Atatürk büstlerini kırdıran Demirtaş ile Atatürkçü İnce kol kola!

Atatürk büstlerini kırdıran Demirtaş ile Atatürkçü İnce kol kola!


Atatürk büstlerini kırdıran Demirtaş ile Atatürkçü İnce kol kola!

 

 

Seçimler vesilesi ile yakından tanıdığımız siyasi figürler, üç tane oy için öyle kıvırtmalara imza atıyorlar ki, başımız dönüyor..

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, dün Diyarbakır’da idi..

İnce, HDP’lilere Diyarbakır’da bin bir şirinlik yaparak, oy oranını artırmaya çalışırken..

Aynı gün, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a basın aracılığı ile bir mesaj göndererek, şu çağrıyı yaptı:

Eğer bunu paylaşırsan senin lehine adaylıktan çekileceğim!”

Nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz,. görüyor musunuz..

Muharrem İnce “Benimle bir defa TV’ye çık. Siyaseti bırakacağım” der..

Diğer aday Seylahattin Demirtaş, “Bunu paylaş, adaylıktan ayrılırım” der.

Tayyip Bey’in rakipleri bu kadar çapsız, bu kadar ilkesiz, bu kadar plansızlar.. Bu kadar acizler..

Siz cumhurbaşkanlığına aday oldu iseniz.

Bir televizyon programına çıkma ile bu iddianızdan nasıl vazgeçersiniz?

Siz cumhurbaşkanılğını kafaya koydu iseniz, bunu zorunlu görüyor iseniz, rakibinizin bir paylaşımda bulunması ile, bu iddianızdan nasıl vazgeçebilirsiniz?

Nerede size güvenenlerin iradeleri?..

Nerede sizi cumhurbaşkanı görmek isteyenlerin talepleri?..

Demek ki..

Bütün iş, tribünlere selam çakmaktan ibaret..

“Bir programa çık.. Siyaseti bırakayım..”

Veya..

“Bir paylaşımda bulun. Adaylıktan çekileyim..”

Allah korusun, bunlar yarın bir makama gelirlerse, başkalarına da benzer tekliflerde bulunmazlar mı?

“Beni bir defa kabul et, Türkiye’yi sana satayım” demezler mi?

Aslında benim itirazlarım, kendi adıma değil..

Bu adayların, kendi mahalleleri açısından söylüyorum..

Yoksa bizim durduğumuz nokta açısından..

Hiç sorun değil..

İster adaylıktan ayrılsınlar.. İster siyaseti bıraksınlar.. İsterlerse Türkiye’den ayrılsınlar..

Hatta, isterlerse, hayal bile edemedikleri Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden ilk intiharı gerçekleştirmeyi (Düşmanıma bile önermem. Allah korusun. Bizimki; sergilenen uçukluğu ifade etmek için) denesinler..

Bana kalsa, Tayyip Bey bu solak hacı ile çıksın ekrana..

Madara etsin şu solak hacıyı..

Paylaşsın, HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın isteğini..

Böylece iki ciddiyetsiz rakipten de kurtulsak..

Şu seçime bari, bu kısır tartışmalardan arınarak girsek..

Ve sonra da.. Önümüze baksak..

Türkiye’nin dış düşmanlarına karşı, hazırlıklarımızı tamamlasak..

Bu arada boğuntuya getirmeyelim..

Eminim, siz de merak etmişsinizdir; Selahattin Demirtaş’ın, uğruna Cumhurbaşkanı adaylığından bile vazgeçmeyi düşündüğü ve Tayyip Erdoğan’dan paylaşmasını istediği sözlerini..

Aktarayım:

“Selahattin Demirtaş olarak yaptığımı iddia ettiğin ‘53 kişinin katledilmesi sözde talimatımı’ paylaşırsan söz veriyorum, senin lehine Cumhurbaşkanlığı adaylığından çekileceğim.”

Demirtaş şunu demeye getiriyor: “Benim sesim çıkmıyor. Karşı propaganda aldı başını gidiyor.. Ama gerçekler öyle değil. Ben 53 kişinin katledilmesi talimatını vermedim”.

Demirtaş, o talimatı verdi mi, vermedi, buyrun bakalım..

Cumhuriyet gazetesinin 7 Ekim 2014 tarihli nüshasından aktarıyorum.. HDP propagandisti olarak ünlenen ulusalcı Cumhuriyet gazetesindeki haber birebir şöyle:

“HDP MYK’dan acil çağrı yapıldı. Açıklamada ‘IŞİD saldırılarını ve AKP iktidarının Kobani’ye ambargo tutumunu protesto etmek üzere halklarımızı sokağa çıkmaya ve sokağa çıkmış olanlara destek vermeye çağırıyoruz. (..) Bundan böyle her yer Kobani’dir. Kobani’deki kuşatma ve vahşi saldırganlık son bulana kadar süresiz direnişe çağırıyoruz.”

Ne deniliyor, Selahattin Demirtaş’ın eşbaşkanı olduğu ve toplantıya bizzat katıldığı MYK çağrısında?

“Acil çağrı..”

Bu bir..

“Halklarımızı sokağa çıkmaya..”

Bu iki..

“Sokağa çıkmış olanlara destek vermeye..”

Bu üç..

“Süresiz direnişe çağırıyoruz..”

Bu da dört.

Nedir bunlar?

“Demokratik haktır” diye savunma yapacaklar..

Hemen cevabını vereceğim de..

“Sen önyargılısın.. Tabii ki bu açıklamayı Demirtaş aleyhine yorumlayacaksın”diyenlere..

Şu an kol kola girdikleri Muharrem İnce’nin sözleri ile cevap vereyim..

2014 yılı, Muharrem İnce ile Uğur Dündar’ın, Halk TV’de yayınlanan, halk arenası programından aktarıyorum..

Muharrem İnce, Kobani olaylarını yorumluyor:

Gelelim Kobani’ye.. Orada bir dram yaşandı. HDP sokaklara çıkın çağrısı yapmasaydı. Ben Yalova’da yaşıyorum. Geniş bir yelpazede orada bir dram olduğu zaten kabul ediliyordu. Sadece Kürtler değil,  Herkes diyordu bunu.. Buraya sahip çıkılması gerektiğine yönelik bir algı vardı. Ne zamanki bir‘Sokağa çıkın’ çağrısı yapıldı. O çağrıyı yapanlar, şimdi diyor ki, ‘Biz bunun provokasyon olacağını bilemedik. Düşünemedik’ diyor..  İyi de sen parti başkanısın, sen milletvekilisin, bunu göreceksin. Bunu düşüneceksin. Kamu binaları, okullar. Atatürk büstü.. Yahu Atatürk büstünden ne istiyorsun..”

Demek ki ne imiş?

Muharrem İnce’ye göre de, Kobani sebebi ile Türkiye’de yaşanan o sokak hareketlerinden dolayı, HDP sorumlu imiş..

“Sokağa çıkın” çağrısı yapıldığında, bunun nerelere gideceğini düşünmesigerekiyormuş..

Eğer kasıtları, insanların sokaklarda ortalığı birbirine katması, Yasin Börü gibi gencecik yardımseverlerin vahşice öldürülmeleri değil idiyse.. Sorumluluklarını bilip, istifa etme erdemini göstermeleri gerekirmiş.. Bir daha cumhurbaşkanı adaylığına falan soyunmamaları gerekirmiş..

Değil mi, Demirtaş..

Değil mi, şimdi Demirtaş ile kol kola giren İnce?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp