Artık bu ülkenin her karış toprağı savunma hattıdır.

Artık bu ülkenin her karış toprağı savunma hattıdır.


15 Temmuz: Tarihi tersine çeviren, bin yılın mücadelesini birkaç saate sığdıran mucizedir! *Artık bu ülkenin her karış toprağı savunma hattıdır. *O geceyi hatırlayıp gözyaşı dökmeyenle yol yürümeyin. *Onlar Akdeniz’de hazırlanır, biz Fırat’ın Doğu’suna akarız

 

 

Üç yıl önce bu ülkede, coğrafyayı sarsan, dünyayı şaşkına çeviren bir mucize yaşandı. Siyasi tarihin kaydetmediği, birkaç saat içindetarihi tersine çeviren, insanlığa olağanüstü örnekler sunan, güç haritalarını altüst eden, bütün ezberleri bozan bir mucize yaşandı.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Bin yıldır bu topraklarda; Anadolu’da, Mezopotamya’da, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Akdeniz’de, Karadeniz’de, Afrika kıyılarında, “biz”e ait coğrafyanın her karış toprağına sinen, unutturuldu sanılan o direniş ruhu bir anda patladı, bir gecede bin yıllık mücadele verildi.

O gece, ABD üzerinden, Avrupa üzerinden, bölgemizdeki bazı ülkeler üzerinden Türkiye’ye saldırı başlatıldı. Kırk yıldır sistem içinde beslenen Fetullahçı Terör Örgütü eliyle başlatılan şey Birinci Dünya Savaşı sonrası en ağır saldırıydı.

Darbe değil iç savaş planıydı. Müdahale değil Türkiye’yi tarih dışına itme girişimiydi. Sadece FETÖ değil, Batı bloku saldırıyordu. Hükümet değişimi değil, rejim değişimi değil, anavatanı parçalama, Trakya ile Anadolu’yu ayırma, ülkeyi birkaç parçaya bölme projesiydi.

ERDOĞAN’I DEVİRMEK, ÜLKEYİ PARÇALAMAK, İNFAZ LİSTELERİ, TOPLAMA KAMPLARI..

İlk amaç Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirmek, Marmaris’e gönderilen suikastçılar eliyle şehit etmek, devleti işlemez hale getirmek, etnik ve mezhep kimlikleri üzerinden iç savaş başlatıp milleti birbirine kırdırmak, Türkiye’yi Suriyeleştirmek ve paramparça etmekti.

İkinci amaç; hızla büyüyen, güçlenen, kendi tarih ve coğrafya havzasına yönelen, Selçuklu/Osmanlı siyasi genetiğini harekete geçirenTürkiye’nin daha da büyümesine engel olmak, onu durdurmak hatta imha ederek coğrafyayı lime lime etme planını rahatça uygulamaktı.

15 Temmuz günü “Türkiye cephesi”ni açıyorlardı, öyle karar verilmişti. Tanklar kışlalardan çıkmış, ordu içindeki vatan hainleri sokaklara salınmış, köprüler tutulmuş, binlerce kişilik infaz listeleri hazırlanmış, on binlerce insan için toplama kampları belirlenmişti.

Milletin Meclisi bombalanmış, sivil insanlar tanklarla ezilmiş, sokakta insanlar kurşun yağmuruna tutulmuş, bir katliam başlatılmıştı. ABD istihbaratının Pensilvanya’da koruduğu o alçağın terör timleriülkemize, milletimize, vatanımıza, değerlerimize, tarihimize, birlik ve bütünlüğümüze ait ne varsa hedef alıyordu.

BİR MUCİZE GERÇEKLEŞTİ: BÜTÜN KORKULAR YENİLDİ. YÜZ YILIN MÜCADELESİ BİRKAÇ SAATE SIĞDIRILDI

Ama kimsenin hesap edemediği o mucize gerçekleşti. Milletimiz birkaç saat içinde, büyük bir öfke ile vatan ekseninde birleşti. Türkiye’nin her köşesinde yüzbinler sokaklara aktı. Kitleler tanklara, kurşunlara karşı yürüyordu. Coşku ve cesaretin örneği yoktu. Yaşlılar, gençler, kadınlar, yürekleri sağlam insanlar tarih değiştiriyor, hayatlarında silah görmemiş insanlar kurşunların üzerine koşuyordu. O gece bütün korkular yenilmişti.

Haçlı Savaşları’ndan bu yana, mücadele geleneği ile tarih yapan milletimiz, yeniden ayağa kalkmıştı. Sadece Türkiye kurtarılmıyor, bir coğrafya diriliyor, bin yıllık “Acımasız Direniş” harekete geçiyordu. Birkarşı devrim yaşanıyordu. Hem de Atlantik İttifakı’nın bütün saldırgan ülkelerine karşı, Anadolu insanı çokuluslu ittifakı dize getiriyordu.

O gece, yüz yılın mücadelesi birkaç saate sığdırıldı, küresel güç haritaları altüst oldu. O gece şehit olan, gazi olan, sakat kalan,yetim kalan, dua eden, öfkesini sokaklara taşıyan, cümlelere taşıyan, Allah’ın kalplerine müjdeler indirdiği, korkuyu unutturduğu herkes bu ülke için, bu millet için kutsaldı.

O GECE SALALARLA DİRİLDİK, VATAN KAVRAMINI 21. YÜZYILA TAŞIDIK..

O geceki fotoğraflar, sahneler, görüntüler dünya siyasi tarihinin en çarpıcı anlarıydı. Tanklar ve insanlar, kurşunlar ve insanlar, vatan ve üzerinde yaşayan insanlar konusunda dünyanın o geceden öğreneceği çok şey vardı.

O gece bütün ülkede; salalarla kendine gelen, ezanla dirilen, dualarla korunan bir millet vardı. O gece, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük saldırı geri püskürtülüyordu.

15 Temmuz; bin yıllık siyasi tarihimizin, Malazgirt’ten beri verdiğimiz mücadelenin bir özetidir, bir dönüm noktasıdır. Birinci Dünya Savaşı’nın rövanşıdır. Bir milletin çokuluslu saldırılara karşı destansı mücadelesidir, başkaldırısıdır, önlenemez yükselişidir.

15 Temmuz; “biz” olduğumuzun, yürek yüreğe olduğumuzun, omuz omuza verdiğimizin, Türkiye olduğumuzun, millet olduğumuzun, “vatan”ekseninde durduğumuzun, Anadolu olduğumuzun ilânıdır. “Vatan” kavramının 21. yüzyıla taşınan anlamıdır. Yüzyıllardır devam eden “ihanet” damarına indirilen en ağır darbedir.

O GECE ÖZGÜRLEŞMEDİR, YERLİLEŞMEDİR, YÜKSELİŞ DÖNEMİNİN BAŞLAMASIDIR.

15 Temmuz; Birinci Dünya Savaşı ile başlayan ve bugüne kadar gizlenen esaretin sona ermesidir, yüz yıl sonra yeniden var olmadır, yeni yükseliş dönemini başlatmadır, özgürleşmedir, millileşmedir, yerlileşmedir.

15 Temmuz; tarihe dönüşümüzün, kültüre dönüşümüzün, coğrafyaya dönüşümüzün, kardeşliğimize dönüşümüzün, hesaplarımızadönüşümüzün, iddialarımıza dönüşümüzün miladıdır.

15 Temmuz; artık geri dönmeyeceğimizin, gerekirse binlerce şehit verip yolumuza devam edeceğimizin, coğrafyanın garnizon devletlerine kulak asmayacağımızın, emperyal vasileri hiçe sayacağımızın, 20. yüzyılın dondurulmuş tarihini sona erdirdiğimizin bütün dünyaya ilanıdır.

15 Temmuz; Haçlı Savaşları’ndan sonra başlattığımız gibi, Moğolistilâsından sonra başlattığımız gibi, Birinci Dünya Savaşı sonrası yeni bir tarih başlattığımızın, üçüncü büyük şoktan kendimizi kurtardığımızın,omuzlarımız dik yürümeyi yeniden öğrendiğimizin, Osmanlı’dan sonra ilk kez büyük Türkiye olduğumuzun tescilidir.

15 Temmuz; “Kuşatma Yüzyılı” “Hesaplaşma Yüzyılı”na çevirdiğimizin, bir sonraki adımda “Meydan Okuma Yüzyılı”na geçeceğimizin göstergesidir. İkinci bir yirminci yüzyıla bir daha asla boyun eğmeyeceğimizin kanıtıdır.

ARTIK BU ÜLKENİN HER KARIŞ TOPRAĞI SAVUNMA HATTIDIR

15 Temmuz; ülkesini satanlara, milletini satanlara, değerlerini satanlara, tarihini ve onurunu satanlara milletimizin, Anadolu evlatlarının karşı koyuşudur. Cemaat adı altında, terör örgütü adı altında, sivil toplum kuruluşu adı altında, aydın-entelektüel sıfatı altında onlarca yıl yetiştirilenlerin, korunanların, bugünler için saklananların, zamanı gelince de harekete geçirilenlerin tarihe gömülmesidir.

15 Temmuz; O gece göğüslerini kurşunlara siper eden erkeklerin, tankların önüne yatanların, kurşunlar karşısında bir adım bile gerilemeyen kadınların, gecenin karanlığında vatan için şehadete koşanların tarihidir. Bu ülkenin her karış toprağının, köyünün, kasabasının, şehirlerinin zamanı gelince nasıl da savunma hatlarına, direniş kalelerine dönüşeceğinin örneğini verenler, işte onlar, bin yıldır devam eden direniş geleneğinin öncüleridir.

O GECE İSTİKLAL SAVAŞI YAŞANMIŞ, ‘SON KALE’ EMNİYETE ALINMIŞTIR

15 Temmuz; Amerika’sı, Alman’ı, İngiliz’i, dâhil onlarca devlete karşı, içerideki vatan hainlerine karşı verdiğimiz son istiklâl savaşıdır. O gece siyasi tarihi değiştirdiğimiz gecedir. Kûtu’l Amare’de, Gazze’de, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Sarıkamış’ta, Medine’de verdiğimiz mücadeleyi devam ettirdiğimiz gecedir.

15 Temmuz; coğrafyanın son kalesi Anadolu’nun, iki yüz yıldır ülkelerinden kovulan herkesin sığınağı olan Anadolu’nun, vatansızlara vatan olan Anadolu’nun, yetimleri bağrına basan Anadolu’nun bütün coğrafyaya yol-yordam öğrettiği, yeni istiklal savaşlarının yöntemini gösterdiği tarihtir.

O gece Allah milletimizin yanında olduğunu göstermiştir. Zafer yolunda, o büyük yürüyüşe daha sağlam, daha güçlü adımlarla devam ederken de yanımızda olacağını müjdelemiştir. “Acımasız direniş” devam etmektedir. Bu, bizim için, milletimiz için bir kaderdir..

O GECEYİ HATIRLAYIP GÖZYAŞI DÖKMEYENLE YOL YÜRÜMEYİN

Çağlar boyu asla ağlamayan, korku ile diz çökmeyen, başkalarının tarihine sığınmayan, yüzyıllardır bu topraklarda şehit verenler için bir kaderdir. Ve biz, yumruklarımızı sıkı tutup vatan ekseninde yürümeye devam edeceğiz.

O gece, Türkiye’nin siyasi öncüsü, onunla omuz omuza yürüyenler, arkasından akan milyonlar kazanmıştır. O gece, bin yıllık siyasi tarihimizin en büyük zaferlerinden biri kazanılmıştır. O gece, bu vatanı kanlarıyla sulayanlar, işte onlar, Medine Müdafaası kadar, Kudüs Savunması kadar, Çanakkale Şehitleri kadar büyüktür.

O geceyi hatırlayıp gözyaşı dökmeyenlerle asla yol yürümeyin, biz yürümeyeceğiz..

ONLAR YENİ 15 TEMMUZ’LAR HAZIRLIYORSA, ÇOK DAHA BÜYÜK BİR DİRENİŞ GELECEKTİR. AMA İÇ İŞGALCİ İHANET UNUTULMAYACAK.

Bu yazıyı geçtiğimiz yıl, 15 Temmuz’un yıldönümünde yazdım. Küçük değişikliklerle yeniden paylaşıyorum. Birileri 15 Temmuz’u unutturmaya çalışsa da, onu sulandırmaya çalışsa da biz; Türkiye, coğrafya ve dünya siyasi tarihinin en büyük direnişini unutturmayacağız, anlatmaya devam edeceğiz.

Çünkü; bugün Suriye’nin kuzeyinde, bugün Doğu Akdeniz’de, bugün Ege’den Libya’ya kadar bütün bölgede ülkemize yönelik çokuluslu cepheler kuruluyor. Tehdit ediliyoruz, çevreleniyoruz. Aynı çevrelenmeiçeride de oluşuyor. Ülkemizin 21. yüzyıla yayılan yükselişini cezalandırmaya dönük bir de iç işgalci cephe kuruluyor. Dışarıdan ve içeriden kuşatmaya çalışanlar yeni 15 Temmuz’lar, yeni imha planları hazırlıyor.

KALBİNİZİ VE ZİHNİNİZİ TEMİZ TUTUN, YUMRUKLARINIZI SIKIN. SESİNİZ VE DİZLERİNİZ TİTREMESİN.

Öyleyse çok daha ağır bir hesaplaşma yaklaşıyor. 15 Temmuz’dan daha ağırı gelecekse, daha büyük saldırı gelecekse, çok daha çetin bir direniş onları bekliyor olacaktır. Yüz yıllardır hep böyle olmuştur. Böyle bir dönemde ülkemizi yalnız bırakanlar ihanetleri ile tarihe geçecektir.

Kalbinizi, zihninizi temiz tutun. Sizi körleştirmelerine asla izin vermeyin. Yumruklarınızı sıkın. Sesiniz ve dizleriniz titremesin.Onlar Doğu Akdeniz’de hazırlık yaparken biz Fırat’ın Doğu’suna akarız. Siyasi kimliğiniz ne olursa olsun, bu coğrafyadaki bin yıllık tarihe bakın, nerede saf tutacağınıza öyle karar verin. Artık “Türkiye Ekseni” dışında bir siyasi kimlik yoktur!

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp