BAE’ye karşı siyasi ve ekonomik yaptırım çağrısı

BAE’ye karşı siyasi ve ekonomik yaptırım çağrısı


BAE’ye karşı siyasi ve ekonomik yaptırım çağrısı

 

 

Zalim topluluklara, firmalara ve devletlere karşı ticari ve ekonomik boykot çağrıları oluyor, ama bu çağrıların arkasında devletin kararı ve desteği ve/veya güçlü, halkın hiç değilse büyük bir kesiminin itaat ettiği sivil toplum örgütleri olmayınca sonuç alınamıyor.

Münferit uygulamaların da amacı hâsıl etme manasında bir etkisi olmuyor.

Başta Çin, İsrail olmak üzere birçok Avrupa ve Asya devletleri Müslümanlara zulmediyorlar, eski sömürgelerini başka kılıflar altında sömürmeye devam ediyorlar, yeniden paylaşmak için planlar yaptıkları, açık ve gizli toplantılarda kararlar aldıkları dünyanın yeraltı ve yerüstü servetlerini sahiplerine bırakmıyorlar, kendi aralarında da en büyük payı almanın kavgasını yapıyorlar.

ABD Başkanı utanmadan (iyi ki, utanmıyor da başkalarının gizlediğini o açıklıyor) Suud Hanedanına “İstediğimi vermezseniz sizi korumaktan vaz geçerim ve bu takdirde bir hafta yerinizde kalamazsınız” diyor, “Suriye’den askerlerimizi çekiyoruz ama petrol ve gaz bölgesinde kalacağız; çünkü bunlara ihtiyacımız var” diyor. Diğerleri de böyle; “Al birini vur ötekine”.

Bu yazıda nakledeceğim teşebbüs de bir siyasi ve ekonomik boykot, bir yaptırım teklifi. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ilgili olan bu teklifi Dünya Müslüman Âlimler Birliğine üye bir âlim sunuyor ve yüzlerce âlim de imza ediyor.

Teklifin özeti şöyle:

BAE’nin işlediği cinayetleri ve döktüğü Müslüman kanı haddi aşmıştır, yalnızca Yemen ve Libya’daki kurbanları ölü, yaralı ve vatanından uzaklaşmış kimseler olarak milyonları aşmıştır, tahrip ettiği binalar ve diğer yapıların tamiri yılları alacak ve milyarlarca dolara mal olacaktır. Bu paralar ülkenin ihtiyaçları için sarf edilseydi halkları izzetli ve refahlı bir hayat süreceklerdi.

Gerek Libya’ya ve Yemen’e ve meşru yoldan seçilmiş başkanına karşı yapılan darbede Mısır’a karşı ve gerekse Uygurlar, Keşmir ve Myanmar Müslümanları gibi azınlıklara karşı işlenen cinayetler ve yapılan zulümlerin içinde daima para, silah ve paralı askerleriyle BAE olmuştur.

Bu zalim ülkenin bunca cinayete servet yetiştirmesinin dayanağı petrol değil, ticârî merkezliğidir. Bu ülkeye yerleşmiş bulunan büyük iş ve ticaret adamları birçok ülkeye (bunların arasında kendilerine karşı savaşılan Müslümanların ülkeleri de var) büyük ölçekte mal ihraç ediyorlar, elde ettikleri Müslüman paralarıyla Müslümanları öldürüyorlar.

Bu çağrıyı imzalayan âlimler, bütün Müslümanları devletler ve halk olarak BAE’ye karşı boykota, oradaki tacirleri ve işadamlarını da ülkeyi ve limanlarını terk etmeye davet ediyorlar.

Bu cinayetlere ortak olduğu ve işlediği sürece BAE’ye yardım, zulmü ve cinayetleri desteklemek demektir.

Allah Teâlâ “İyilik ve takvada yardımlaşmayı emrediyor, kötülük ve düşmanlıkta yardımlaşmayı ise yasaklıyor (Mâide:2).

Ekonomi silahı, dün olduğu gibi bugün de en güçlü silahlardandır, onunla düşmana vurulan darbe de büyük olur.

“Düşmana karşı elden geldiği kadar güç hazırlama” emrine (Enfâl:60), boykot da dâhildir; çünkü bununla düşmanın gücü azaltılır. Kadim fıkıh âlimlerimiz de bu âyetten hareket ederek düşmanı, Müslümanlara karşı güçlendirecek ekonomik ve ticari ilişkilerin zararına dikkat çekmiş ve bunun caiz olmadığını ifade etmişlerdir…

Bu çağrının haklılığını onaylamamak ve katılmamak mümkün değil, ancak ne yazıktır ki, İslam dünyasının en büyük âlimler birliğinin katıldığı ve daha başka âlimlerin de imzaladığı bu çağrının bile bir sonuç doğurduğuna şu ana kadar ben şahit olamadım.

yeni şafak

Google+ WhatsApp