‘Bak Kral’dan, ‘Hâdimü’l-Haremeyni’ş- Şerîfeyn’e…

‘Bak Kral’dan, ‘Hâdimü’l-Haremeyni’ş- Şerîfeyn’e…


‘Bak Kral’dan, ‘Hâdimü’l-Haremeyni’ş- Şerîfeyn’e…

 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İngilizce ve Arapça’ya anında çevrilen-yani hem ‘Doğu dinlesin hem Batı’ mesajıyla başlayan-TBMM Grup konuşmasının ‘merkez’ noktası şu ardışık cümlelerdi...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

“Böyle bir meseleyi (Kaşıkçı cinayeti) birkaç güvenlik ve istihbarat mensubunun üzerine yıkmak, ne bizi ne de uluslararası toplumu tatmin eder. İnsanlığın vicdanı ancak emri verenden uygulayana kadar herkesten hesap sorulması hâlinde mutmain olacaktır”...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tüm dünyanın gözleri önünde Kaşıkçı cinayetinin safahatı ve yankıları üzerinden giderek yaptığı bir suçlamanın”, tabir yerindeyse, “küresel bir iddianame”nin satırlarıdır bunlar...

Konuşmada birden çok defa ve üzerinde durularak, “planlı” kelimesine yapılan vurgunun hukuktaki karşılığı da, “taammüden”dir, cinayet tasarlanmıştır...

Keza, olayın kronolojisi kurulurken yöneltilen soruların muhatabı da faildir; “Tamamı olayla ilişkili vasıflara sahip bu 15 kişi cinayet günü niçin İstanbul’da toplanmıştır; biz bu soruya cevap arıyoruz. Bu kişiler kimden emir alarak oraya gelmişlerdir; cevap arıyoruz. Başkonsolosluk binası niçin hemen değil de günler sonra incelemeye açılmıştır; cevap arıyoruz”...

KRAL’IN ONURUNU KURTARAN ŞEHİR: İSTANBUL!

Ankara çok açık şekilde Kaşıkçı cinayetinde fail olarak Riyad’ın içinde bir yerleri işaret ediyor. Normal şartlar altında muhatabın Kral olduğu varsayılabilirdi! Örneğin, Başkan Trump, Kaşıkçı cinayetinden sadece günler önce Suud yönetimini aşağılayıcı ve hatta alaşağı edebilecek bir konuşma yapmış, muhatabına “Bak Kral” diye hitap etmişti.

Ancak Cumhurbaşkanı elbette öyle yapmadığı gibi konuşmasında Kral'ı bizzat kayırdı; “Samimiyetinden şüphe duymuyorum”!.. Bu aynı zamanda Kral’ın cinayetten habersiz olduğu yönündeki spekülasyonları desteklerken, “fail” tarafından haberdar edilmediği anlamını zımnen kapsıyor...

Üstelik mesele burada da kesilmedi. Cumhurbaşkanı yine özellikle altını çizerek, herkesin gözünün içine sokarak Kral’ın “Hâdimü’l-Haremeyni’ş-Şerîfeyn” unvanını kullandı. Böylece “Bak Kral”a düşen itibarı elinden tutarak kaldırdı!..

Bu sıfatın gerektirdiği nitelikleri hatırlatma, yerine getirmeye davet de vardır ama.. Aynı zamanda Osmanlı padişahlarının resmi unvanlarından biri olan bu “görev” vurgusu, günümüz uluslararası hukuku açısından bir karşılığı bulunsun bulunmasın; “Ben bugün buradan bir çağrı yapıyorum, o çağrı şudur: Bu çağrım Suudi Arabistan Kralı Hâdimü’l-Haremeyni’ş-Şerîfeyn başta olmak üzere üst yönetimedir. Olayın cereyan ettiği yer İstanbul’dur. Dolayısıyla bu 18 kişinin yargılanmasının İstanbul’da yapılması teklifimdir. Takdir kendilerinindir ama bu benim teklifimdir” talebine bir göndermedir...

Yani, İstanbul ile ‘Hâdimü’l-Haremeyni’ş-Şerîfeyn’ rabıtalıdır!

RİYAD’DA BİR YER...

Şuradayız; 19 Ekim tarihinde, yani cinayetten 17 gün sonra Suudi Arabistan yönetimi, Cemal Kaşıkçı’nın Başkonsolosluk binasında öldürüldüğünü-ilk günler sıraladığı bir seri yalanın ardından-resmen kabul etti.

Ve herkes cinayetle Veliaht Prens Selman arasındaki bağın farkında. Erdoğan’ın, “birkaç kişinin üzerine yıkmak” dediği tam bu. Kaşıkçı vakası politik bir cinayet. Tüm siyasi suikastlarda olduğu gibi fail tetikçi değil. Bu manada birden çok siyasi fail var demektir.

Kral’ın oğlunu feda etmesi ihtimali adli açıdan sınırlı olasılık taşıyor. Ancak siyasi açıdan mümkün olabilir mi? Olursa, Kaşıkçı cinayeti Ortadoğu dengelerinin en az yarısını yıkacak.

“Bu bir siyasi cinayet olduğuna göre, şayet varsa diğer ülkelerdeki suç ortaklarının da soruşturmaya dahil edilmesi gerekiyor. Cesedin yerli iş birlikçiye verildiği ifadesi doğruysa, çünkü yetkili bir ağız yapıyor bu açıklamayı, bu yerli iş birlikçi kimdir?”

Diğer ülkelerdeki işbirlikçileri de o yarının, o ülke yönetimlerinin parçası aslında. Karanlığa bakmıyoruz; ‘Küre Koalisyonu’nun aleni veya gizli tüm ortakları cinayetin bir yerinden tuttular!

S. Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, ABD, İsrail, Mısır hep burada varlar. Kaşıkçı cinayetinde yoksalar bir öncekinde bir şekilde varlar.

Yine Cumhurbaşkanı’nın, “Bu süreçte ülkemizi karalamak, töhmet altında bırakmak, hedef saptırmak için çeşitli medya mecralarında yoğun bir kampanya yürütüldü. Biz bu kampanyaların kimler tarafından ve ne amaçla yapıldığını gayet iyi biliyoruz” sözleri, aslında diğer failleri, siyasi ortakları gösteriyor.

‘TANRI’NIN SİNEKLERİ...

‘Sineklerin Tanrısı’ romanını ya da filmini görüp okuyanlar metaforu anlayacaklardır. Ada’ya düşen bir grup küçük erkek çocuğu, kısa sürede öyle hale dönüşürler ki, bugünkü dünyanın vahşeti yanında masum kalır. İttifaklar ve düşmanlar kurarlar. Gerçekten ve acımasızca öldürürler! Okur ya da izleyici belli süre sonra o dünyanın gerçekliğine kendini kaptırır.

İnsan doğasını belirleyen ve üreten şartları anlatan kült bir öyküdür...

ABD Başkanı: “Onlar genç. Jared, Selman’ı iyi tanıyor ya da biliyor değil. Onlar sadece iki genç insan. Aynı yaştalar. Birbirlerini seviyorlar, arkadaşlar”...

Romandan; “… aptal bir küçük oğlansın sen’ dedi sineklerin tanrısı. ‘cahil ve aptal bir küçük oğlandan başka bir şey değilsin’.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp