Anneannenin mektubu

Anneannenin mektubu


Anneannenin mektubu

 

Sevgili Ali,

Sabahın ilk ışıkları ile karşıladık seni… Ağlıyordun, korkuyordun, titriyordun… Uzunca bir hasretin ardından sımsıkı sarıldım sana. Pembe bir tomurcuğu andıran masum yüzüne uzun uzun baktım… Yorgundun, objelere karşı son derece yabancıydın… Gözbebeklerinde konaklayan umutla bakıyordun yüzüme…

Dokuz aydır beklediğim gün nihayet gelmişti… Sırtımda ne kadar yük varsa hepsini attım ve bir kuş kadar hafifledim. Hayata seninle birlikte başlamış gibiydim… Medeniyetlerin olduğu gibi insanların da bir tarihi vardır derler benim tarihim artık ikiye ayrılıyordu. Senden öncesi ve senden sonrası… Gelişinle her şeyin rengi, tadı ve şekli değişmişti. Suyun tadı başkaydı o gün, ekmek her zamankinden daha lezizdi, yaşadığımız mekân bir gül bahçesine dönüşmüştü.

Çiçeklerin dilini gelişinle çözdüm, güneşin yakın bir dost olduğunu gelişinle anlayabildim… Gözbebeklerinde koca bir sevgi şehri vardı ve ilginçtir o şehri gören sadece ailen olarak bizlerdik. Yüreğindeki sevgi ve alnındaki umut tomurcukları ile yalnız ve masum dünyamıza nihayet katılmıştın…

 

Sevgili Ali,

Sen bizim hayallerimizde büyüttüğümüz biricik yavrumuzdun. Seni görmeden senin adına hayaller kurmuştuk. Sabahın ilk ışıkları kadar duru yüreğin, ay ışığı kadar parlak yüzün ve kirlenmemiş bakışların neşemize neşe kattı ve sana sarılırken senin adına kurduğumuz o hayalleri yeniden düşündük… O zamanlar henüz dünyaya gelmemiştin… Bakışlarını, afacanlığını, bitmeyen taleplerini ve ufuklara doğru açılan kanatlarını hayal edip yüreğimizde genişçe bir yer açmıştık sana. Ve geleceğin günü iple çekerken her lahza bir yenisini eklemiştik hayal dünyamıza. Nihayet vuslat anı gerçekleşti ve gelişin yüreklerimizde çiçekler açtırdı.

Sevgili Ali,

Bu sabah kirlendiğini düşündüğüm dünya bir başka göründü gözlerime… Güneşin ışıkları daha berraktı, ufuklarda beliren kızıllık ruhuma ve bedenime akan bir hayat suyuydu artık.  Bu sabah kuşların her zamankinden daha şen öttüklerini fark ettim, bu sabah bir başka açtı çiçeklerin yaprakları… Senin gelişinde gökyüzü mavinin en özel tonunu seçti, yağmur ahenkli sesi ile aktı yüreğime. Katran karası gece senin gelişinle aydınlığa dönüştü, kötü olan ne varsa silindi zihnimden. Çünkü artık sen vardın…

Biliyor musun ilk defa toprağın bu kadar zengin olduğunu hissettim, rüzgârın nağmelerini ilk defa ayırt edebildim, denizin ruhumu dinlendiren bir dost olduğunu ilk defa görebildim. Bu sabah dünya en nadide renklerin ve en özel kokuların birleştiği bir mekâna dönüştü gözümde. Varlık âleminin kalbine konaklayan sevgi gelişinle birlikte daha da ziyadeleşti ve sana olan şefkatimin arttıkça arttığını hissettim.

Sevgili Ali,

Bu sabah ilk defa dünyanın döndüğünü fark ettim. Sevginin gücünü bütün hücrelerimde hissetme imkânı buldum. Hayatın bir gemi olduğunu ve bizlerin de bu gemide yolculuk yapan fani yolcular olduğumuzu düşündüm. Yol elbette meşakkatliydi fakat aramıza katılmanla her şey sevgiye boyanmış ve kötü olan ne varsa silinip gitmişti. Gözlerinden sızan sevgi zerrecikleri bütün dünyamı kuşatmış ve hayata daha farklı bakmaya başlamıştım. Çünkü artık sen vardın. Senin sevgi yüklü bakışların, ufuklara doğru yol alan hayallerin vardı. Senin kirlenmemiş benliğin ve genetik kodlarında taşıdığın hasletlerin, cennetin kokusunu taşıyan özün vardı. O yüzden bu sabah ilk defa hayatımdan çıkardım hüznü. Ve yokuşlara tırmanmanın aslında sanıldığı kadar zor almadığını anladım. Çünkü artık hayatımda ve hayatımızda sen vardın…

 

 

milli gazete

Google+ WhatsApp