Annelik fıtri bir gereksinimdir

Annelik fıtri bir gereksinimdir


Annelik fıtri bir gereksinimdir

 

 

Elli yaşlarında bir hanım… Özel hazırlanmış bir kumaşla göğsüne bağladığı köpeğini şefkatle taşıyor… Kadın köpeğin başına yavaşça dokunuyor ve ona güven vermeye çalışıyor. Köpeği bir hayvan olarak değil, sevgi ve ilgi yatırımı yaptığı bir varlık olarak görüyor.

Sonradan öğrendiğime göre kadın beş yıl önce ihanete maruz kalıp eşiyle yollarını ayırmış, boşandıktan sonra kiraladığı tek odalı evinde emekli maaşıyla kıt kanaat geçinmeye çalışıyormuş. Kadın, emekli maaşının bir kısmını köpeğine ayırır ve onunla ilgili hiçbir şeyi ihmal etmemeye özen gösterirmiş.

 Kadın, akrabaları ile bütün bağlarını koparmış, kapısını çalabileceği bir tek arkadaşı dahi kalmamış. Bütün beklentilerini kucağında taşıdığı hayvana yöneltmiş ve ölümünden sonra ona bakabilecek birini dahi aramış. Kadın kucağında taşıdığı varlığın bir hayvan olduğunu unutmuş, ona insan payesi verip hayaller dünyasına açılmış. Kadın artık ne insanları görebiliyor ne olaylara odaklanabiliyor. Acıyla yüzleşmemek için algılarını kapamış ve insanları umursamaz hale gelmiş.

Kadın artık ne hüzünlenebiliyor ne de sevinebiliyor…

Anneliğin fıtri bir gereksinim olduğunu ve bunun kadını üst bir konuma taşıdığını hep dile getirmişimdir. Yirmi yıl önce gerçekleştirdiğim eğitim çalışmalarında hanım kardeşlerim bu ifadelerime katılır ve anneliğin kazanımlarından örnekler verirlerdi. Bugün genç bireylerle yaptığım çalışmalarda bazı gençlerimizin “anneliği tercih etmeme haklarının olduğunu ve bu şekilde kendilerini daha özgür hissedebileceklerini” ifade ettiklerine şahit oluyorum. Sekülerizmin etkisinde kalan bu çocuklar olaya bir Müslüman gözlüğü ile değil, Batılı gözlüğü ile bakıyorlar fakat farkında değiller.

İnsanoğlu dünyaya belli ihtiyaçlar dahilinde geliyor. Mesela inanmak bir ihtiyaçtır, kişi iman etme gereksinimini doğru yöne tevcih etmediğinde, tapınabileceği sahte ilahlar ediniyor ve hakikat çizgisinden uzaklaşıyor. Sebepleri, şahısları, eşyaları, şehirleri, toprağı, taşı kutsuyor ve bu nesnelere ilahlık payesi vererek ruhunu teskin etmeye çalışıyor ama nafile!.. Sevme ihtiyacı insana yaratıcıyı ve onun rızasına uygun şekilde yaratılmışları sevebilmesi için bahşedilmiş bir duygudur. İnsan bu duyguyu doğru alana kanalize etmediğinde haramı, fuhşiyatı da sevmeye başlıyor, pusulayı şaşırıyor. Bunun gibi insanın dua etme, ibadet etme, kendi türüyle yakınlık kurma, anne baba olma aile kurma ve yeme içme gibi gereksinimleri vardır. İnsanların evlenmeme ya da çocuk sahibi olmama hakları vardır ancak fıtrata uygun olan anne baba olmak ve doğan çocuğu terbiye edip hayata hazırlamaktır. İster kadın olsun ister erkek olsun, doğru olan budur.

Eğitimciler annenin çocuk üzerindeki etkilerini sık sık dile getirir ve doğru bir annenin çocuğa katkılarından bahsederler. Oysa çocuğun da anneye sayısız katkıları vardır. Anne çocuğun eğitim ve terbiyesi ile meşgul olurken, fedakârlığı, karşılıksız sevmeyi, sabretmeyi ve katlanmayı öğrenmektedir. Anne çocuğu terbiye ederken birçok deneyimler edinmekte ve bu deneyimleri pratik yaşamında kullanabilmektedir. O nedenle genç bireyler anne ya da baba olmaktan kaçınmamalı ve bunun getirdiği kazanımlardan faydalanmalıdırlar.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp