Annenin güncesi

Annenin güncesi


Annenin güncesi

 

 

Birey ve toplumların yaşam şekilleri ve hayata dair beklentileri değişebilir, yer küre renklerini kaybedebilir, iklimler yer değiştirebilir fakat anneliğe dair özellikler tarih aktığı sürece hep devam eder. Bu gün sizlerle bir annenin yüreğinden dökülen ifadeleri paylaşmak istedim:

“İçine hapsolduğum mükemmel annelik miti kendimden, hissettiklerimden ve hissedemediklerimden rahatsızlık duymama sebep olmuştu. ‘Bana hiç de hayatımı O’na adayacağım gibi gelmiyor, doğurunca geçer mi acaba?’ diye sormuştum kendini çocuğuna adamış bir annenin çocuğuna. Annesinin hayatını kendisinin üzerine kurması ve kendisini doğurduktan sonra onu mutlu edecek birçok şeyden elini çekmesinin onun omuzlarına nasıl bir yük yüklediğini dinledikten sonra biraz olsun hafiflemiştim. 21 saatlik bir solukta O’nu hayatla kendimi de O’nunla buluşturduğumda tek istediğim birazcık uykuydu. Ne yüzüne bakmak geldi aklıma, ne de bir kez kucağıma almak. O açlıktan ağlama krizlerine girerken ben uykusuzluktan moraran gözlerim ve saatlerce süren sancılardan geriye kalan ağrılarımı unutmuş O’nun bir nebze rahatlamasını sağlayacak birkaç damla sütün peşine düşmüştüm. Ağladığında gözlerimi yüzünden kaçırıyordum çünkü O’nun karşısında çok büyük bir suçluluk duygusuyla eziliyordum. Açtı. Çünkü sütüm yoktu. Ağlamaktan yorgun düşüp uyuyakaldığında yapabildiğim tek şey O’na bakarak özür dilemekti. O’na bakıyordum, onu uyurken izlemek değil, sadece bakıyordum. Çünkü tüm gün benim yüzümden aç kalmış, ağlamaktan bitap düşmüş O’na karşı hissettiğim tek şey beni yiyip bitiren bir sorumluluk duygusuydu. Ne yüzüne bakmıştım o günlerde sevgiyle, ne de ellerine dokunmuştum. Sadece O’nu doyurmak ve O’nu bu denli ağlatan sıkıntısı neyse onu koparıp almak istiyordum O’ndan. Sonunda sütüm gelmişti ve bebekli hayat biraz olsun içime sinmişti ama hâlâ yaptığım tek şey büyük bir görev bilinciyle yapmam gereken ne varsa hızlıca ve üzerine hiç düşünmeden peşi sıra yapmak oldu. Sürekli emziriyor, doyup uyuduğunu gördüğümde ise hayatımın bu denli değişmesinin getirdiği şok ve panikle biriken işleri yoluna koymaya çalışıyordum. Neredeyse 40 küsur gün geçmişti. O’nun yüzüne ilk defa gerçekten baktım. Kime benziyordu, geceleri tekmeleriyle uykumdan uyandıran gerçekten bu muydu, aradaki ilişkiyi kurmaya çalışıyordu beynim. Canhıraş sorumluluk ve görevler dünyasından usul usul çıktım. Gözlerine baktım, ellerine dokundum, kulağına fısıldadım. Anne oldum.”

 

milli gazete

Google+ WhatsApp