Babacan ve Davutoğlu, önce “eser”lerini göstersinler!

Babacan ve Davutoğlu, önce “eser”lerini göstersinler!


Babacan ve Davutoğlu, önce “eser”lerini göstersinler!

 

 

Tayyip Erdoğan’ı CHP deviremedi..

Darbeci generaller deviremedi..

FETÖ, 17-25 Aralık’la deviremedi..

FETÖ-CIA ortaklığı, 15 Temmuz ile deviremedi..

Şimdiki deneme, içerden geliyor..

Düne kadar beraber yürüdüğü arkadaşları, eski yılların başarılarının arkasında kendileri olduğu iddiası ile rakibliğe soyunup, Erdoğan’ı devireceklerini sanıyorlar..

Oysa, sorsak bu arkadaşlara, “Erdoğan’sız ne yaptınız? Neyi kurdunuz? Hangi başarıyı elde ettiniz?” 

Verecekleri bir cevap yok..

Anlattıkları hikayelerin tamamı, Erdoğan ile birlikte yapılanlar..

Mesela Ali Babacan..

2002’de ağacın kovuğundan çıkıp, AK Parti’ye gelmedi herhalde..

Tamam genç bir isim idi..

Biz de, o gençliği dikkate alarak değerlendirme yapalım..

Aile şirketinde de olsa, dikkat çeken ne başarın vardı?

Çıkrıkçılar Yokuşunda büyüdün, anladık..

Ama ne yaptın, dededen, babadan gelen şirketini?

Nereye taşıdın?

Türkiye devi mi yaptın, Avrupa devi mi?

Veya şöyle soralım..

2015’te siyaseti bıraktın..

4 yıl olmuş.

Bakanlık koltuğuna oturmanın da kazanımları ile..

Döndüğün aile şirketini, nereye tırmandırdın?

Şirkete yakın bir kişi yollamış..

Ali Babacan’ın aile şirketi.. 2016’da 536 bin TL’lik matrahını..

2017’de, 363 bin TL’ye indirmiş..

Durun, hemen savunmaya geçip, “Türkiye’nin kendisi ekonomik iflasa gidiyordu. Babacan’ın şirketi ne yapsın.. Tabii ki matrahı inecek” demeyin..

Türkiye, 2018’de; 2017’den çok daha kötü bir yıl geçirmiş olmasına rağmen, Babacan’ın şirketi, bu sefer gelirde rekor kırmış..

Ne yapmış?

2016’yı 2’ye, 2017’yi ise üçe katlamış..

1 milyon 226 bin matraha ulaşmış.

Neresinden bakarsanız bakınız..

“İstikrar”ın “i”si yok..

Bir bakıyorsunuz Türkiye’de işler iyi iken, en azından vasat iken, o iniyor.

Bir bakıyorsunuz, ekonomi tüm ülkede kötüye giderken, o matrahı üçe katlıyor..

Makul bir gidişat mı?

Bence değil..

Ticarette başat kural, zigzag yapmadan yürümektir..

Zigzag yaptığınız anda..

Bu zigzag lehinize bile olsa..

Tehlikelidir..

Babacan da, önce kendi şirketinde güven vermeli..

Tehlikelerden uzak “başarısı”nı ispatlamalı..

Sonra..

Yol arkadaşlarına çelme takmaya kalkışmalı..

Aynı itirazım, Ahmet Davutoğlu için de geçerli..

Buyursun, sayın Davutoğlu, Erdoğan’sız yaptığı işleri göstererek, bize kendisini ispatlasın..

Haydi diyelim, öncesinde akademik çalışmaları vardı..

Buyur başbakanlıktan ayrıldıktan sonraki 3 yıllık dönem için göster, başarılarını..

Yakından ilgilendiğin bir üniversite faaliyetin var..

Samimi olarak söyle, eline yüzüne bulaştırmadın mı, İstanbul Şehir Üniversitesi’ni..

Arsayı zaten devletten almışsın..

Diyelim, tüm vakıf üniversitelerine verildiği gibi, sana da devlet verdi..

Orada bir sorun yok..

İyi de..

Bir kamu bankasından, kampüs yapımı için kredi almış, ama ödememişsiniz..

“Vakıf üniversiteleri, kendi imkanları ile kurulmalı, yönetilmeli” fikrini haydi bir kenara bırakalım..

“Diğerleri de öyle yapıyor” diyerek, Davutoğlu’na haksızlık etmeyelim.. Borçla da, bir şeyler yapabileceğini kabul edelim..

Ama lütfen..

Üniversite olarak desteklediğin bir kuruma aldığınız borcu bile ödeyemiyorsanız, o üniversite gibi 200 tanesini birden, onlarla birlikte daha başka onlarca, yüzlerce kurumu birden, nasıl yöneteceksiniz?

ABD’si ile Rusyası ile dişe diş mücadeleyi nasıl yapacaksınız?

Bir üniversiteyi yönetemediniz.

Bir üniversite.. Altı üstü, bir üniversite..

“Ama siyasi baskı var”ı falan boşverin..

“Ama bize karşı siyasi linç uygulanıyor”u boşverin..

Vakıf deyip, kamu bankasından borç aldınız mı?

Aldınız.

Şimdi asgarisinden 5 aydır, borcunuzu ödeyemez duruma düştünüz mü?

Düştünüz..

Eeee. Hani başarınız?

Hani Erdoğan’a rakip olacak çapta vizyonunuz?

Hani Trump’la, Putin ile başa baş mücadele eden Tayyip Erdoğan’ın yanından geçecek değerde işbilirliğiniz?

 Yaptığınız yapacağınız..

Ölümüne Erdoğan düşmanlarına, “Şehir Üniversitesi’ne siyasi baskı var” haberi yaptırtmak..

CHP reklamları ile çıkmaya devam eden, muhafazakar olduğunu iddia eden bir gazetede, köşe yazarlarına sıra ile “Üniversiteye baskı var” yazıları yazdırmak..

Çıkıp söyleyebiliyor musunuz:

“Borcumuz yok.. Kamu bankası bize, vadesi gelmemiş alacağını istiyor!”

Söyleyin, biz de bilelim..

Borcunuzun vadesi gelmiş ise.

Hatta geçmiş ise..

Kamu bankası, alacağını istemesin mi?

Bunu mu istiyorsunuz.

İktidara gelirseniz.. 

Kamu bankalarının alacaklarını, “tahsil etmemesi” üzerinden mi politikalar yürüteceksiniz? Eski Türkiye’yi mi, bize yaşatacaksınız? Kamu bankalarına, zarar üstüne zarar mı açıklatacaksınız?

Söyleyin, bilelim..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp