Anlat anlatabilirsen

Anlat anlatabilirsen


Batı’da herhangi bir şehre gitseniz, birkaç yaşlı bulup onlara şöyle deseniz:

Bizim ülkemizde 65 yaş ve üstü insanlarımızın sokağa çıkması yasak.

Polisimiz, jandarmamız, din görevlimiz, gönüllülerimiz onların emrinde.

Ne isterlerse ayaklarına kadar götürüyoruz.

Parası yoksa, ihtiyaçlarını devletimiz karşılıyor.

Gözleri fal taşı gibi açılmaz mı?

Cennet mi orası demezler mi?

Gerçekten böyle bir ülke var mı diye hayrete düşmezler mi?

Mesela Londra’ya gitseniz, sokakta çevirdiğiniz insanlara şöyle deseniz:

Bizim ülkemizde korona testi bedava yapılıyor.

Pozitif çıkması halinde hemen hastaneye yatırılıp hiçbir ücret alınmadan tedavi ediliyor.

Zengin-fakir fark etmiyor, herkes için aynı tedavi protokolü uygulanıyor.

İnanmakta zorlanmazlar mı?

Nasıl bir ülkeniz varmış öyle’ demezler mi?

Oradan İtalya’ya geçseniz ve karşılaştığınız insanlara şöyle deseniz:

Bizim maske ihtiyacımız yok. Devlet bedava dağıtıyor.

Salgın tedavisinde kullanılan her türden ilaç, elimizde fazlasıyla var, hatta size de gönderdik.

Öylesine büyük hastanelerimiz var ki, yoğun bakım ünitesi dahil hiçbir sıkıntı çekmiyoruz.

Tüm hastalarımıza yetecek solunum cihazımız da var.

Ne düşünürler acaba?

İnanmakta güçlük çekerler mi?

Oradan New York’a geçseniz. Ceset kokuları nedeniyle akbabaların gökyüzünü işgal ettiği New York’a. Sağlıkçıları bulup şöyle deseniz:

Biz sağlık çalışanlarımıza en kaliteli maskeleri veriyoruz.

Ve dahi en güvenilir tulumları, eldivenleri.

Üzerlerine titriyoruz onların, her gece pencerelerimizden alkışlıyoruz. Minarelerimizden onlar için dua sesleri yükseliyor.

Aval aval bakmazlar mı?

İmrenmezler mi?

Oradan Paris’e geçseniz. Arka sokaklarda dolaşıp, rastladığınız insanlara şöyle deseniz:

Bizim ülkemiz, başka ülkelerdeki vatandaşlarını özel uçaklarla alıp getirdi.

İsteyen bir tek vatandaşımız, ülkesinin dışında kalmadı.

Gelenleri 14 gün boyunca özel misafirhanelerde ağırladı, her ihtiyacını karşıladı.

Ne der ne yaparlar acaba dinlerken?

Neresi orası diye merak etmezler mi?

Şükürler olsun ki böyle bir ülkenin vatandaşıyız.

Yok mu sıkıntılarımız? Var elbet!

Tarihin en büyük felaketiyle boğuşuyoruz.

Birinci önceliğimiz hayatta kalmak.

Onu da başaracağız inşallah.

Ve son bir not.

Biz onlara bunları söylerken, içlerinden biri çıkıp da şöyle dese:

Yahu ne yalancı adamsın. Nerede dünyanın en büyük, en gelişmiş hastanesi?

Sonra da Zeydan Karalar’ın hastane diye servis ettiği o ucubeyi gösterip ‘bu mu’ diye sorsa ne yaparız? Nasıl anlatırız?

Düşünmedim değil doğrusu?

Öbürü de çıkıp, ‘ulan ne maskesi ne solunum cihazı ne yaşlısı? İstanbul’da otobüsünüz bile yok. İnsanlar üst üste yolculuk yapıyor, dalga mı geçiyorsun’ dese?

Ne yaparız, nasıl izah ederiz?

Bir diğeri çıkıp, ‘belediyeniz hastane yolunu asfaltlayamıyor, şaka mısınız’ dese!

Valla der mi der!

Google+ WhatsApp