alacağımız bir ders yok mu?” mesajı vermek istemiş.

O tarihte..

Fatih Altaylı, bir radyo kanalında.

Ardından Hürriyet’teki köşesinde..

Ahlaksız ifadelerle, o başörtülü kıza küfürler savurmuştu..

Şimdi..

O kısmen, o küfürlerinden vazgeçmiş iken..

Karşımıza Rahmi Turan çıktı..

Sanki, durup dururken, birileri “7,4 yetmedi mi?” diye afiş hazırlayıp..

Ortada hiçbir yanlış uygulama yok iken..

Her şey güllük gülistanlık iken..

Ülkede özgürlük tavan yapmış da, birileri ortalığı karıştırmaya çalışıyormuş da..

Deprem üzerinden, “7,4 yetmedi mi, haydi biz ne dersek, onu yapın” talebinde bulunmuşlar gibi..

O depremin ve o afişin üzerinden 21 yıl geçmiş iken..

Çarpıtmanın kralını yaparak, bir de, “Sakat dinci zekâsı en büyük afettir!” başlığı ile yazı kaleme alıyor..

Sen, üniversite öğrencisinin bile en temel hakkını kısıtla..

Halkın büyük çoğunluğunun dini islam olduğu halde.

İslam’ın emrini üniversitelerde yasaklamaya kalk..

7.4 şiddetinde depremden sonra bile. Herkes birbirine yardımda yarışır iken bile, üniversitedeki nobran mı nobran, zalim mi zalim rektörlerin elinden, başörtü yasağı sürdürülsün..

Bir üniversiteli kız da, “7.4 şiddetindeki deprem de mi sizi uyandırmadı? Bu kadar insanımız öldü.. Bu da mı size, yanlışınızı hatırlatamadı?” deyince..

“Vaaay.. Dinci.. Vayy yobaz” diye saldır..

Kafa öylesine sakat ki..

Deprem İzmir’de yaşanmış..

İzmir yıllardır CHP’li isimler tarafından yönetiliyor..

Sadece büyükşehiri değil, ilçeleri de CHP’li isimler tarafından yönetiliyor..

Daha önemlisi..

Şu an İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olan Tunç Soyer, 1,5 yıldır başkanlık koltuğunda oturuyor..

Bu görev süresi içinde, bizim hatırladığımız icraat olarak, bir tane depreme dayanaksız bina tespiti yapmamış.. Bir tane binanın boşaltılmasını sağlayamamış..

Ama..

Eşcinselleri Büyükşehir Belediyesi’nde kabul edip.

“LGBTİ+’ların kentte daha huzurlu ve mutlu yaşaması için elimden geleni yapacağım” demiş..

Esas görevi olan depreme karşı bir faaliyeti olmadığı gibi..

Bir de belediyenin imkanlarını, o eşcinsellere şirinlik yapmak için..

Belediye binasının kolonlarını eşcinsellerin sembolü renklere boyatarak harcamış..

O, eşcinsellere destek çıkmayı bir görev gibi gösteriyorsa..

Bir başkasının da, “Yaptığınız saygısızlıktır. Allah’ın emirlerine isyandır” deme hakkı yokmuş gibi..

Rahmi Turan şimdi kafayı çıkarmış..

“Bunlar insan da değil, hayvan da… Başka türlü yaratıklar!” diyerek, saldırıyor ha saldırıyor..

“İnsan da hayvan da olmayanlar” kimler biliyor musun, Rahmi Turan?

Halkı aptal sanıp, yazdığı yalanı günlerce savunan, üstüne üstlük bir de başkalarını suçlayan..

Suçladığı adamlar, yalanını yüzüne vurduğunda, tekrar savunmaya geçip..

Her itirazında yüzünü duvara toslayıp..

En sonunda, yalancılığını kabul edip..

Yüzü kızarmadan..

“Ben artık Sözcü’nün birinci sayfasında yazmayayım, iç sayfada yalanlarıma devam edeyim” diye mevzuyu kapatmaya çalışan..

Bugün Anayasa Mahkemesi’nin de, Danıştay’ın da, Yargıtay’ın da “Temel haktır” dediği başörtülü okuma hakkını 1999’da talep eden öğrencilere, “İnsan da değil, hayvan da değil bunlar” diye saldıran senin o sakat kafandır..

Düne kadar kadınları soyarak, para kazanmaya çalıştınız..

Utanmadınız..

Yalanlarla gazetecilik yaptığınızı sandınız.. 

Utanmadınız.

Şimdi dindar insanları tahkir ederek para kazanmaya çalışıyorsunuz.. 

Yine utanmıyorsunuz..

Google+ WhatsApp