Ateistler bile İslam’a koşarken, Görmez Hoca bakın ne diyor?

Ateistler bile İslam’a koşarken, Görmez Hoca bakın ne diyor?


Ateisti çaresiz kaldı..

Kapitalisti çaresiz kaldı..

Sosyalisti çaresiz kaldı..

Darwin’cisi boş gözlerle karşımıza geçi, “Bir çare arıyoruz” dedi..

Marksisti ağlamaklı gözlerle sordu: “Bir çare var mı acaba?”

Laikçisi “Laik devlet elden gidiyor”u ilk defa terkedip, “Canıma bir çare” der oldu..

Zengini, fakiri demeden.. Makam sahibi, işsizi demeden.. Herkes arayış içine girdi: 

“Acaba bir kurtuluş imkanı var mı?”

Bir ülkenin, iki milletin, üç kıtanın değil..

Bütün insanlığın çaresiz kaldığı bir süreçte..

Marksistinden Darwin’cisine, ateistinden kapitalistine..

Çare; göklere çıkartılan, aşırı övülen, adeta tapınılan bilimden değil..

Çözüm; “Azizim bak bakalım ilim ne diyor” diye böbürlenenlerden değil..

Hz. Peygamber’in (sav) hadisi şerifinden geldi:

“Bir yerde veba (salgın hastalık) olduğunu işitince oraya girmeyin; bulunduğunuz yerde veba çıkacak olursa, ondan kaçmak için orayı terk etmeyin.” (Buhârî ve Müslim)

Salgının 5. ayında iken..

Dönün bakın şimdi geriye..

Eğer “Bir çare bulundu” diyebiliyorsanız..

Şu an, salgınla mücadelede tüm dünya ülkeleri için olmasa da, “Hastalık birçok ülkede kontrol altına alındı” diyebiliyorsanız..

Bu başarı, laboratuvarda milyon defa büyüttüğü organizmaları inceleyerek sonuçlar çıkartan üniversitelerden değil..

Atomu parçalayarak on binlerce insanı öldürebilecek enerji çıkartan bilim adamlarından değil..

Haberleştirilirken, “Hah, tamam işte.. Kurtulduk” diye sevinip, ertesi günü tekrar kaldığımız yerden vefatları saymaya devam ettiğimiz hastalara da kullandığımız bilmem ne “etken maddeli ilaç”lardan değil..

Aslında yoğun bakım ünitelerinde önceden hazırladığımız yatak sayıları ile değil.. 

Entübe imkanlarıyla değil..

Hz. Peygamber’in hadisi şerifiyle salgını önledik..

Kimisi Hz. Peygamber’in hadisi olarak kabul edip uyguladı..

Kimisi “Zaten aklın emri bu” diyerek uyguladı..

Ama sonuçta..

Çağımızın çok bilmişlerinin, o kadar afra tafralarına rağmen..

Haddini bilmezlerin, “Çağlar gerisinden gelen” hakaretleri ile küçümsedikleri Hz. Peygamber’in yukarıya alıntıladığım nasihatinden çare geldi..

Türkiye özelinden örnek vereyim.

Evet, “Yoğun bakım yatak sayımız dünyadaki birçok ülkeden çok daha fazla” denilmişti. 

İyi de..

1900’lere kadar çıkan yoğun bakımda bulunan hasta sayımız 5900’a, 6900’a çıksaydı, ne hale gelecektik, bilen var mı?

“Entübe hastayı yaşatma imkanlarımız çok iyi” dedik.. 1500’lere kadar çıkan entübe hasta sayımız 4 binlere çıksaydı, halimiz nice olurdu?

Yoğunluktan dolayı, makineye bağlanma hizmetinden yararlanamayan bir tane hasta olsaydı.. Onun verdiği kafa karışıklığı ile.. “CHP’li diye solunuma bağlanmadı” iftiraları ortalıkta kol gezseydi..

“KHK’lı diye alınmadı” dedikoduları üretilseydi..

“Yaşlı diye alınmadı. Başı açık diye alınmadı..” iftiraları eşliğinde toplumun kafası karıştırılıp kaos ortamı oluşturulsaydı..

“Maske yok” yalanlarını bile defedemediğimiz bu ülkede, iftira odaklı algı operasyonları eşliğinde, güvensizlik çağrıları bir çığ gibi büyüyerek bize dönseydi, halimiz nice olurdu?

Bu ihtimalleri yaşamadık..

Niye yaşamadık?

Geç de olsa, sonuç, Hz. Paygamber’in yüzyıllar öncesinden tavsiye ettiği “Salgın hastalık çıkarsa oraya girmeyin, orada iseniz çıkmayın” talimatına uyarak geldi..

Sadece bizim için değil..

Çin için de..

İtalya için de.. 

Almanya için de.. 

ABD için de..

Hz. Peygamber’in hadisi şerifi ile, salgın kontrol altına alındı..

Ki tersinden sorgulayalım..

Türkiye bütün donanımları ile salgınla mücadeleyi yaptı ama..

Şu veya bu ülkeyi ele aldığımızda..

İsminden bol bol bahsedilen, sanki hastalık için vazgeçilmez mücadele aracı gibi gösterilen “şu etken maddeli ilacı” kullanmadan salgını kontrol altına alan var mı? 

Var..

Şu kadar yoğun bakım yatağı olmadan salgını kontrol altına alan var mı? 

Var..

Şu kadar sağlık çalışanı olmadığı halde salgında vefat sayısı düşmeye başlayan ülke var mı? 

Var..

Ama..

“Hz. Peygaber’in sözünü dinlemeden, salgını kontrol altına alan var mı?” 

Yok..

Herkes kapıları kapattı..

Salgındaki vaka sayısını düşüren ne kadar ülke varsa, hepsinde kapılar kapatıldı..

Böylece salgın kontrol altına alındı..

Şimdi böyle bir dünyada..

Ateistlerin bile..

“Ya biz bazı şeyleri yanlış düşünüyoruz herhalde.. Gözle görülmeyen bir virüs bile, insanlığın tamamının hayatını altüst edebiliyorsa.. Bugüne kadar; insanlığın yüz binlerce yıl, hatta çok daha uzun süreli tarihinde, koruyan, kollayan bir yaratıcı olmadan, hayatı dizayn eden bir varlık olmadan gelmesi mümkün mü?” diye kendisini sorguladığı bir dönemde..

İslam’a ağzından köpükler saçarcasına saldıranların bile, “Biz düne kadar, ‘Çağdışı inanç sistemi istemiyoruz. Çağlar öncesinden gelen sistemi hayatımızdan çıkaracağız’ diyerek tahkir etmeye kalkıyorduk ama. Geldiğimiz nokta şu oldu: O ‘çağlar gerisinden gelen’ bir peygamberin sözü insan hayatının toplu ölümlerle sonlanmasını önledi.. Acaba şu hakaretlere bir son erip, Hz. Peygamber ne demiş, neler tavsiye etmiş, bir baksak mı?’ İşte bugün geldiğimiz nokta burası” diye düşündüğü anda.

Bizim eski Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Görmez kafayı çıkarıp, kendini gösterdi:

“Kur’an, kanun metni haline dönerse hidayet rehberi olmaktan çıkar.”

Aman Allah’ım..

Aman Allah’ım..

Ateisti, Marksisti, Darwin’cisi, Engel’cisi, Leninisti kendisini sorgulamaya başlıyor.. Hidayet kapısını aralamaya çalışıyor..

Bizim Diyanet İşleri Başkanlığı koltuğuna oturmuş bir büyüğümüz, hadislerin yüzyıllar öncesinden yapılan tasnifini genişletmek için.. 

Hz. Peygamber’in kendisinin dahi “Bu vahye dayalı değil,. örnek almayabilirsiniz” dediği konuları genişletip, belki koronavirüs salgını ile karşılaşmasaydık, “karantina tavsiyesi” yapılan hadise bile teşmil etmek istiyor..

Daha vahimi..

Ayetlerin kapsamını sorgulamaya açıyor..

Dedi tam da şu:

“Kur’an, hidayet rehberidir. Kur’an’ı bir kanun metnine dönüştürdüğünüzde hidayet rehberi olmaktan çıkarır ve evrenselliğini zedelemiş olursunuz.”

Aman Allah’ım..

Ben “Aman Allah’ım” derken..

Görmez hoca hemen düzeltiyor:

“Elbette Kur’an’ın kendisinin evrensel, külli kanunları vardır. Ve her ayet o külli kanunlar çerçevesinde anlaşılmak durumundadır.”

Bir cümle edip...

Sonraki cümle ile tekrar düzeltecekseniz..

Niye o sözü ediyorsunuz Görmez Hoca?

“Bu şirinlik söylemi niye?”

Google+ WhatsApp