Aslında ölen insanlıktı - 2

Aslında ölen insanlıktı - 2


Aslında ölen insanlıktı - 2

 

 

Günümüzde “güç” hakkı söyleyen, tavrını haktan yana alanlara değil maddi gücü ellerinde tutanlara hasrediliyor. Dikkat ederseniz dünya ölçeğinde güçlü addedilenler vicdani duyarlılığını kaydedenlerden oluşuyor. Peki, gerçekten bugün kendilerini dünyanın efendisi olarak gören zorbaların ektiği zulüm, işgal, katliam ve sömürü faaliyetleri bir güç müdür? Masum insanları katleden, toplumları yoksullaştırarak onların kaynaklarına konan zorbaların bu tavırları güç olarak mı tanımlanacak? Hayır… Hayır…

Güç, hak ve adaletten yana olanların yüreklerinde yeşeren bir değerdir.

Güç, vaat edilen bütün imkânları geri çevirip la ilahe ilah diyenlerin yüreklerinde yeşeren bir değerdir

Güç, ezilenlerin yanında yer alabilen ve canları pahasına hakkı savunanların yüreklerinde yeşeren bir değerdir…

Güç, imandan çağıldayan ve orada yeşeren bir değerdir.

 

Siyahla beyazın, iyi olanla kötü olanın birbirine karıştığı bir süreçten geçiyoruz. Zorbaların ektikleri fitne, yaptıkları haksızlık, katlettikleri adalet masum gösterilmeye çalışılırken yoksul ve koca yürekli insanların göstermiş oldukları yiğitçe duruş dikkate dahi alınmıyor.

Devletin mülkünü sömüren ya da yakınlarına peşkeş çeken siyasiler, iş adamları, makam mevki sahibi kişiler saygın ve etkin kişiler olarak görülürken bir tepsi baklava çalan çocuk yaşamının en verimli çağını hapislerde geçiriyor.

İhaleye fesat karıştıran, hile ve düzenbazlıkla elde ettiği mal üzerinden ahkâm kesen kişi ya da kişiler toplumda önemli bir yere sahip olurken çocuklarına ekmek parası götürebilmek için yol kıyılarında su satan bir adam yaka paça götürülüyor ve suçlu ilan ediliyor.

Katiller, çocuk tacizcileri cezaevinde birkaç kaç yıl kalıp dışarı çıkıp topluma katılırken yoksulluğun izlerini bedeninde ve yüzünde taşıyan bir hurdacı yaka paça götürülüyor ve cezalandırılıyor.

Kendilerini özel bir noktada konumlandıran elit kesim toplumun bütün imkânlarını ayaklarına seferber ederken seksen iki yaşında bir adam hasta eşinin ilacını yazdırabilmek için çıkıyor ve polis tarafından darp ediliyor ve vefat ediyor.

Torpilciliği, adam kayırmayı, liyakatsizliği sıradanlaştıran politikacılar, iş adamları, makam ve mevki sahipleri kahraman ilan edilirken yoksulluğa maruz bırakılan kişiler başarısız olmakla suçlanıyor ve hayattan tecrit ediliyor.

İyi olanla kötü olanın, doğru olanla yanlış olanın birbirine karıştığı bir süreçten geçiyoruz. İnsanın değeri benliğinde taşıdığı değerlerle ölçülmüyor, sahip olduğu maddiyatla, edindiği makam mevkii ile ölçülüyor artık. İnsanlığın beş para etmediği bir çağda yaşıyoruz. Ne acı değil mi?

 

 

milli gazete

 

Google+ WhatsApp