Ayşe öğretmen bak, PKK çocukları öldürüyor!

Ayşe öğretmen bak, PKK çocukları öldürüyor!


Ayşe öğretmen bak, PKK çocukları öldürüyor!

 

 

Bana sorarsanız..

PKK’nın saldırıları arasında bir fark görmem..

Sivillere yönelik saldırısı ile, asker veya polise yönelik saldırısı arasında ayrım yapmam..

Asker veya polise de..

Onların sivil yakınlarına da..

Asker veya polis akrabası olmayan sivil insanlara yönelik de..

Gerçekleştirdikleri tüm saldırıların terör eylemi olduğunu kabul ederim..

Birisini diğerinden.. Diğerini ötekisinden daha vahim olarak görmem..

Bunu şunun için hatırlatıyorum..

Bazı aklıevveller var..

Bunların yurtdışından da destek aldıkları akıl babaları var..

“PKK bir muhalif örgüt.. Asker-polise karşı saldırıları bir mücadelenin sonucudur.. Ancak sivillere yönelik saldırılar kabul edilemez” diyorlar..

Böylece, suret-i haktan görünüyorlar..

Hayır..

20 yaşındaki bir askere saldırı da terörist eylemdir..

21 yaşında bir polis memuruna saldırı da terörist eylemdir..

25 yaşındaki bir anneye karşı saldırı da terörist eylemdir..

11 aylık bebeğe yönelik saldırı da terörist eylemdir..

Biri, vicdanımızı daha fazla karartıyor olabilir..

Diğerine yönelik saldırı için, “Bu kadar da olmaz” diye isyan ediyor olabiliriz..

Ama..

Benim bakış açıma göre..

PKK’nın askere saldırısı da, polise saldırısı da.. Sivillere, çocuklara, kadınlara yönelik saldırısı da..

İhanettir.. Cinayettir.

Vicdansızlıktır.. Alçaklıktır..

Dedik ya..

Bazıları, dışardan aldıkları desteklerle..

“Sivillere saldırı kabul edilemez ama.. Diğerlerine saldırılar, mücadelenin zorunlu sonucu” gibi bir yaklaşım sergiledikleri için..

Sivillere yönelik saldırı olduğunda..

Biraz utanarak..

Biraz kekeleyerek..

Biraz “kem küm” ederek..

Biraz isteksizce de olsa..

Sivillerin öldürülmesine tepki koyuyorlar..

Nitekim, önceki gün PKK’nın öldürdüğü astsubay eşi ve 11 aylık bebeği için, yeteri kadar olmasa da, toplumun geniş bir kesiminden tepki geldi..

Merak ettim..

“PKK’lıları açıkça destekleyen, medya organı demeye elimin varmadığı internet sitelerinde bir kınama var mı” diye..

Yok..

“O yolda, sürekli zırhlı araçlar geçiyormuş da..

 Niye onlar zarar görmemiş de, anne ve çocuk ölmüş?”

Bunu PKK’ya sorsanıza, bre hainler..

Katil yalakaları..

Zırhlı araç içindeki Mehmetçik şehit olduğunda, ağzınız kulaklarınıza mı varacaktı?

Asker şehit edildiğinde, güzel olacaktı..

Askerin eşi öldürüldüğünde, bu sizin için olumsuz algıya mı sebep oluyor?..

Tek rahatsızlığınız bundan mı?

Size hiçbir kötülüğü dokunmamış, vatani görevini yapmak üzere bölgede bulunan bir gencecik askere kurşun sıkan katil..

Bence, ipini kopartmıştır..

Çocuğu da öldürür..

Anneyi de öldürür..

“Askere kurşun sıkar ama.. Bebeğe dokunmaz. Kadına dokunmaz” şeklinde oluşturulmak istenen algı..

Tam da, terör örgütünü aklama operasyonudur..

Nitekim..

Daha önce defalarca gösterdikleri kirli yüzlerini..

Sivillere yönelik de işledikleri cinayeti..

Bir defa daha gözümüze soktular...

Önceki gün, 25 yaşındaki bir anneyi..

Yanındaki 11 aylık bebesi ile birlikte öldürdüler..

Ben onların bu vahşiliklerini bildiğim için, şaşırmadım..

Ama.. “Barış için akademisyenler bildirisi”ne imza atan öğretim üyelerinden başlayalım..

Barajı geçmesi için HDP’ye oy veren CHP’lilere kadar..

Kanal D ekranından, “Burda çocuklar ölüyor.. Çocuklar ölmesin.. Biz sadece bunu istiyoruz..” diyerek, tek amaçları, çocukların ölmemesi imiş gibi görüntü veren Ayşe öğretmenlere kadar..

 Kandil’de terörist Murat Karayılan’ın yanına gidip, onunla birlikte fotoğraf veren Aydın Engin’lere.. Şirin Payzın’lara.. Aslı Aydıntaşbaş’lara kadar..

PKK güzellemesi yapanların tamamından bir ciddi tepki bekledim..

PKK’nın faaliyetlerine izin veren Almanya’dan “Bu kadar da olmaz. PKK’nın faaliyetlerini durduk” açıklaması bekledim..

Diğer AB ülkelerinden..

“Bugün Nurcan Karakaya.. Yarın bizdeki bir anne.. Bugün Mustafa bebek. Yarın Fransa’daki bir bebek.. Buna göz yumamayız. PKK örgütüne destek veren tüm dernekleri kapattım” açıklaması bekledim..

Maalesef ciddi bir tepki yok..

Örgütün gerçek yüzünü gösteren bu vahşi olay için, haklı bir itiraz yok..

Tepkileri odağındaki HDP ne diyor?

Sivas olaylarının hem de 25. yıldönümünde, bir günde üç ayrı açıklama yapan HDP.

Bir anne ile, 11 aylık bebeğinin vahşice katledilmesi sonrasında..

Dün tek bir açıklama ile yetindi..

Açıklamaları şöyle:

“Basın emekçilerinin dikkatine; 

Üzüntümüz büyük

Dün Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yola döşenmiş patlayıcının infilak ettirilmesi sonucunda yaşamını yitiren anneye ve bebeğine rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz. 

Bu tür saldırıları asla kabullenmiyoruz ve kınıyoruz. Şiddet kısır döngüsü daha fazla insan yaşamını yitirmeden sona ermelidir. Bunun için başta siyasetçiler olmak üzere herkes ve her kuruluş üzerine düşeni yapmalı, sorunlarımızı konuşarak çözme anlayışının üstün gelmesi sağlanmalıdır. 

Halkların Demokratik Partisi

Eş Genel Başkanları

Pervin Buldan & Sezai Temelli”

Yani?

Yani, ne yapmalıyız, HDP yöneticileri?

HDP’li emekli müftü Nimetullah Erdoğmuş?

Başörtülü Hüda Kaya..

Söyleyin..

Devlet ne yapsın?

Devlet ne yapsın ki..

El bebek, gül bebek büyüttüğünüz..  Her daim şirinlikler yaptığınız PKK’lı teröristler, anneleri katletmesin.. Bebelerin kanına girmesin.. Askerleri şehit etmesin?!..

Sen söyle, Sezgin Tanrıkulu..

11 aylık bebeğin öldürüldüğü bir bölgede..

İHA’lar, varsayalım ki, sivil idiler.. Teröristlerle buluştukları an, o buluşmayı gerçekleştirenleri etkisiz hale getirmesin de, ne yapsın?

Beklesin ki, bebekler mi öldürülsün?

Beklesin ki, anneler mi öldürülsün?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp