Anlayabiliyor musunuz?

Anlayabiliyor musunuz?


Anlayabiliyor musunuz?

 

 

Filistin, dünyanın en gelişmiş silahlarına sahip zalim ve despotların hedefindeki ülke... Filistin evlerine bombalar yağan çocukların ülkesi... Eğer kulak verirseniz onların çığlıklarını duyabilir ve çaresizliğin izlerini okuyabilirsiniz. Eğer gözlerinizi çevirirseniz o çocukların sitemkâr bakışlarını görebilir ve ellerinden tutabilirsiniz. Savaşın bitmediği şehrin çocuklarıdır onlar. Filistin ise ölümü öldürenlerin yaşadığı şehir...

Bir asırdır sağanak sağanak yağan ateş yağmurunun altındaki Filistinli halkın dramını empati yaparak anlayamazsınız. Orada ölüm, kan, işkence ve bitmek bilmeyen bir dram vardır... Düşünün gecenin bir vakti Siyonist askerler geliyor, evinize giriyor, eşinizi, ağzı süt kokan çocuklarınızı alıp götürüyor. Oğullarınızı yaşamının en verimli çağında hunharca katlediyor,  istediği vakit gelip katliamlar yapıyor, sizi evinizden, yurdunuzdan çıkarıyor, topraklarınızı işgal ediyor. Anlayabiliyor musunuz? Filistin’de bitmek bilmeyen bir savaş var. Bitmek bilmeyen bir öfke ve büyük katliamlar var. Anlayabiliyor musunuz? Suça bulaşmadınız, suçlu değilsiniz... Ama kurşunların nereden ve hangi saatte geleceğini kestiremiyorsunuz, ölüm kusan silahlar hemen her yerde karşınıza çıkıyor. Endişesiz geçen gününüz yok… Mahallenizden bitmek bilmeyen ağıtlar yükseliyor ve siz sesinizi kimseye duyuramıyorsunuz.  Her dakika cenaze merasimleri oluyor, şehitler dünyayı terk-i diyar ederken mücadeleyi sürdürmek geride kalanlara düşüyor.

 

Biliyorsunuz, az ötede Müslüman kardeşleriniz var ancak yalnızlığa terk edilen siz onların varlığını hissedemiyorsunuz. Siyonist askerler camilere girip sizi katlediyor, su kaynaklarınızı kesiyor, size ulaşmak isteyen kardeşlerinizi engelliyor ve siz elleri kolları bağlanmış bir mahkûm gibi yaşamaya mecbur bırakılıyorsunuz. Mescid-i Aksa esaret altında, Kudüs esaret altında, Siyonistler ise topraklarını sürekli genişletiyor. Evleriniz işgal ediliyor, yılda 20-25 bin İsrail yerleşimi sizin topraklarınıza bizzat yapılıyor. Anlayabiliyor musunuz?

 ABD Başkanı Müslümanları hiçe sayıp kameraların önüne geçiyor ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını söylüyor ve ABD büyükelçiliğin Kudüs’e taşınması talimatı veriyor. İsrail ile Filistin arasında sorunlara yeni bir perspektifle bakmak gerektiğin söyleyen ABD Başkanı bir de utanmadan çıkıyor ve İsrail ile Filistin arasındaki barış süreci için çok ümitliyim diyor. Nasıl olacak? Ya kardeşim siz bu insanların yurtlarını işgal ediyor, evlerini yıkıyor, sularını kurutuyorsunuz, sokakları yaşanmaz hale getiriyor, oğullarını kızlarını katlediyorsunuz sonra bir de utanmadan kalkıp uzlaşmadan, barıştan, eşitlikten söz ediyorsunuz? Müslümanlar sizinle nasıl ve ne şekilde uzlaşabilecekler? Bir asırdır verilen kayıpların hesabı ne olacak?

İsrail işbirlikçisi ABD’nin desteğini alarak Filistin topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Kudüs’ün başkent ilan edilmesi, Golon Tepeleri ile ilgili yapılan açıklamalar İslam toplumlarının öfkesini çekerken güç zehirlenmesine tutulan ABD ve İsrail, Büyük İsrail hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar. Fakat biz şunu biliyoruz kanla yazılan bir tarih sahibine ne huzur ne de sükûnet getirir. Ve bu zevatlar bilmelidirler ki Filistin asla kaybetmedi, Filistin bütün imkânlarını seferber ederek zulmün karşısında durmakla kazandı... Filistin ölümü göze alarak bayrağı bırakmadı bu bir gerçek!

 

milli gazete

Google+ WhatsApp