Asker, siyasetten ve ticaretten uzak durmalı!

Asker, siyasetten ve ticaretten uzak durmalı!


Asker, siyasetten ve ticaretten uzak durmalı!

 

 

Fetihten sonra Bizans imparatorlarının sarayını gezen Padişah, bir ara mahzene iner...

Mahzende iniltiler duyunca ne olduğunu anlamak ister. Kapıları bir bir yoklar...

Nihayet küçük taş bir odada zayıf, yaşlı bir papazla karşılaşıp sorar:

“Bu ne haldir, sizi niye hapsettiler?”

Papaz cevap verir:

Şevketlü Padişah, arz edeyim: Muhasara başlayınca İmparator Konstantin Dragazes bendenizi huzuruna çağırdı. Şehrin Osmanlılar tarafından alınıp alınamayacağını sordu. Şimdiye kadar okuduklarıma, öğrendiklerime ve Bizans’ta yaşananlara dayanarak bu kuşatmanın son olduğunu, şehrin elimizden çıkacağını ifade ettim. Çok kızdı. Beni hem dövdürdü, hem de buraya kapattırdı. O günden beri zindanda yaşamaktayım.”

Fatih bir an düşündükten sonra sorar:

“Peki bu şehr-i Sitanbul gün olur bizim de elimizden çıka mı?”

Cevap düşündürücüdür:

“Vakta ki içinizde fesat arta, insanınız kendi menfaatine ram ola, emvalini(malını) yabancılara satanlar çoğala ve yabancıdan medet umanlar ziyade ola, şehir sizden dahi çıka.”

Fatih oracıkta diz çöküp ellerini açar:

“Yâ Râb! Dilerim böyleleri kahrına ve gazabına uğrasın!”

Yorum yok!

***

Şanlı ordu şanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın öncülüğünde Belgrad fethinden dönerken, halk yollara dökülmüş, Osmanlı ordusuna ve padişahına sevgi gösterilerinde bulunuyordu.

Fakat aksilik, yolda Padişah’ın atının üzengisi (Eyerin iki yanında asılı bulunan ve hayvana binildiğinde ayakların basılmasına yarayan, altı düz demir halka) kırıldı. Vezirlerden biri:

“Merak buyurmayınız Hünkârım” dedi, “bizim bölükte bu işe eli yatkın bir yeniçeri var, şimdi halleder.”

Az sonra genç bir yeniçeri getirdiler. Padişah’ın atının üzengisini maharetle tamir etti. O kadar ki, yenisinden ayırt etmeye imkân yoktu. Genç yeniçeri gerçekten de bu işin erbabıydı.

Bu işe Kanuni Sultan Süleyman’ın sevineceğini zannedenler, yanıldıklarını kısa süre içinde anladılar: Padişah kaşlarını çatmış, kara kara düşünmeye başlamıştı.

“Hünkârım” dedi aynı vezir, “atınız hazırdır, sevdiğiniz biniş takımı onarılmıştır, artık eskisinden sağlamdır, lütfen üzülmeyiniz.”

Padişah, üzgün gözlerini vezirine çevirdi: “Üzengiye üzülmüyorum benim vezirim, orduya esnaf karışmış, ona üzülüyorum.”

Emretti: “Üzengimizi ustaca tamir eden yeniçeriyi huzura alın.”

Genç yeniçeriyi hemen Padişah’ın huzuruna getirdiler. Padişah, yeniçeriye bir kese uzattı:

“Bu elinin maharetinin ve zahmetinin karşılığıdır. Amma ki, askerin başka işlerle uğraşması, ordunun bozulmasına alâmettir. Keseyi al ve git, kendine başka bir iş bul.Benim orduma esnaf giremez!”

Kanuni Sultan Süleyman’a göre asker ne siyasetle, ne ticaretle, ne zenaatleuğraşmalı, sadece askerliğini yapmalı, dış tehdit ve tehlikelerden vatanını, milletini, devletini korumalı, bunun için ihtiyacı olan her şey millet tarafından karşılanmalıydı.

Yakın zamana kadar ordumuz bankacılık yapıyor, hatta petrol istasyonlarında arabalara yakıt satıyordu.

Bunlardan kurtarılmış olması, Kanuni Sultan Süleyman’ın tezine uygundur.

Asker siyasetten de, ticaretten de uzak durmalı!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp