“Asın” demiyoruz, “Bize verin” diyoruz!

“Asın” demiyoruz, “Bize verin” diyoruz!


“Asın” demiyoruz, “Bize verin” diyoruz!

 

 

ABD aynı havada..

Almanya aynı havada..

FETÖ’cü darbecileri istiyoruz..

17 Aralık emniyet darbe girişiminin mimarı olan. 

Yine 15 Temmuz darbe girişiminin mimarı olan Fetullah Gülen’in iadesini ABD’den istiyoruz..

ABD’ye yerleşen diğer Fetö’cüleri istiyoruz..

Savcı Zekeriya Öz’ü.. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü’nde tarla bakmaya giden Adil Öksüz’ü, Almanya’dan istiyoruz...

Bu arada belirtmiş olalım..

Yanlış anlamayın.

İstediklerimiz, Amerika vatandaşı değil..

Alman vatandaşı değil....

İstediklerimiz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup..

Darbeye karışanlar..

“Verin şunları, yargılayalım” diyoruz.

Dikkat edin..

“Verin de asalım” demiyoruz..

Veya..

“Biz bu işlerle uğraşmak istemiyoruz, siz orada asıverin gitsin” demiyoruz..

“Ceza yargılaması için, kişinin savunması alınması zorunlu. Savunmasını alabilmek için de, kişinin Türkiye’deki mahkeme huzuruna çıkması gerekir. Başka türlü de yargılanmaları mümkün olmaz. Eğer masum iseler, savunma yaparlar, masum olduklarını gösterirler.. Beraat ederler. Ama vermezseniz, yargılama yapılamaz. Gerçek ortaya çıkmaz.. Dolayısı ile, Türkiye vatandaşı olan şu isimleri bize verin, yargılamalarını yapalım” diyoruz..

ABD’nin ilk açıklamaları, “İnceleniyor” idi..

Sonra..

“Yargı kararıdır, biz karışmayız” oldu..

“Haydi yargı karar versin, o kararı görelim” diyoruz.

Yargı “red kararı”nı da vermiyor..

4 yıldır dosya bekliyor..

Şimdi aynısını..

Almanya tekrarlıyor..

Almanya’daki Fetö’cüler için, “Verin yargılayalım” diyoruz..

Alman Başbakanı Merkel açıklama yapıyor:

“Yeteri kadar kuvvetli delil yok!”

Sanki istediğimiz adamları “İdam edin” diyoruz da.. “Yeterli delil yok” diyor..

Veya..

“Biz yargılamayı yaptık. Bu adamları mahkum ettik. Verin de, havaalanında uçaktan iner inmez, darağacında sallandıralım” diyoruz da...

Onlar da..

“Biz inceledik, yeterli delil yok” diyerek, cevap veriyorlar..

Yok böyle bir şey..

Dediğimiz, diyeceğimiz, “Verin, yargılayalım”dan ibaret..

Vermezseniz..

Yargılayamayız.

Yargılayamazsak..

“Yeterli delil olup olmadığı” ortaya çıkarılamaz..

Yargılama olmadan.. Yeterli delil olup-olmadığını, nasıl öğreneceksiniz ki?

Sonuçta da.. “Yeterli delil yok, veremeyiz” diyenlere...

Hans’a.. Merkel’e anlatamıyoruz.. 

“Yeterli delil dediğin, mahkumiyet kararında ortaya çıkar.. Daha yargılayamadık ki, yeterli delil var mı, yok mu siz de oturduğunuz yerden karar veresiniz..”

Öyle ya..

Önce adamı vereceksin. Yargılayacağız.

Sonra eğer yeterli delil yok ise...

Biz burda beraat ettiririz..

Eğer yeterli delil olmadan mahkum edersek de..

İşte o zaman çıkar, “Biz Zekeriya Öz isimli savcının avukatıyız. Yetersiz delillerle mahkum edildi. Onun adına Anayasa Mahkemesi’ne müracaat ediyoruz” dersiniz..

Anayasa Mahkemesi de aleyhte karar mı verdi?

Türkiye’de idam yok, kurşuna dizme yok..

Cezaevinde iken..

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaat ediyoruz” dersiniz..

Ama bunu yapmayıp da..

“Yeterli delil yok” mavalı ile..

O şüphelileri Türkiye’ye iade etmiyorsanız.

Aslında şunu demiş oluyorsunuz: “Bu adamların suçları çok net ortada. Türkiye’ye verirsek, bunların mahkum olacakları kesin. Ama bu adamlarla bizim Almanya olarak irtibatımız var. Biz, irtibatlı olduğumuz adamları Türkiye’ye verip, yargılatamayız, mahkum ettiremeyiz.”

Bunun dışında, ne anlamı olabilir, daha yargılama aşamasında “Yeterli delil yok” demenin?.

¥

Bir başka açıdan bakalım..

“Yeterli delil yok” diyenler..

Bizim ortaya koyduğumuz suçun failleri olarak kimi gösteriyorlar?

İç siyasette, Kemal Kılıçdaroğlu, “Kontrollü darbe” diye bir şey uydurdu..

Kendi de inanmıyor ya..

Söyleyip duruyor işte..

Sıkıysa..

Almanya da, aynısını söylesin.

“Sizdeki darbenin faili, kendi yöneticileriniz. Emniyet darbesini Zekeriya Öz yapmadı.. O masum. Başsavcıdan gizli dinleme kararları vermedi.. Teknik takipleri, kendi kafasına göre organize etmedi. Dinleme kararı verdiği işadamının parası ile Dubai’ye tatile gitmedi.. Yine Adil Öksüz, masum bir öğretim üyesi. Akıncı Üssü’ne tarla bakmaya gitmişti. Tam o güne denk getirdiniz, darbe yaptınız.. Şimdi de bu masum öğretim üyesini suçluyorsunuz.. Aslında darbede uçakları şu şu isimler kaldırttı. Tankları yürütenler, şunlar şunlar.. Adil Öksüz’ün de, onun bağlı olduğu Fetullah Gülen’in de bu darbe ile uzaktan yakından ilgisi yoktur” desin de görelim..

Bunu diyemiyorlar.

Başka bir savunma senaryosu da üretemiyorlar..

Ama..

Dünyanın gözünün önünde yapılan darbenin faillerinin belirsiz olduğunu iddia ederek, hainleri koruma ve kollamaya alıyorlar..

Tam bu noktada da..

Suçluları korudukları, tescillenmiş oluyor..

Türkiye ile “suçluların iadesi anlaşması”nı yapıyorlar..

Uygulamaya gelince..

“Suçluları iade” yerine.. Koruma altına alıyorlar..

¥

Şuna da varım..

ABD’si.. Almanya’sı..

“Bu adamlar bize sığındılar.. Siz yargılanmak üzere istiyorsunuz ama. Onlar da, ‘Biz suçsuzuz’ diyorlar.. Bu durumda, en azından, suçlamalar hakkında şüphelilerin ne dediklerini kamuoyunun öğrenme hakkı var.. Biz de bu amaçla, şüphelilerin ifadelerini alıyor, kamuoyuna ilan ediyoruz. Takdir, dünya kamuoyunundur.”

Deseler..

“Hepten peşin fikirli değiller.. Şüphelilerin yargılanmalarını engellemek için iade etmiyorlar” diye düşüneceğim..

Bunu da yapmıyorlar..

Adil Öksüz’ü karşımıza koyup, “Bak adam gerçekten tarla almaya gitmiş”diyemiyorlar..

Ve.. Yarın ABD’ye, Almanya’ya yönelik suç işleyecek kişilerin kendilerine iade edilmemesinin de önünü açmış oluyorlar!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp