Aptala yatma Okur, gerçekleri anlat!

Aptala yatma Okur, gerçekleri anlat!


Aptala yatma Okur, gerçekleri anlat!

 

 

AK Partili iktidar yıllarında önce Adalet Bakanlığı’nda önemli görevler üstlenen.

Teşkilatı ezbere bilen..

Sonrasında HSYK’ya seçilen..

Fetullah Gülen’in yargıdaki en önemli adamı gibi gösterilen..

Ara sıra yaptığı, füruata ilişkin konulardaki çıkışlar gerekçe gösterilip, “Yok yok, Gülen’in adamı değil.. Bak şu operasyonu nasıl eleştirdi” denilerek, objektif bir hukukçu olduğu propagandası yapılan..

En sonunda da..

15 Temmuz darbesi ile birlikte tutuklanan İbrahim Okur..

Yargılandığı davada öyle bir savunma yapmış ki..

O savunmayı alın..

Şu an yurtdışına kaçan FETÖ’cülerin sosyal medya hesaplarında Tayyip Erdoğan’a yapılan eleştirilerle yan yana koyun..

Bire bir aynı olduğunu göreceksiniz..

Yine..

Ulusalcıların, Tayyip Erdoğan’ı devirmek için yaptıkları eleştirilerle yan yana koyun..

“Aynısının tıpkısı” diyeceksiniz.

Nedir o söylem?

İbrahim Okur’un savunmasından aktarıyorum:

“2011 atamalarındaki ‘nurlu liste’yi o dönem Başbakanlık görevinde olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bilerek imzaladı.”

Vay vay vay..

Erdoğan, “bilerek” imzalanmış.

Yani, neredeyse çeyrek asır Adalet Bakanlığı teşkilatında çalışan, adliyelerdeki mübaşirleri bile tanıyan İbrahim Okur uyarmış da, “Bunlar böyle böyle gizli bir yapılanmadır” demiş de.

Buna rağmen Tayyip Erdoğan, “Yok yok.. Onlar iyi insanlar. Sen bilmiyorsun” deyip, o atamalara onay vermiş gibi bir algı oluşturuyor, İbrahim bey...

Şahidini de, 17 Aralık darbe girişiminden hemen sonra, genç diyebileceğimiz bir yaşta vefat eden, dönemin müsteşarı Ahmet Kahraman olarak gösteriyor..

Nasıl numara?

“10 numara”, numara!..

Şahidi mezarından çıkarıp, dinletecek halimiz yok..

O zaman, “Ahmet Kahraman şahit” de.. 

Olsun bitsin..

¥

Devam ediyor İbrahim Okur: “Devletin en üst makamında bulunanların destek verdiği, Pensilvanya’ya giderek ziyaret ettikleri, TBMM kürsüsünde övdükleri, MGK kararlarının Başbakan’ın talimatıyla kamuoyu ve kamu görevlilerinden gizli tutulduğu bu yapı ...”

Bu ifadeleri de bir yerlerden hatırlıyorsunuz, değil mi?

Evet. Bu ifadeler de, FETÖ’cülerin, kendileri ile mücadele edemez duruma düşürmek için hükümet aleyhine ters köşe propagandalarından ve ulusalcıların söylemlerinin bir tekrarından ibaret değil mi?..

Aynen öyle..

Oysa, 2 yıldır cezaevinde olan İbrahim Okur, şu muhasebeyi yapmalıydı:

“Laf yetiştirmeye çalıştığım devletin en üst makamında bulunan, seçmene hesabını verdi.. Samimi şekilde gerçeği anlattı. Girdiği seçimde de, seçmen tarafından affedildiğini gösterdi.. Peki bürokratlar bu konuda gerçekleri anlattılar mı? Eğer kandırıldıysalar, nasıl kandırıldıklarını, samimi şekilde itiraf ettiler mi?”

Bence hayır..

Bin defa hayır.

Milyon defa hayır..

¥

İbrahim Okur’un savunmalarını okuduğunuzda..

Dersiniz ki, Tayyip Erdoğan, o kadar yoğun işlerinin içinde, oturmuş Gülen grubunun adamları ile pazarlık yapmış, Yargıtay’a seçilecek üyelerin isimlerini tek tek belirlemiş!

Fetullah Gülen’in kendisi, “Erdoğan belediye başkanlığı döneminde beni Üsküdar’da ziyarete geldi. Dönüşte asansöre bindiğinde, ‘Bunların hakkından gelmek gerekir’ dediğini, bizi seven arkadaş  tesadüfen asansörde bulunduğundan, şahit olmuş, o bize aktardı” şeklinde bir Tayyip Erdoğan fotoğrafı verirken..

Yani Gülen dahi, “Aslında Erdoğan bizi sevmezdi” derken..

İbrahim Okur, “Başbakan’ın talimatıyla şu oldu, bu oldu” diyerek..

Topu taca atmaya çalışıyor.. 

Erdoğan hiç anlatmadı ama.. Dese ki: “Benim aldanmamda da.. İbrahim Okur gibi isimlerin yanlış takdimleri rol oynamıştır..” 

Ne diyebilir, İbrahim Okur?

Tayyip Erdoğan, hakim kadrolarını nereden tanısın?

Ona bilgilendirme yapan, İbrahim Okur ve benzeri isimler yanlış takdim yaparken.. 

Erdoğan, onlara rağmen, ne yapabilirdi?

İbrahim Okur yıllarca Adalet Bakanlığı’nın personel işlerinde görev yapmış..

Yargıtay’a seçilecek üyeler için, özel önem atfedilen illerdeki özel mahkemeler için, kimlerin araya girdiğini, hangi görevle özel takipte bulunulduğunu açıklamıyor..

Yargıtay’a 160 üye seçilirken, kimlerle pazarlık yapıp, sonuçta “nurlu” dediği listeyi hazırladığını açıklamıyor.

FETÖ’cülerden kimlerin bu dayatmayı yaptığını deşifre etmiyor..

FETÖ’cülerin, kendisine niçin hiçbir zaman engellemede bulunmadığını, bunun sebebinin ne olabileceğini anlatmıyor..

Tayyip Edoğan’ı suçlayarak, kafa karışıklığı oluşturmaya çalışıyor..

Ve şu savunmayı yaparak, aptala oynuyor:

“ ... bunların iç yüzünü, gizli amaçlarını bilmeden bu yapıdan bazı insanlarla arkadaş olmak ve/veya aynı işyerinde çalışmak, işin yürüyebilmesi için Bakan ve Müsteşarın bilgisi dahilinde görüşmeler yapmak suç mudur? Eğer böyle bir suç varsa başta ülkeyi yöneten siyasi iktidar olmak üzere, kamu görevlilerinin tümü bu suça iştirak etmiştir.”

Gerçekten, bu yapıdan bazı kişilerle, yapının iç yüzünü bilmeden arkadaş olduysanız.. 

Bunun için suçlanıyorsanız.. 

Gerçekleri anlatırsınız... 

Bildiklerinizi anlatırsınız.. Karşınızdakiler de, “Ne yapsın adamcağız, tüm bildiklerini, tüm olayları en ince ayrıntısına kadar anlattı” der, gereğini yapar..

Ama siz..

Zekeriya Öz’ün savcılıktan başsavcıvekilliğine geçerken, 17/25 Aralık darbe girişimini yapabilecek daha üst bir konuma geçtiğini, birçok savcıyı organize edecek bir konuma yükseldiğini, 30 yıllık merkez teşkilatında görev yapan bir hakim olarak tahmin edemiyorsanız..

“Zekeriya Öz’ü görevden aldıran benim” yalanınıza inanmamızı da beklemeyin..

Zekeriya Öz, Ergenekon’da gerçekten darbecileri takip ederken.. Milli iradeye kelepçe vurmak isteyenleri takip ederken..

Başsavcıvekili olduktan sonra, tam tersi bir safta çalışmalara başlamış ve milli iradeye kelepçe vurmaya çalışmıştır..

İbrahim Okur, buradaki rolünü tam anlatmalı..

Kendisine bu çıkış yolunu (daha doğrusu, siyasi iktidara darbe yapacak yol haritasını) kim önerdi?

Hafızasını yoklasın..

İsimleri versin..

Erdoğan’ı FETÖ’cüler suçluyor.. Ergenekoncular suçluyor. Ulusalcılar suçluyor..

Bu işi, onlara bıraksın.  Kendisi, bildiklerini anlatsın.. Şahitliklerini aktarsın!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp