Bağımlılıkla Mücadele Bakanlığını tartışmalıyız

Bağımlılıkla Mücadele Bakanlığını tartışmalıyız


Bağımlılıkla Mücadele Bakanlığını tartışmalıyız

 

 

Uyuşturucu, alkol, kumar, teknoloji ve sigara bağımlılığı, 2012 yılından itibaren toplumun ve hükümetin ortak kaygısı haline geldi.

Özellikle uyuşturucu ve uyarıcı sentetik, kimyasal birçok zehirli maddeler, mantar gibi Türkiye’nin hemen hemen bütün illerine gitmeye çalışıyor.

1990’lı ve 2000’li yılların başında Türkiye’nin 15-20 ilinde görülen uyuşturucu vakaları bugün 60 ilimize yayılmış durumdadır.

Her gün yeni bir uyuşturucu maddesi ile tanışıyoruz. AMATEM’ler, hastanelerimiz maalesef tedavi noktasında şimdilik yetersiz. Hükümetin aldığı yeni kararlar umut verici olmakla birlikte sorunlarımız mevcut alınan kararlarla kısa vadede çözülecek gibi görülmüyor.

13 Kasım 2014’te oluşturulan Uyuşturucu ile Mücadele Yüksek Kurulu, gençleri ve insanları tehdit eden uyuşturucu ile mücadele konusunda ciddi adımlar atılmasını sağladı.

Hükümetin, Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu oluşturulduktan sonra 2018-2023 Uyuşturucu ile Mücadele Strateji Belgesi ve Eylem Planı ile beş yıllık strateji, belgeler hazırlamış olacak. Bu belgelerle ilgili olarak 12 bakanlık ve ilgili kuruluşlar, teknik seviyede çok ciddi çalışmalar yapmaya başladı.

Büyük şehirlerimiz ve Anadolu’da uyuşturucu alkol ve kumar çok yaygın vaziyette bağımlılık, hastalık boyutunda ilerliyor. Biz bu mücadeleyi çok daha ciddi boyutlarda topluma, sokağa dokunarak ele almak zorundayız.

2013-2014 -2018 yıllarından beri yapılan çalışmalar takdire şayan olmakla birlikte uyuşturucu ile mücadele birçok bakanlığın bir araya geldiği çatıdan ziyade tek yeni bir bakanlık ile yürütülmelidir.

“Bağımlılıkla Mücadele Bakanlığı” bir an evvel kurulmalıdır. Bizim çok genç bir nüfusumuz var, 80 milyon nüfusumuzun yüzde 75’i 35 yaş altında, yüzde 50’si ise 25 yaş altındadır.

Bizim sorunumuz sadece uyuşturucu bağımlılığı değil, alkol, kumar ve teknoloji bağımlılığıdır. Bu bağımlılıklar tedavi edilmesi gereken bir noktaya doğru gitmektedir.

Ortalama günde 4 saat televizyon ve 2 saat 59 dakika cep telefonuna bağımlılık vakamız var.

Bu büyüyen sorunumuzu Bağımlılık ile Mücadele Yüksek Kurulu ile çözmemiz zor gibi görülüyor. Çok yönlü bağımlılık sorunumuzu bir bakanlık ile çözebiliriz.

Lakin uyuşturucunun Batı’ya giden güzergahında Afganistan, İran, Türkiye ve Balkanlar bir köprü vazifesi görüyor. Ayrıca 2016 yılının uyuşturucu cirosunun 1,3 trilyon dolar olduğunu hatırlamakta fayda var.

Dünyada silah ve petrolden sonra uyuşturucu en önemli ticaret kalemi haline gelmiştir.

2014 yılından itibaren uyuşturucu, alkol, kumar, teknoloji ve sigara bağımlılığının, toplumun tüm yaş gruplarını ciddi boyutlarda etkisi altına aldığını görüyoruz.

Özellikle ölümcül, sentetik, kimyasal uyuşturucu maddelerinin kullanımı her geçen gün artarken, tedavi olmak isteyen insanların tedavi ve sonrası, hayata geri dönüş vakaları daha büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor.

Gençler arasında alkol ve kumarın son 5 yılda çok ciddi boyutlara vardığı tartışılırken, teknoloji bağımlılığı ise toplumun geleceğini psikolojik ve kültürel anlamda en çok tehdit eden sorunumuzdur.

Burada sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve meslek örgütleriyle güç ve iş birlikteliğinin sağlanması çok önemli.

Bağımlılıkla mücadelenin sadece AMATEM ve Yeşilay hizmeti ile başarılı olamayacağını, ailelere ve okula büyük sorumluluk düştüğünü unutmayalım. 

Ailelerin ve öğretmenlerimizin, çocukların madde kullanımına başlamamaları için bulundukları ortama çok dikkat etmeleri, arkadaş çevrelerini iyi tanımaları gerekiyor.

Bağımlı olan gençler, uzun süre gizli kalmayı başarabiliyorlar. Aileler, ilk başta çocuklarının madde kullanıcısı olduğunu asla kabul etmek istemiyor ya da bunu gizliyor. 

Ailelerin dikkatli olması gerekiyor. Hiç kimse “Benim çocuğum bu işe bulaşmaz” dememeli. Aile ve öğretmen bunu bir hastalık olarak görüp birlikte çözüm için beraber yol almaya karar verebilirse başarı sağlanabilir.

AMATEM’de tedavi olan kişilerin, tedavi sonrası maalesef büyük sorun yaşadığı ve yüzde doksanının maddeye geri döndüğü kabul edilmektedir.

AMATEM’lerin fonksiyonunun uzun süreli sosyal rehabilitasyon ve kültürel, sanatsal atölyeler şekline dönüştürülmesi tartışılmalıdır.

Tedavi sonrası çocuk aynı topluma ve ortama geri dönüyorsa, maddeye başlaması kaçınılmaz. Bu nedenle bu kişilerin tedavi sonrasındaki dönemlerini sosyal uyum merkezlerinde geçirmelerine yönelik bir çalışma şart.

AMATEM, Yeşilay, üniversiteler, sivil toplum, medya, spor ve sanat çevreleri bağımlılıkla mücadelede ortak bir plan çerçevesinde, orta uzun vadeli güç ve eylem birliği içerisinde yer almak zorundadır. 

Bu mücadele tek bir merkezden olmalı ve bu doğru adres BAĞIMLILIK BAKANLIĞI olmalıdır.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp