Araştırmak lazım

Araştırmak lazım


Sahi kim bunlar? Eşi dostu akrabası yok mu bu arkadaşların? Yahut çocukları, belki torunları?

 

Ya peki komşuları?

 

Ne bileyim mesai arkadaşları; alışveriş yaptıkları bakkal, manav, kasap? Hiç mi bir Allah kuluyla karşılaşmıyor, yüz yüze gelmiyorlar?

 

Nasıl bir arsızlıktır ki hiç ama hiç utanmıyorlar? Hâlâ nasıl bakabiliyorlar etraflarındaki insanların yüzlerine? Öylesine rezil durumlara düşüyorlar ki hiç mi acımıyor ruhları?

 

‘Gülnaz Şırınga’yı gündemine alabilen bir zekâ nasıl olur da hâlâ ekranlarda boy gösterebilir? Yetmezmiş gibi bir de kendisini savunmuyor mu? Yahu senin sokağa çıkamaman, insanların yüzüne bakamaman lazım? İstifa etmen, mesleği bırakman lazım.

 

‘İnsan’ dediğimiz varlık böyle davranıyor binlerce yıldır!

 

Kim bilir belki de kendileri gibi tiplerin bulunduğu küçük bir dünyaları vardır. Belki de hepsi aynı hastalıktan mustariptirler.

 

Olabilir!

 

Mesela 28 Şubat darbesinin medya ayağı içinde o günün kirli algısına büyük katkıları bulunan Uğur Dündar üstadımız! Geçenlerde sevgili Tuncay Özkan’la oturmuşlar ’28 Şubat’ı FETÖ yaptı’ diyorlar.

 

Yahu biriniz muhabirlerinizle onun-bunun yatak odasına baskına katılıyor, öbürünüz o odadan çıkanı ekranınızda salya sümük ağlatıyordunuz.

 

‘Ordu göreve’ diye bağıran, brifinglerde boy gösteren kimdi?

 

Hadi bunları günümüz gençliği bilmez; iyi de daha birkaç gün önce askeri vesayete aşeren Özlem Gürses’i arkalamanızı nasıl izah edeceksiniz?

 

Can Ataklı’yı mı diyeyim, Ayşenur Arslan’ı mı? Gün geçmiyor ki saçmalamasınlar, rezil duruma düşmesinler!

 

İçlerinde en masumu ‘444’ çarpanının mucidi Barış Yarkadaş dostumuz.

 

Bu tipolojinin mensupları arasında mesela İYİ Parti’de siyaset yapan bir hukuk profesörü var, Bahadır Erdem! Koca profesör ‘Fazilet Durağı yalanının mimarı İmamoğlu’na pozitif ayrımcılık yapılmalı’ diyebildi. Gerçekten merak ediyorum Erdem bu hezeyanının ardından hukukçu arkadaşlarının yüzüne hâlâ nasıl bakabiliyor? Geçende ‘Selahattin Demirtaş’a özgürlük’ çığlıkları atıyordu.

 

İstanbul Baro Başkanı’nın ‘bunak’ meselesini biliyorsunuz zaten. Program bitip barosuna döndüğünde arkadaşları onu ‘bravo başkan’ tezahüratlarıyla mı karşılamıştır?

 

Vallahi merak ediyorum!

 

Hangi birini sayayım?

 

Mesela Sayın Kılıçdaroğlu’nun ‘esrar-eroin satandan vergi alınsın’ önerisi. Kurmayları ne dedi kendisine acaba? Biri cesaretini toplayıp da uyarmış mıdır?

 

Benimki de laf! Uyarsa devam eder miydi? Bu arada kurmaylarının yapıp ettikleri de ortada.

 

Ve son bir not.

 

Bence bir üniversitemiz bu durumu araştırsın. Samimi söylüyorum, şaka yapmıyorum. Mükemmel bir sosyolojik hatta psikolojik çalışma olur. Ne yiyip içtiklerinden başlayabilirler. Ne okuyorlar, nerelere takılıyorlar, ne dinliyorlar hepsi araştırılmalı?

 

Şu da aklıma gelmiyor değil. Acaba birileri 5G üzerinden bunlara bir sinyal mi gönderiyor? O sinyal midir bunları böyle konuşturan?

 

Bak bu son söylediğim şakaydı işte. Aman diyeyim ciddiye almayınız ne olur? 

Google+ WhatsApp