Ayasofya’nın açılışı uyanışımıza vesile olsun!

Ayasofya’nın açılışı uyanışımıza vesile olsun!


Bugün Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması ile birlikte bir söz versek..

AK Partilisi ile..

CHP’lisi ile..

MHP’lisi ile İyi Partilisi ile..

Diğer partilileri ile..

“Siyasi menfaat gözetmeksizin, ‘Doğru’ya ‘doğru’, ‘yanlış’a da ‘yanlış’ diyeceğimizi taahhüt ediyoruz” desek..

Kısır tartışmaları bir kenara bırakıp.

Ülkenin sorunları hakkında elbirliği ele hareket etmeye söz versek..

Ayak oyunu yapmasak..

Ayasofya’dan başlayalım..

“Açacaksan aç” demiş olsalar bile..

“Parti adına birilerinin katılımı ile Ayasofya’nın açılışından memnuniyetimizi CHP olarak tüm kamuoyuna duyuruyoruz” denilse..

Veya..

“Tayyip Erdoğan şu kağıda, ‘Ayasofya açılsın’ diye yazıp imza atamaz” demiş olsak bile..

Korona morona demeden..

Ama-mama demeden..

Ayasofya’nın açılışında bulunup, küçük hesaplar peşinde koşmaya bir son versek..

“Abdestimizi aldık bekliyoruz” dedikten sonra..

İçimizde küçücük bir “Ah be, bize nasip olmadı” kıskançlığı duymaksızın, “Tayyip Erdoğan açtı ise, biz açtık demektir” duygusu ile Ayasofya’nın açılışına katılıp, bağcı dövme değil, üzüm yeme peşinde olduğumuzu ispat etsek..

Laikimiz, kemalistimiz, itiraz etmese, “Ayasofya’yı açıyorsunuz ama, bunun bir faturası olacak” kılçıklığı yerine..

“Devletimiz bir karar vermiş. 86 yıl sonra, Ayasofya’nın açılmasına karar vermiş.. Bu konudaki batılıların karşı çıkışlarını haksız bulduğumuz gibi, Türkiye’ye bir fatura çıkarmaya kalkarlarsa, bunu bu ülkenin dindarları ile birlikte, göğüslemeye, ödemeye hazırız” deseler..

Bu birlikteliği Ayasofya ile sınırlı tutmasak..

Aktüel her tartışmada, “aklın yolu birdir” ilkesinden hareketle..

Muhalefet olarak, iktidarın doğru yaptığına destek vererek..

İktidar olarak da muhalefetin haklı eleştirilerine kulak kabartarak.

Yeni bir yol haritası çizsek..

“Ne olursa olsun, Erdoğan’ı indirmeliyiz. Bu uğurda yıllarca kavgalı olduğumuz siyasetçilerle bile ittifak yapabiliriz. Yeter ki, Erdoğan’ı devirme yolunda tek başımıza yapamayacaklarımızı başarma noktasında bize katkıları olsun” mantıksız ve haksız söylemi yerine.

“18 yıldır bu ülkeyi yöneten bir kişinin tecrübesi, bulunmaz bir fırsattır.. Bu fırsatı kaçırmayalım. Bu tecrübeyi kaybetmeyelim.. Bu tecrübeden yararlanmaya çalışalım” söylemi ile hareket etsek..

Ve bu başlık altında hareket ederken.

“Her yer imam hatip oldu” yerine..

Eğer somut bir örnek sözkonusu ise..

“Bakın bu mahallede iki tane imam hatip var, ama çocuklarını imam hatipe şu veya bu gerekçe ile göndermek istemeyen aileler için, bir tane klasik lise yok” deniliyorsa, üçüncü dördüncü imam hatip yerine, klasik lise talep edenlerin de isteklerini karşılamaya hazır olduğumuzu deklare etsek..

Ama böyle bir örnek olmadığı halde, yalanlarla, palavralarla, haksız isnatlarla imam hatip düşmanlığı da yapmasak..

Bu ülke insanlarının, dini inançlarının da örfünün de “kadına şiddet”i onaylamayacağını adımız kadar emin bir şekilde bildiğimiz halde, İstanbul Sözleşmesindeki “cinsel yönelim” ifadeleri ile meşrulaştırılmak istenilen eşcinselliğe tepkimizi ortak bir dille tekrarlayıp, “kadına şiddeti önleme ve cezalandırma”da da ne yapılması gerekiyorsa, hep birlikte yapılmasının adımlarını atmak yerine..

Kısır tartışmalarla enerjimizi boşa harcamasak..

Türkiye’yi bir kaşık suda boğmak isteyen emperyallerin binbir tuzağı ile mücadele ederken..

Burnumuzun dibindeki adaların bile yüzlerce km ötedeki bir Yunanistan’a verilmiş olduğu gerçeğini gözardı ederek..

Bir yandan, iki tane kayalıktaki tartışmalı görüntüleri “Noldu, noldu.. Yunanistan’ın işgaline seyirci kaldık” içerikli, düşman ağızlı propagandalar yerine..

“Lozan’da böyle bir geçici çözüm bulunmuş olabilir. Sonrasında farklı bir sözleşme ile bu adalar Yunanistan’a, bir oldu bitti ile verilmiş olabilir.. Ama o ikinci sözleşmede bizim imzamız yok. Bunun hukuki sakatlıkları şunlardır. Emperyal devletlerin bu ‘oldu bitti’sine, şu şu hukuki gerekçelerle karşı çıkabiliriz” hazırlığı yaparak..

Konferanslar düzenleyip.

Barolar öncülüğünde.

Üniversitelerde hukuk profesörleri, uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimciler öncülüğünde..

Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda, dünya kamuoyunu, Türkiye lehine oluşturmaya çalışsak..

Emperyal devletlerin Suriye’deki ayak oyunlarını..

Libya’daki hokkabazlıklarını..

S400 ve F35 konularındaki çirkinlikleri..

Ve daha onlarca Türkiye’nin menfaatlerini haleldar eden dış güçlerin oyunlarını boşa çıkaracak bir birlikteliği Türkiye içinde sağlasak..

Amerika’sı, Rusya’sı, Çin’i..

“Türkiye’de kim iktidara gelirse gelsin, Libya’daki politikası aynı olacak. Suriye’deki politikası aynı olacak..” gerçeğini görürlerse..

“Türkiye’de kim cumhurbaşkanı olursa olsun, Mısır’daki Sisi darbecisine mesafesi aynı kalacak.. Kısa vadede üç kuruşluk menfaati, uzun vadedeki ‘dik duruş’a yem ettirmeyecekler” tespitini yaparlarsa..

“AK Parti de olsa, CHP de olsa.. Bir başkası da olsa.. İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulmü, Türkiye’de hangi parti iktidara gelecek olursa olsun, görmezden gelmeyecek”  görüşü hakim olursa..

Aslında siyasi partilerin halka karşı vaadlerini de çiğnemeden, Türkiye’nin menfaatlerini gözetmede, tüm dünyaya gereken dersi vermiş olmaz mıyız?

Bırakalım küçük küçük ihtilafları..

Bir gün çıkıp, “Suriyeli göçmenler” diyoruz.

Onlar üzerinden ülke içinde kavga çıkarıyoruz.

Bir gün çıkıyoruz, “El Kaide güneydoğuda çay ocakları açtı, toplu katliamlar yapmaya hazırlanıyor” diyoruz..

Bir gün çıkıyor, “Asrın rüşvet ve yolsuzluğu davası” diyerek, ABD’nin polisliğine soyunuyoruz.

Son 6-7 yıl içinde birinci gündem maddesi yapılmak istenilen bu sorunların hangisi bugün gündemimizde.

Suriyeli göçmenleri, en son hangi gazetemiz kaç hafta önce manşetine taşıdı? Hangi televizyon, kaç ay önce birinci haber yaptı?

El Kaide diye bir örgütün, bugün hangi eylem gücü var? 

Asrın rüşveti denilen iftiralardan, bugüne ne kaldı? Asrın rüşveti denilen olayın tam göbeğindeki Reza’yı, polisliğine soyunduğumuz ABD bile serbest bırakmadı mı?

Lütfen..

İç kavga ile enerjimizi bitirmeyelim..

Mücadelede hedef noktamız, emperyalistler olsun.. 

Ayasofya’nın açılışı, uyanışımıza vesile olsun!

Google+ WhatsApp